turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP-SARAY-HUKUK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 KASIM 2016

AKP iktidarı, hepimizin bildiği gibi uluslararası sermaye güçlerinin tartışmasız büyük bir projesidir. Sözü geçen projenin sonuçlarını ülkemiz içinde ve bölgede bütün çıplaklığı ile görüyor, yaşıyoruz. İşin en kötüsü bir zamanlar solcu bildiğimiz bir sürü dönek ve liberal kesimlerden AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili öyle övücü yazılar yazıldı ki biz sosyalistlerin bu tutumlara tanık oldukça kanımız dondu. Tam da bu furya bütün azametiyle sürerken; AKP iktidarını ve Recep Tayyip Erdoğan'ı Kürt siyasetçiler de keşfedip onlarla oynaşmayı gözümüzün içine baka baka devam ettirdiler. Siyasette sınıf bakışı terk edildiği ve etnik ve inanç politikaları Kürt siyasetçiler tarafından öne çıkarıldığı için bu politika AKP'nin daha da çok işine geldi. Birlikte çözüm süreci masalarına oturuldu. Süreç içinde de masanın biri devrildi, diğeri yeniden kurularak Kürt sorunun çözümü için al takke ver külah oynaşmasına geçildi.

AKP iktidarı içerde hızla polisiye bir yönetimi dayatırken ve de yığınların iyice sabrı taşarken, bizler Kürt siyasetçilerini ve HDP'yi yine de AKP ile birlikte aynı masada görüyorduk. İş bu kadarla kalsa iyi. Kürt siyasetçileri ve onlara eklemlenen sözüm ona solcu ve sosyalist takımı ise kendileri gibi düşünmeyen herkese ya faşist ya da Kemalist suçlaması ile saldırıyor, sosyalist kesimlerin farklı düşünmelerini kırmak için her yol Roma'ya çıkar cinsinden bir politika izleniyordu.

Tam anlamıyla çıkmaz bir sokağı işaret eden Kürt partilerinin ve en sonuncusu HDP'nin politikaları sosyalizm terazisine konulup tartıldığında hükmü olmamasına karşın, güce tapıcı solcu taifesi onların yanında yerini alıyor ve üretilen her politikaya en küçük bir eleştiri bile söz konusu olmuyordu. Yığınların canına tak ettiği için başlayan Gezi Gösterileri bile bu çevrelerce ağır eleştirilere uğruyor, Gezi Gösterilerine katılanlar faşistlik ve Kemalistlikle suçlanarak bu çevreler akıllarınca kendilerine gerekçe uyduruyorlardı. Ayrıca bu çevrelerin Kemalizm'i faşist ve diktatör bir anlayış olarak göstermeleri de hiç kuşku yok ki içine düştükleri ideolojik körlükten başka bir şey değildi. Değildi, çünkü PKK ve HDP'nin ulusal bağlamda dile getirdiği politikalar Kemalizm'in diyebiliriz ki çok daha gerisinde politikalardan ibaretti.

Bugün AKP ve saray iktidarının 15. yılının içindeyiz. Bu süre içinde AKP ve saray iktidarının ipliği iyice pazara çıktığı için dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir iktidar arayışının dışında hiçbir anlayış AKP ve sarayı ayakta tutamayacağı için dışarıda savaş, içerde savaş anlayışı ile yığınları kör bir dövüşün içine sürmek AKP ve saray iktidarı için en çıkar yol olurdu, şimdi AKP ve saray bu politikayı uygulamaktadır.

AKP iktidarı, Ergenekon vb suçlamalarla ülkede tam anlamıyla bir terör estirirken HDP ve HDP bileşenleri el ovuşturup şunu unuttular, şunu da alın diyecek kadar karanlık bir politikanın savunucuları konumundaydılar. O zamanlar ülkede yine hukuksuzluk tartışılır ve bu faşizan uygulamaların üzerine bizler giderken HDP ve bileşenleri yine bilinen politikalarında ısrarlıydılar.

Sonuçta AKP'nin antidemokratik tutum ve davranışları, ülke yönetimine tarikat ve cemaatleri ortak etmesi, iktidar ve çıkar paylaşımından doğan nedenlerle Fethullahçılarla karşı karşıya gelindi, sonucunda da Fethullahçıların darbe girişimi gerçekleşti. Bu çevrelere yönelik operasyonlar bütün hızıyla sürerken niyeyse hukuksuz davranışlar kimsenin aklına gelmedi. Gidiş öyle bir gidişti ki operasyonların HDP'ye yöneleceği açıkça kendisini belli ediyordu. Bizler bu konuda yazılar yazıp düşünceler belirttik. HDP'den bu gelişmelere karşı söylenenleri biliyoruz.

Dolayısıyla dün itibariyle gözaltına alınan HDP milletvekillerinin 9'u tutuklandı. Bunların içinde HDP'nin eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'da var. Gerçekler ortada. AKP'nin burjuva hukukunu da hiçe saydığını dolayısıyla tehlikeli sularda kulaç attığını görüyoruz. Bu yüzden de HDP'ye yönelik gözaltıları ve tutuklamaları AKP ve saray iktidarının kendi çıkmazlarına bir umar anlayışı olduğunu söyleyebiliriz. Milletvekillerine gözaltılar yapıldığının hemen arkasından ve daha önce yapılan canlı bomba saldırılarından tutun da bomba yüklü araçların patlatılmasına kadar PKK'nın eylemlerinin savunulacak bir yanı yoktur. Bu tür eylemler doğrudan terör eylemleridir. Terörse tartışmaya bile gerek yok insanlık suçudur. Dolayısıyla bu tür terör eylemleri ne suskunlukla geçiştirilebilir ne de savunulabilir.

Biz sosyalistlerin bu bağlamda kimseye ve hiçbir güce minnet borcu yoktur. Bu yüzden de bizlerin tutum ve davranışlarını kimse ipotek altına alamaz. Bu yüzdendir ki, biz sosyalistler doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmeyiz.

Bizleri kendileri gibi düşünmediğimiz için eleştirenlere rastlıyoruz. Neymiş efendim HDP 6 milyon oy almışmış bu yüzden de HDP'ye uygulanan operasyon hukuksuzmuş. Gerçi bizler bu yönde eleştiriler yapan arkadaşlar gibi burjuva hukukunun ne menem şey olduğunu iyi biliriz de bir de şu sözümüz var. Örneğin TSİP seçimlere girse 100-250 bin arasında oy alır. HDP'ye göre devede kulak bir sayıdır bu. Demek ki 6 milyon oy alan bir partiye karşı yapılan bu hukuksuzluğa bu durumda karşı çıkılmalı, biz sosyalistlerinse aldığı, alacağı oy sayısı sınırlı olduğu için bize hukuk her şeyi yapmayı gerekli görüyor öyle mi? Demek ki eleştiri yapan arkadaşların eleştirileri bile haklı bir zemine oturmuyorsa söylediklerinin çok da önemi yoktur.

Sabah öğreniyoruz. Cumhuriyet'e yapılan operasyonlar sonucu gözaltına alınanlardan 9 kişi tutuklanmış. HDP milletvekillerinden 9'u da tutuklanmış. Bütünlük içinde düşünüyor ve diyoruz ki bu tutuklamalar dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir anlayışın sonucudur. Asıl mücadele bayrağı yükseltilecekse bu anlayışa karşı yükseltilmeli ve yığınlar yapılanlar karşısında geçilmez bir direnç noktası oluşturmalıdır.

Bu direnç noktasını oluşturacak güçler de hiç kuşku yok ki herkesin içinde olduğu bir direnç noktası değildir.