turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CUMHURİYET'E OPERASYON

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

01 KASIM 2016

Dün Cumhuriyet Gazetesi'ne operasyon yapıldı. Yöneticiler de içinde 18 kişi gözaltına alındı. Yapılan bu operasyonu ne bizler oydu, buydu, şuydu diye geçiştirebiliriz ne de AKP ve saray iktidarı. Bu konunun özü şudur: AKP iktidarı tamı tamına 14 yıldır Cumhuriyete karşı operasyon yapmakta ve son noktayı koymak için de gemi iyice azıya almış bulunmaktadır. Dünkü operasyonu; PKK ve Fethullahçıları bahane ederek gerçekleştiren iktidarın gerekçesini haklı kılacak en küçük bir şey olmamasına karşın, yığınların tepkisinden korkulduğu için bu yönde açıklamalar yapılıyor. Ancak gerçek durum bambaşka olup doğrudan gelinen noktada rejim değişikliğinin açıktan açığa ilanından başka bir şey değildir.

Numan Kurtulmuş için çok şey yazabiliriz de gereksiz. Üstelik bu adamın profesör olduğunu da unutmayalım. Dün hükümet sözcüsü olarak bir açıklama yaptı. Hangi nedene bağlı böyle bir açıklama yaptı bilemiyoruz ama Cumhuriyet'e yönelik operasyonu yığınların gözünde birazcık olsun hafifletmek istedi. Neymiş efendim; Cumhuriyet'e yönelik operasyon yazarlarına karşı değil, yöneticilerine ve vakfa karşıymış. Tamam, asla bunu düşündürecek bir neden yok da, madem öyle nasıl olmaktadır da gözaltına alınanların arasında neredeyse tamamına yakını gazeteci ve Cumhuriyet yazarıdır öyleyse?

Uzatmayalım; AKP ve saray iktidarının attığı her adım ağır cezalık suçlar haline gelmiştir. Ancak Numan Kurtulmuş gibilerinse suçları teammüden işlenen suç konumundadır. Bunları söylerken basın özgürlüğünden, insan hak ve özgürlüklerinden söz bile etmiyoruz. Hukuk namına bir şey bırakılmamış, hukuk adına görevliler; sanki hukuk insanı değil de Beştepe'nin görevlileri gibi davranıyorlar.

Sözün özü şudur. Bu ve buna benzer her durumda muhalif kesimlerin basın açıklamaları ve destek için gazetelere gitmeleri ne yazık ki sonuca küçücük bir etkisi olmuyor. Bizler ne yaparsak yapalım imam bildiğini okumaya devam ediyor. Bu durumda da kamuoyunun demokratik tepkileri bir sonuç getirmediği gibi sınırlı kaldığı sürece de AKP ve saray iktidarını daha da cüretkar bir hale getiriyor.

Evet, bu gidiş gidiş değildir. Evet, bu gidişin ismini koymamız gerekirse açıktan açığa dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir kalkışmadır. İyi de bu tür kalkışmalar irili ufaklı tepkilerle savuşturulabilir mi? Ya da daha açıkça söyleyelim, en ilerici, en devrimci, en sosyalist açıklamalar yaptığımızda sonuca etki edebiliyor muyuz, bizler ona bakmalıyız değil mi? Sonuca etki etmediğinde ise meşruiyetini yitirmiş bir iktidarla karşı karşıyaysak, bu iktidardan tepki açıklamaları ve irili ufaklı gösterilerle mi kurtulacağız?

Dün, Cumhuriyet'in Ankara temsilciliğini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği görüşlerin içinde öne çıkan değerlendirme, "Cumhuriyet böyle bir olayı daha ağır bir şekilde 1971'de yaşamıştı. Hitler'in 21. yüzyıl versiyonunu yaşıyoruz, Führer'e doğru…" şeklinde. Bu değerlendirmeyi sosyalist ya da kendilerine devrimciyim diyen bir parti ya da örgüt yapmıyor, Anamuhalefet Partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapıyor. TBMM'de 134 milletvekili bulunan bir partinin genel başkanı böyle diyorsa o zaman bu iktidar meşruluğunu yitirmiş ve de bu iktidara karşı demokratik yöntemler işlemiyor demektir ki, böyle bir iktidarın iktidarı elinde tutması için her şeyi göze aldığını söyleyebiliriz.

Evet, Cumhuriyet'in basılması, yazar ve yöneticilerinin gözaltına alınması tabi ki de çok önemlidir. Bu yüzden de geniş halk yığınları olarak tepkimizde de sonuna kadar haklıyız. Ancak bütün bunlar yaşanırken iktidar hiçbir şey yokmuş gibi yoluna devam etmektedir. İktidar için başkanlık konusu yine gündemin en başındadır. Üstelik başkanlık anlayışı da gücünü öyle demokratik kurallardan falan almak şöyle dursun; yığınları daha çok nasıl susturabilirimin hesabıyla düşünülmektedir. Basına "Tam Başkanlık" olarak yansıtılan iktidarın görüşü çok büyük tehlikeler taşımakta, yol yakınken iktidarın ve sarayın önlenemez yükselişi bir an önce durdurulmalıdır. Durdurulmaz ise nasıl cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ın önü Çankaya yolunda kesilmelidir demişsek ve de kesilemediyse sonunda da bugünkü tehlikeli tırmanışın içine itilmişsek, bu kez de Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık heveslerinin Beştepe yolunda kesilemezse hep birlikte "Tam Başkanlık" neymiş onu da görüp yaşayacağız.

Yani?

Yanisi şu: Bugün, iktidar ağır baskı yöntemleri kullanarak iktidarını 15 Temmuz Fethullahçı darbe girişimini de bahane ederek sürdürüyor, iş o noktaya geldiğindeyse aklımızdan çıkarmayalım hiç kimsenin ama hiç kimsenin can güvenliği olmayacaktır, şimdiden duyurmuş olalım.

Not: Cumhuriyet'in içinden vakıf yönetimi ile ilgili olarak saraya bir mektup yazıldığı yolunda görüşlerde vardır. Bu operasyonun bahanesi bu mektupta olabilir.

Eğer böyleyse bazılarının ne demokratlığına, ne tecrübesine ne de kendilerine güven duyulabilir.

Çünkü cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA