turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ANAYASA DEĞİŞİRSE NE OLUR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 KASIM 2016

1961 Anayasası ülkemizde ilk kez işçilerin emekçilerin haklarını arayacağı, sendikal örgütlenmelere özgürlük tanıyan, sol ve sosyalist parti kurulması yönünde ileri adım sayılacak değişiklikleri gündeme getirdi. Bu tarihten itibaren üniversiteler daha özgür çalışma içine girdiler. Sosyal devlet olgusunun altı bir kez daha çizildi. Her anlamda hak ve özgürlükler önemli ölçüde genişledi. Diyebiliriz ki bu tarihten sonra toplum rahat bir nefes aldı ve sosyal uyanış var olan mevcut ortamın önüne geçti.

13 Şubat 1961 tarihinde kurulan Türkiye İşçi Partisi 1965 seçimlerinde ilk kez meclise 15 milletvekili sokarak TBMM'ye bir dinamizm getirdiği gibi o dönemde iktidarda olan Adalet Partisi'nin çıkarmaya yeltendiği gerici yasaların karşısına dikildi ve kimi yasaları Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptal ettirdi. Türkiye İşçi Partisi'nin hızla yükselen prestiji karşısında paniğe kapılan Adalet Partisi (AP) bir yandan TBMM'de, bir yandan da sokaklarda TİP'e karşı saldırılar örgütlerken, bir yandan da 1961 Anayasası'nı ülkemize bol geldiği gerekçesi ile değiştirme yoluna gitti. O günden 1980 faşist darbesine kadar 1961 Anayasası'nda bulunan ne kadar ilerici maddeler varsa bir bir budandı bütün bunlara karşın 1961 Anayasası'ndan gericilere ve halk düşmanları şikayet etmeyi sürdürdüler. Sonuçta 1980 faşist darbesi ile birlikte bu anayasa hepten yürürlükten kaldırılıp 1982 Anayasası hazırlandı ve o günden günümüze kadar bu anayasa da sayısız değişikliklere uğradıysa da genel çerçevesi ile yürürlükte bulunuyor.

12 Eylül faşist darbesinin kanatları altında palazlanan dinci ve gericiler büyük bir güç kazandılar. Sonuçta uluslararası sermaye güçlerinin de seçeneği konumuna gelerek bir proje olarak iktidara geldiler ve 15. Yılın içinde iktidardalar. Uluslararası bir projenin sonucu olarak iktidar koltuğuna oturan AKP iktidarı adım adım amaçladığı dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir rejim kurmak için yoluna devam etti. Şimdi ise bu rejimi tek bir kişinin iradesine uygun olarak değiştirilmek istendiği için anayasanın toptan değiştirilmesi isteniyor. AKP ve saray iktidarının toptan değiştirmek istediği konuların başında da parlamenter sisteme son vererek başkanlık sistemini getirip istediğini istediği gibi yapabileceği anayasal değişiklikleri gerçekleştirmek için kolları sıvamış durumdalar. AKP milletvekillerinin sayısı anayasayı tek başına değiştirmeye yetmediği için yanlarına MHP'yi de alarak hem rejim değişikli gerçekleştirilmek isteniyor hem de fiili olarak istediğini yapan ve anayasa manayasa takmayan Recep Tayyip Erdoğan'ı başkanlık koltuğuna oturtmak niyetindeler.

Bazıları MHP durup dururken niye böyle bir şeye girişti bağlamında sorular sorsa da bizler MHP'nin bu davranışına hiç mi hiç şaşırmıyoruz. Bugün gelinen noktada Bahçeli iktidar ve saray tarafından koruma altına alınıp MHP'nin başında ne pahasına olursa olsun tutulmak isteniyorsa ve bunun bir bedeli olarak MHP'nin AKP ve saray iktidarını kollamak biçiminde bir minnet borcu olsa da asıl tayin edici neden bu değil. MHP'nin AKP ve saray iktidarını asıl desteklemesinin nedeni AKP'nin milliyetçiliği kullanmaya başlamasının yanında dini de kullanan bir parti olmasıdır. Zaten MHP'de Türk-İslam sentezini savunan bir parti olduğu için politikaları örtüşmektedir.

Bu yüzden de birlikte anayasa değişikliği isteğinin altında yatan asıl neden de budur. AKP ve saray istediğini aldıktan sonra MHP'nin kıçına bir tekme vuracağı kesin olsa da ve hatta bu saatten sonra Türkiye iki partili sisteme dönüşse de MHP için üzerinde durulacak çok da önemli bir sorun yoktur. Yoktur, çünkü MHP şimdilerde kendisini Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra dağı kadar Müslüman görmektedir ki, onlar için AKP'nin içinde eriyip gitmeleri çok da önemli değildir.

Yazımızı bitirirken yeni Anayasa ne getirir sorusuna da birkaç örnek verelim.

a. Anayasa'da laiklik ya hepten kaldırılacak ya da işlevsiz kılınacaktır.

b. Anayasada hak ve özgürlüklerle ilgili ne varsa budanacak, baskı ve yıldırma yollarının kapısı sonuna kadar açılacaktır.

c. Siyasi partilere, sendikalara getirilen kısıtlama ve yasaklarla örgütlenme özgürlüğü ya işlevsiz kılınacak ya da tamamen ortadan kaldırılacaktır.

ç. Eğitim anaokulundan başlayarak üniversiteye kadar dini içerikli hale getirilecek, eğitimin köküne kibritsuyu dökülecektir.

d. Tarikat ve cemaatlere kapı sonuna kadar aralanacak, devletin temeli dini ilkelere göre belirlenecektir.

e. Hukuk şeriat anlayışına göre yeniden düzenlenecek.

f. Yurttaşlıktan kulluğa mahkum edilen yığınların ekonomik, demokratik ve sosyal hakları ellerinden alınacak, ülke baskı ve şiddetin egemen olduğu bir anlayışla yönetilecektir.

Uzatmayalım AKP ve saray iktidarının, yandan destekli MHP'nin Anayasayı değiştirmek amaçlı girişimleri özetle bunlardır.

Ya teslim olacağız ya da karşı çıkıp bu iki dinci, gerici, şeriatçı ve faşist partinin yapmak istediklerine geçit vermeyeceğiz o kadar…