turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BÖLÜNECEKMİŞİZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 EKİM 2016

AKP iktidarının ve sarayın ipliği iyice pazara çıktı. OHAL'le birlikte çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle demokrasi anlayışının dibine iyice çökelek suyu dökmüş bulunuyorlar. Çıkarılan kararnamelerle yurttaşlarımızın hak ve özgürlükleri ayaklar altına alınıyor. Yasa tanımaz bir keyfilikle on binlerce kişi işlerinden edildiler, savunma haklarını bile kullanamaz hale getirildiler. Savcısı bir başka alem, siyasetçisi çok daha başka bir alem. Adam savcı mı değil mi belli değil. Bir sanığı sorgularken uyması gereken kurallara değil de Diyanet'ten görüş almaya kalkışıyor. AKP ve saray sultasındaki siyasetçiler ise yurttaşların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Bahçeli hangi pazarlıkların sonucu AKP ve sarayın görüşleriyle görüşlerini örtüştürdü sormaya bile gerek yok.

7 Haziran seçimlerinden sonra seçim hükümetinde görev alan Tuğrul Türkeş'e demediğini bırakmadı, ancak Bahçeli'nin tutum ve davranışları Tuğrul Türkeş'i diyebiliriz ki kat kat sollamış durumda. Yine Bahçeli hangi itilmenin sonucu başkanlık sorununu gündeme taşıdı anlamış değiliz. Yaptığı şey bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü anlayışı ile tıpatıp örtüşüyor. Bir zamanlar başkanlık tartışmalarında başkanlığın ülkeyi böleceğinden söz edilirken şimdi bir adım öne geçtiğini düşünen AKP ve saray iktidarı yurttaşlara; "Başkanlık gelmezse ülkenin bölünme tehlikesi var" diyebiliyorlar. Bu sözü önceki gün başbakanlık koltuğunda oturan Binali Yıldırım söyledi.

Ülkemizde güven duyulmayacak denli bozulmuş siyasetçiler yüzünden yığınlar sürekli olarak kandırılıyor. Bölünme konusunda duyarlı yurttaşları kandırmak için her ne hikmetse bu dinci, gerici, şeriatçı ve faşist takımı hep aynı oyunu oynayarak yurttaşları tuzağa düşürüyor. Neymiş efendim; eğer başkanlık gelmezse imiş ülkemizin bölünme tehlikesi varmış. Ben kendimi bildim bileli sağcı, dinci, şeriatçı ve faşist çevreler bölünme korkusuyla sürekli olarak geniş halk yığınlarını kandırdılar. Bu çevreler; ülkenin bölünmesi ile ilgili olarak her dönem bir pislik bulaşmış ipe sarılarak propaganda yaptılar.

Sonuç itibariyle bölünme konusunda duyarlıymış gibi görünen sağ, dinci, şeriatçı ve faşist iktidarlar ne yazık ki bölünmeyi ortadan kaldıracaklarına bölünmeyi daha bir görünür hale getirdiler. Çünkü izledikleri politika her dönem ülke yararına değil de emperyalist dünyanın çıkarları doğrultusunda işledi. Bölünme ile ilgili olarak belki de en son konuşacak kişi Binali Yıldırım gibilerdir. Çünkü Binali Yıldırım gibiler ülkemizde adaleti ve eşitliği kökten sarsan ve dünyalıklarına dünyalık katan kişiler olarak kalmamışlar, aynı zamanda da dış güçlerin piyonu olmak bağlamında politikaların en kararlı savunucuları olmuşlardır.

Ülkeyi yağma Hasan'ın böreği haline çevirmiş olanlar; tıpkı yavuz hırsız örneğinde olduğu gibi bir de çıkıp bu bağlamda suçsuz günahsızları suçluyorlar. Bu çevrelerin gözleri öyle dönmüş öyle dönmüş ki, iktidar yetkilerini bir kişinin kullanımına vermek için habire çırpınıp duruyorlar. Oysa bugün ülkemizdeki gerginliğin en önemli nedeni iktidarı tek başına ve istediği gibi elinde tutmak ve kullanmak olarak anlayan Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat kendisinin tasarrufları yüzünden ağır sorunlar yaşanmakta, çok daha büyük tehlikeler kapımızda beklemektedir.

Duyarlı bir konu üzerinden MHP'yi evcilleştirme kurnazlığı güden ve MHP'nin başkanlık yolunda oylarını çantada keklik gören Binali Yıldırım'ın bu sözlere sarılmasının içyüzünü anlamak bu kadar mı zordur da bazıları bu tuzağa kolaylıkla yakalanabiliyorlar? Ya da şöyle diyelim; başkanlık ülkemize, ülkemiz insanına, demokrasiye, hak ve özgürlüklere ne gibi çözümler getirecek de ülkenin bölünmesi önünde bir engel işlevi görecek; buyursun Binali Yıldırım açıklayabilirse açıklasın görüşlerini de görelim. Öyle hamasi sözlerle yurttaşı faka bastırma siyaseti bugüne kadar nasıl bir işe yaramadıysa bundan sonra da yaramayacaktır.

Sayın Binali Yıldırım; ülkeyi daha da büyük bir bilinmezin içine iten başkanlığı savunup duracağınıza ya, önce zatıaliniz başta olmak üzere AKP ileri gelenleri nasıl zenginleştiniz çıkıp bir açıklayın açıklayabilirseniz. Daha dün size Karun gibi zengin oldular suçlaması yöneten Numan Kurtulmuş Beyin varsa yüreği çıkıp ne anlatmak istediğini bir açıklasın halka açıklayabilirse. Gerçekte durumunuz içler acısı amma velakin sizlerde; tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi oyun çok. Bu oyunu yutturamadınız hemen başka bir oyunu sahneye koyuveriyorsunuz. Bu da mı olmadı, yurttaşları korkutup yıldırmak için baskı yapmak ve onlara kumpaslar kurmaktan bile çekindiğiniz yok. Hem bütün bunları yaparken de Müslüman geçiniyorsunuz.

Haritanız yok, pusulanız kalmamış. Çevreniz sayısız hainle dolu. Kurtuluş Savaşı'nı ve Kurtuluş Savaşı'nın önderlerini kötülemek yolunda atmadığınız takla kalmadı. Hani şu tarihçi geçinen tarihçi bozuntusu Mısırlıoğlu'nuz var ya o muhterem açıktan açığa ülkenin işgalini ve Yunanlıları savunuyor ama her ne Hikmetse sarayın baş konuğu olarak ağırlanıyor. Çivisi çıkmış, vidaları yalama olmuş, paslı bir demir yığınına dönmüş makineye benziyorsunuz. İşte bu yüzden hem de uzak olmayan bir zaman dilimi içinde bütün bilyeleriniz dağılacak ve bütün aksamlarınız kırılıp, bükülüp ortalığa saçılacak.

Aslına bakarsanız bölücünün ta kendisi sizsiniz. Sizin iktidarınız döneminde yoksulluk arşı alaya çıktı. Kendi istatistiklerinizde bile 15 milyon yurttaşın gerçi siz bunu övünmek için söylüyorsunuz ya yardım yapılarak yaşadığı açıklanıyor. İnanç ayrılıklarını ve etnik köken ayrılıklarını sürekli kaşıyıp duran da sizsiniz. Bu durumda başkanlığı ülkeye getirirseniz ülkenin bölünme tehlikesini varın açıklayın nasıl önleyeceksiniz bizde anlayalım değil mi?

Ortaya koyverdiğiniz cırılçıplak bir yalanla mübarek yalanınız soğuktan zatürre olursa maazallah ne yaparsınız sonra hı ne yaparsınız?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA