turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İP GEZDİRENLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 KASIM 2016

Bildiğiniz gibi ülke ağır sorunlar yaşıyor. Bu gece uzun bir gece oldu. HDP'nin eşbaşkanlarına ve milletvekillerine yönelik gözaltılar başlatıldı. Dokunulmazlıkları kaldırılan HDP milletvekilleri savcıya ifade vermek için "tıpış tıpış" gitmeyeceklerini söylemesinin üzerinden epey bir zaman geçtikten sonra bu kez ifadeleri alınmak üzere zorla gözaltına alınıp ifade verecekleri savcılıklara gönderildiler. Gözaltılar sürerken Diyarbakır Bağlar İlçesi'nde Çevik Kuvvet yakınlarında bir patlama gerçekleştirildi ölen ve çok sayıda yaralı olduğu söyleniyor. Patlama bomba yüklü bir araçla PKK tarafından gerçekleştirildi.

Musul'a yönelik Irak'ın başlattığı operasyon sürüyor. Irak silahlı kuvvetlerinin Musul'a girdiği söyleniyor. Diğer yandan da TSK zırhlı birlikleri Irak sınırına yığınak yapmış bulunuyor. Suriye'deki operasyonlarda duraklama söz konusu. Nedeni ise Suriye ve Rusya ile yeterince ilişki kurulmamış olması.

Recep Tayyip Erdoğan konuştu ve Almanya'yı teröre çanak tutmakla suçladı. Yani sizin anlayacağınız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin dış politikasını Türkiye'nin çıkarlarını gözeterek değil de daha çok kendi tabanına gaz vermek amacıyla sürdürüyor. Çünkü Türkiye'nin Almanya ile arasının ciddi şekilde açılması demek dış ticaretini en çok Almanya ile yapan Türkiye'nin ekonomisinin ciddi şekilde zarar göreceği anlamına gelmektedir. Bu yüzden de Erdoğan daha önce de olduğu gibi gelişigüzel bir dış politika izlemekte, bu politikalardan da Türkiye büyük ölçüde zarar görmektedir.

Bu bağlamda dış politikaya iki örnek verirsek birisi İsrail'e yönelik diğeri de Rusya'ya yönelik dış politikalardır. Her iki ülkeye önce sert eleştiriler yapılmış, dolayısıyla ardaki köprüler iyice yıkılmıştır. Devamında ise bu iki ülkeyle de Recep Tayyip Erdoğan yalvar yakar yeniden ilişkiler kurmak zorunda kalmıştır. Almanya'ya karşı söylenen sözlerde aynı şekilde geri adım atılarak geri alınacak, ancak Türkiye'nin içine düşürüldüğü konum elbette ki kolay kolay atlatılamayacaktır.

Bu arada basına yönelik sindirme hareketinin Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik operasyonla da sürüyor olmasını da aklımızdan çıkarmamalıyız.

Şimdi gelelim ip gezdirenlere.

Bildiğiniz gibi Allah muhabbetlerini artırsın Bahçeli ile Erdoğan'ın bugünlerde araları bayağı sıkı fıkı. Bahçeli, Erdoğan'la görüşmeye koltuğunun altında dosyalarla gitmiş. Dosyalarının başında idam cezasının yeniden getirilmesi geliyor. Bu sağcı takımı insanlıktan nasiplerini almadıkları için sanıyorlar ki idam cezasını getirdiklerinde olaylar şıp diye kesilir. Hiç kuşku yok ki insanlık tarihi boyunca idam cezaları uygulanmış ama suç işlemelerde bırakalım bitmeyi azalma bile olmamıştır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası idam AKP'lilerin ve sarayın da gündeminden düşmemiş, Erdoğan, gittiği her yerde dinci, gerici, şeriatçı ve faşist güruh tarafından "idam isteriz" diye karşılanmıştır. Bu yüzden de idam cezası hep gündemde kaldı. Dolayısı ile Bahçeli ve Erdoğan'ın dünkü görüşmesinin ağırlıklı noktası idam ve PKK, Musul ve HDP'li milletvekillerinin durumu olmuştur kesin.

Görüldüğü gibi ülkemizde tansiyon bir hayli yükselmiş bulunmaktadır. Bunca sorunların arasında bir de başkanlık konusu vardır. İyi saatte olsunların planı bütün hızıyla devam ediyor. Bunlar; Recep Tayyip Erdoğan'ı bir on iki buçuk yıl daha tepede tutarak 2030 yılına ulaşmayı düşünmektedirler. Bu süre içinde bunların hesabı dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir yönetimi oturtmaktır. AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan; 14 yıl içinde ülkeyi tam anlamıyla bataklığın içine sürmüştür. Bundan sonraki sürede de bunlardan daha fazlası beklenilebilir. Bu yüzden de AKP, saray iktidarı ve bu iktidara dayanak olmayan çalışan Devlet Bahçeli'nin amaçlarına demokrasi güçleri olarak geçit vermemeli, bu çevrelerin her istediğimizi yapabiliriz inancını demokratik direnişimizle kırmalıyız, kırmalıyız ki ülke daha fazla bu çevrelerin yönetimine mahkum kalmasın.

Ülkemizde ip gezdirenlerin sayısı bir hayli fazladır. Öyle ki, bazıları durumdan vazife çıkarmışlar ve akıllarınca bir kamuoyu yaratmaya girişmişlerdir. Akit Gazetesi'nin bugünkü üst başlığına bir bakalım. Neymiş efendim; Akit Gazetesi idam cezasını ilahiyatçılara sormuşmuş. Aldığı yanıtsa "Kısasa kısasta hayat vardır" olmuş. Soruları yanıtlayan Doç. Dr Nedim Urhan ile Prof. Dr. Osman Eskicioğlu'nun verdiği yanıtlar öyle çağ dışı yanıtlar ki, bu yanıtlar bugünkü AKP ve saray iktidarı hakkında da bize çarpıcı ipuçları vermektedir.

Sonuç olarak yaşanılan bütün olumsuzluklar AKP ve saray iktidarına son verilerek çözülebilir.

Bu gerçek asla unutulmamalıdır o kadar.