turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİKTATÖRLÜĞE GİDEN YOLLAR YETKİLERDEN GEÇİYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 EKİM 2016

Ülke yönetiminde hangi kademede olursanız olun görev ve yetkilerinizi sınırlayan yasalar vardır. Ne zaman görev ve yetkilerinizi aşar ya da görev ve yetkilerinizin sınırsız olmasını istersiniz siz artık bambaşka bir yönetici olursunuz.

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmak bir kişiye sonsuz yetki kullanmak hakkı vermez. Bu makamda oturan kişiyi de sonuçta bağlayan yasalar vardır. Çoğu zaman bizim gibi ülkelerde bu yetkiler zaman zaman aşılmış olsa da yetkilerin aşılması Recep Tayyip Erdoğan'a kadar yine de sınırlı bir ölçüde kalmıştır. Recep Tayyip Erdoğan'la birlikteyse yasaların bağlayıcılığı ortadan kalkmış, halk oylamasıyla cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturur oturmaz muhteremin ilk sözü alışılmış cumhurbaşkanlarından olmayacağını söylemek olmuştur.

Muhterem kendisini TBMM'nin de üstünde görmüş, bu yüzden de TBMM'nin görev ve yetkilerini de kullanır olmuştur. Zaman gelmiş TBMM'yi buzdolabına kaldırmaktan da söz ederek görev ve yetkilerini yasalardan almayıp fiili gücüne dayandırarak kullanmıştır.

Böylesi bir durum geniş çevrelerce tartışma konusu olmuş, gelen eleştirilere karşı ise "ortada fiili bir durum var, bu fiili durumu yasalara uyduralım denilmiştir.

AKP iktidarı tamı tamına 14 yıldır cumhuriyet ve cumhuriyetin değerleriyle çelişen bir yönetim anlayışını ülkeye dayattığı için ülkemizde ne Anayasa'nın, ne de yasaların bir hükmü kalmamıştır. AKP'nin demokratik anlayışa göre bir yönetim anlayışına sahip olmaması ister istemiz ülkemizde yaşanan siyasi krizi sürekli hale getirmiştir. Anayasa ve yasaların işlemediği kısaca demokrasinin olmadığı bir ülkede fırsatı bir fırsat olarak gören Fethullah Cemaati 15 Temmuz tarihinde bir darbe girişiminde bulunmuşlar, ancak darbe girişimi başarısız olmuştur.

Bugün bu darbe ile ilgili olarak TBMM bir araştırma komisyonu oluşturmuş, sözü geçen komisyon tam anlamıyla görevini yapamasa da yerine getirmek istediği görev sırasında yaşanan tartışmalar da göstermektedir ki, sözü geçen darbe ile ilgili olarak gizle kalması, kamuoyu ile paylaşılması istenmeyen yanları var. Zaten iktidar ve Recep Tayyip Erdoğan'a göre bu darbe onlar için bir lütuf olmuştur.

Özellikle belirtmemiz gerekir ki bir darbe girişiminin birilerinin işine bir lütuf gibi yaraması gerçekten de düşündürücüdür. Tartışmalarda bilinmeyen şeylerin başında da bu durum gelmekte, iktidarın ve sarayın darbe girişimi ile ilgili olarak bilgi sahibi oldukları izlenimi doğmaktadır.

Bir iktidar düşünün ki darbeden bilgi sahibidir ve darbeyi önlemek için gerekli tedbirleri almamış ve onca yurttaşın canına ve ülkenin varlıklarına mal olan bir fiili durum yaşanmıştır. Diyebiliriz ki salt bu yüzden bile iktidarın hesap vermesi ve bu darbeyi nasıl lütfe çevirdiğini halka anlatması gerekir.

AKP ve saray iktidarının tabiî ki de bir sorumluluk sahibi olduğu düşünülemez. Sözünü ettiğimiz AKP ve saray iktidarı yaşanan her durumu kendi çıkarım için nasıl kullanırımın hesabı içindedir.

Olup bitenlerden sonra yaşananlara baktığımız zaman gerçekleri görmekte kuşkusuz zorlanmıyoruz. 1 Temmuz tarihinden 10 Ağustos tarihine kadar AKP ve saray bütün yurtta hemen her gün yaşamı durdurmuş ve iktidar desteği ile mitingler ve gösteriler gerçekleştirmiştir. Bir yandan da başta ordu birliklerinin önü olmak üzere pek çok önemli yer belediyelerinin çöp kamyonları ile kapatılarak iktidar ve saray gövde gösterisinde bulunmuştur.

Arkasından gelen OHAL'le birlikte ise TBMM tamamıyla devre dışı bırakılarak sarayın her emri; hükümet tarafından Olağanüstü kararnamelere dönüştürülerek iktidar kendisi gibi düşünmeyenlere karşı öç alma yoluna gitmiştir. Olup bitenleri saymamızın gereği yoktur, çünkü yaşadıklarımız bütün ülkenin gözleri önündedir.

Biliyorsunuz; dün Cumhuriyet'in 93. Yılı idi. İktidarın cumhuriyete karşı alerjisi olduğu için ilk işi yasaklar oldu. Ancak yine de cumhuriyeti kutlamak isteyenlerin karşısında zora düşmemek için iktidarın; Osmanlı karışımı kimi törenlerine Ankara'da olduğu gibi tanık olduk. 15 Temmuz sonrası çöp kamyonları alışkanlığı olan İ. Melih Gökçek yine ana yollara ve kendileri için tehlike olabileceği düşünülen yerlere çöp kamyonları yerleştirmeyi unutmadı. Bütün bunlara karşın iktidarın aksine bütün kentlerde canlı bir cumhuriyet kutlaması gerçekleştirildi.

Son bir konuya daha değinip yazımızı bitirelim. OHAL kararnamesiyle rektör seçimi kaldırıldı. Bundan böyle rektör seçimini sonsuuuuuuuz yetkilerle kendisini donanımlı sayan Recep Tayyip Erdoğan, bu işi de üstüne almış bulunuyor.

Yetki sonsuz, bu durumda bu yol nereye çıkar mı diyorsanız söyleyelim:

Açıktan açığa dinci, gerici, şeriatçı faşist bir diktatörlüğe çıkar biline…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA