turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MASUM ROLÜ OYNAMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 KASIM 2016

Bilindiği gibi bu dinci imancı takımı için her yol mübahtır. Gerçeğe bakılırsa bu dinci imancı takımı her halleriyle kadın düşmanıdırlar ama bu kepazeliklerini bile kadınlar aracılığı ile kabul ettirmeye çalışırlar. Neymiş efendim kadınlar örtünmek istiyorlarmış da, sistem kadınlara bu hakkı vermiyormuş. Bu konu ile ilgili kadınların gerçek düşüncelerini hiçbir baskıya meydan vermeden öğrenmek istesek karşımıza bu dinci, imancı takımını yaya bırakacak rakamlar çıkacaktır ama nedense kadınların bugüne kadar özgürce seçimine bizzat erkekler tarafından izin verilmemiştir.

Giyim kuşam için yaşam tarzıdır deyip geçmemek gerekir. Dinci imancı takımı hem masumu, hem gadre uğramışlığı oynayarak aşama aşama düşüncelerini egemen kıldılar. Üniversitelerle başlatılan türban ve başörtüsü olayı bugün ana okullarına ve de tüm devlet dairelerine girdiyse suç; hiç kuşku duyulmasın ki sadece dinci imancı takımının değildir. Bunlara yalakalık eden sözüm ona ilerici geçinenlerin de suçu büyüktür. Olup bitenleri adam ne olacak diye geçiştiremeyiz. Çünkü devlet eliyle gerçekleştirilen bu yöndeki baskılar toplumun yarısını oluşturan kadınlara yönelik çağ dışı bir tuzaktır. Dinci imancı takımı yıllardır kadını sosyal yaşamdan koparmak ve eve hapsetmek düşüncesindedir. AKP iktidarı ile birlikte bu yönde atılan adımların küçümsenecek bir yanı yoktur. Şu an bütün kurum ve kuruluşlarda kadınların başına türban veya başörtüsü geçirme serbestisi getirilmiş, şimdiyse sıra TSK'ya gelmiştir.

Şimdi öğreniyoruz ki, bundan böyle TSK'da çalışan kadın memurlarda türban veya başörtüsü takabilecekler, erkeklerse sakal bırakabileceklerdir. TSK'nın bugün getirildiği konumu dikkate alırsak iktidarın bu hamlesine küçücük bir direnç gösterecek hali kalmamıştır. Bu yüzden de iktidarın her dediğini yapabilecek bir konuma getirilen TSK'yı göreceksiniz önümüzdeki günlerde çok daha ciddiye alacağımız tehlikeler beklemektedir. Bu yüzden de bizler tıpkı giyim kuşamla ilgili konularda dinci gericilerin çabalarına nasıl dün karşı çıkmışsak bugün de fazlası var eksiği yok karşı çıkıyoruz.

Gelelim şimdi asıl oynanan masumiyet rolüne. Biliyorsunuz CHP Parti Meclisi'nin bildirgesine saray ve AKP iktidarı karşı çıkarak suç duyurusunda bulundu. Olayın gerçek iç yüzünü görmek istiyorsak; gerçek, AKP ve saray iktidarının yaşadığı panikten öteye bir şey değildir. Bu yüzden de bir kez daha masumu oynayan iktidar, CHP'yi ve Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nu hedef seçmiş bulunmaktadır. CHP'nin bildirisi haksız tutuklamalara karşı çıkan ve en açık haliyle demokrasinin savunulmasından öteye bir anlama çekilmesi neredeyse olanaksızken AKP'den ve saraydan CHP ve yöneticileri terörü desteklemekle suçlanmaktadırlar.

Bu yöntem tam da kasaba bezirgan kafasıyla işlenerek yığınlar etki altına alınmaya çalışılmaktadır. Oysa gerçekler bütün çıplaklığı ile ortadadır. 15. Yılına giren AKP iktidarı ile birlikte ortada demokrasinin D'si bile kalmış değildir. Bu durumda hiç kuşku yok ki CHP'nin demokrasiye sahip çıkmasından doğal bir şey olamaz. Eğer; CHP, demokrasiye sahip çıkmasaydı bugün tıpkı AKP ve sarayın durumuna düşerdi. Ayrıca CHP'nin bugüne kadar söylediklerini tek tek ele alsak bir tekinde bile teröre kucak açan ya da ne bileyim terörü şu ya da bu şekilde arkalayan bir yaklaşım bulamayız.

Ancak AKP'nin iktidara geldiğinden bu yana attığı adımları ve yaptıklarını ele alsak terörle ne denli içli dışlı olduğunu bütün çıplaklığı ile görürüz. Suriye'de ortaya çıkan bütün dinci terör örgütleri ile AKP şu ya da bu şekilde dirsek teması kurmuş bir partidir. Bu yönde AKP'nin attığı bazı adımlar vardır ki akıllara durgunluk verecek cinsindendir. Eğer ülkemizde dinci terörü kök salmış ve bunca cinayeti işlemişse bütün bunlar iktidarın kanatları altında gerçekleşmiştir.

Yok, kast edilen dinci terör örgütleri değil, (AKP ve saray zaten bunları terör örgütü saymıyor) PKK ise yine CHP'nin bugüne kadar söylediği ele alındığında bu sorunun TBMM'de çözülmesi gerektiğinin savunulmasından öteye bir şey söz konusu değildir. Ancak bu konu ile ilgili AKP iktidarının attıkları adımları tek tek sayarsak görürüz ki bugüne kadar yaşananların hemen tümünün sorumlusu olarak karşımıza AKP iktidarı çıkacaktır. Bunca asker, polis ve sivil ölümüne sebep olan politikaların hepsi AKP iktidarının politikalarıdır, bu yüzden de AKP en hafifi ile ne kadar terör örgütü varsa bunlara yardım yataklık yapmış bir partidir. Eğer AKP iktidarının bağımsız mahkemelerde yargılanabilme olasılığı olsa mahkumiyete kanıt olacak o kadar çok maddi kanıt vardır ki bilenler zaten biliyor, bilmeyenlerin bile dudaklarını uçuklatacaktır.

Öyleyse başkalarına yavuz hırsız örneğinde olduğu gibi karalama yöntemiyle suç isnat edenlerin yalanlarına bu toplumun kanmaması için harekete geçelim ve haksız tutuklamaların karşısında olalım ve demokrasiyi savunma görevini hep birlikte üstlenelim ki bu oyun bozulsun…