turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BÜYÜK EKİM DEVRİMİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 KASIM 2016

7 Kasım 2016 tarihi; Büyük Ekim Devrimi'nin 99. Yıl dönümü. O tarihten bugüne insanlık çok büyük acılar çekti, çoğu kez korkunç olayların eşiğinden dönüldü. Bilindiği gibi Büyük Ekim Devrimi'nin gerçekleşmesi sonrası kapitalist/emperyalist sistem ölümünden korkar gibi sosyalizm ve sosyalizmin dünya ölçeğinde bir sistem haline gelmesinden korktu. Bu nedenle de olmadık maceralara başvurdu. II. Paylaşım Savaşı emperyalist/kapitalist sistemin sosyalizme karşı düşmanlığından ve emperyalistlerin dünyayı bir kez daha paylaşma isteğinden koptu.

Lenin, işçi sınıfının nasıl büyük öğretmeni ise 7 Kasım 1917 tarihinde gerçekleşen Büyük Ekim Devrimi'nin ve sosyalizmin ilk kuruluş yıllarının da mimarıdır. Bu büyük Devrimi ki, dünyanın iklimini ta kökünden değiştirmiş, yeryüzünde işçi sınıfına büyük bir moral kazandırırken ezilen, sömürülen, dünya halklarının da kurtuluş umudu olmuştur. Hiç kuşku yok ki, Büyük Ekim Devrimi daha ilk yıllarında boğmak isteyen sosyalizm düşmanlarına karşı sosyalizmin kuruluş döneminde Lenin'in yolunda yürüyen sosyalizmin büyük evladı Stalin önderliğinde ise büyük başarılara imza atılmıştır. Stalin döneminde görülmedik bir hızla sanayileşen Sovyetler Birliği, ABD ve Batı dünyasının korkulu rüyası haline gelmiştir.

Hitler faşizminin ateşlediği II. Paylaşım Savaşı, Avrupa ve bütün Doğu Avrupa ülkeleri için ateşle sınanılan bir savaş olmuştur. Moskova önlerine kadar gelen Alman birliklerine karşı görülmemiş bir direnç gösteren Kızıl Ordu birlikleri önce Almanları durdurmayı başarmış, sonrasında ise bozguna uğratarak Berlin'e kadar Alman birliklerini kovalamıştır. Savaşın bütün hızıyla sürdüğü süre içinde ABD ve Avrupa'nın diğer ülkeleri Sovyetler Birliği'nin yenilgiye uğraması için ağırdan almış, ne zaman Kızıl Ordu birlikleri Almanları bozguna uğratmış, ancak o zaman Alman faşistleri ile savaşmaya başlamıştır. Sonuç olarak Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası'nı bozgun'a uğratarak bütün Doğu Avrupa ülkelerinin birer ikişer Sosyalist Sisteme dahil olmasını sağlamıştır. Bu savaşın hiç kuşku yok ki en büyük planlayıcısı ise Lenin'in yolundan yürüyen Stalin olmuştur.

II: Paylaşım Savaşı sonrası büyük bir prestij sağlayan Sovyetler Birliği önderi Stalin'in etkisini kırmak amacıyla ABD ve Batı görülmemiş önlemler almışlar, NATO'yu kurarak Sovyetler Birliği'ne karşı saldırı ve savaş örgütünü oluşturmuşlardır. Sovyetler Birliği'nin önderliğinde ise NATO'ya karşı Varşova Paktı kurulmuştur.

Özetlersek; savaşın bittiği 1945 yılından Sovyetlerin ve sosyalist sistemin yıkıldığı güne kadar emperyalist sistem ve işbirlikçileri sıcak savaşı da göze alan kesintisiz soğuk savaş anlayışı ile politika yürütmüşlerdir. Bu çatışma ister istemez dünyayı iki kutuplu hale getirmiş, Çin, Sovyetler Birliği'nin yanında yer alacağına üçüncü bir kutup oluşturma çabalarına girmiş ve Üçüncü Dünya ülkeleri anlayışı ile sözüm ona etliye sütlüye karışmayan, bırakalım ABD ve Sovyetler birbirlerini yesinler gibi içeriksiz bir yol izlemişlerdir.

Sovyetler Birliği Stalin'in ölümü sonrası hata üstüne hata yaparak Sovyetlerin yıkılmasında en büyük pay sahibi Gorboçov dönemine kadar gelebilmiş, sarhoş Yeltsin'le birlikte ise Sovyetlerin yıkılışı kaçınılmaz olmuştur. Doğu Avrupa ülkeleri ise sosyalizm yolunda gerektiği gibi direnmemiş, Batı'nın ısrarı karşısında Doğu Almanya direnişini saymazsak birer ikişer Batı kampına geçerek sosyalizmi terk etmiştir. Sosyalizmi terk eden bu ülkelerin bugünkü halleri gerçeği bütün yönleriyle bir bir ortaya koymaktadır.

Burada en çok üstünde durulması gereken şey, Sovyetler Birliği ve Sosyalist Sistem'in yıkılışından sonra en büyük yıkım bazı komünist partilerin eliyle gerçekleştirilen yıkımlar olmuştur. Bilindiği gibi bu partilerin neredeyse tamamı ne Büyük Ekim Devrimi'ni doğru dürüst anlamışlar ne de sosyalizmin halklara kazandırdığı kazanımın ayırdına varmışlardır. Dolayısıyla sosyalizmin insanlığın tek kurtuluş seçeneği olduğu gerçeğini işçilerin ve emekçilerin gözlerinden saklamak için sosyalizm düşmanı bir yol izlemişlerdir. Bu yüzden de dünyanın her tarafında sosyalist ve komünist partiler çok büyük güç kaybetmişler ve hâlâ da komadan çıkabilmiş değillerdir.

Bugün Büyük Ekim Devrimi'nin ne rüzgârından, ne insanlığa kazandırdıklarından ne de kapitalist/emperyalist sistemin Büyük Ekim Devrimi'nden ölümünden korktuğu gibi korktuğundan az sayıda sosyalist gruplar söz etse ve sahiplense de biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak sonuna kadar sahip çıkıyoruz ve diyoruz ki

ŞAN OLSUN BÜYÜK EKİM DEVRİMİ'NE!
ŞAN OLSUN SOSYALİZME!

Yazımı TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP) parti programından bir alıntı ile bitiriyorum.

GEREKÇE

Çağımız, çökmekte olan kapitalizmden sosyalizme geçiş çağıdır.

Paris Komünü ile başlayan, Ekim Devrimi ile süren proletaryanın dünyayı değiştirme savaşımı, yaşanan bütün olumsuz gelişmelere karşın sürmektedir.

Binlerce yıllık sömürücü sınıflara, düzenin sonsuz olmadığını gösteren Rus işçileri, yoksul köylüleri ve onların yarattığı Ekim Devrimi çözülmelere, yıkımlara karşın, yine de dünya proletaryasının ve halklarının esin kaynağı olmaya devam ediyor.