turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ACAYİP ŞEYLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 KASIM 2016

Önceki gün Diyanet'e ayrılan bütçe ile ilgili olarak konuşan Mehmet Görmez, haksız yere suçlandıklarını dile getirerek Diyanet'e ayrılan paranın büyük bir bölümünün personel maaşı olduğunu söyledi. Evet, Diyanet'in bütçesi icracı Bakanlıkların 7-8'nin bütçesine denk bir parayı cukkalıyorsa bu paraların neden bu kadar çok oluşu ve nereye harcandığı elbetteki sorulacaktır. Neymiş efendim, Diyanete ayrılan paraların çoğu personel maaşına gidiyormuş. Öyle ya, sizin Diyanet dediğiniz yer babanızın çiftliği. Önünüze gelen yandaşları kayırmak için işe almışsınız. Yetmemiş, bir de Diyanet'te işe alınanların başka bakanlığa yatay geçişinin sağlanması yolunda yolgeçen hanı görevi yapmışsınız.

Şimdi de kalkmış, Belarusya'da cami açılışından sonra konuşmuş aklınızca dert yanmışsınız. Aklınızca dert yanarak ne kadar masum olduğunuz çabasına girişiyorsunuz. Böyle yapacağınıza kurumunuzdaki israfı ve gereksiz personel birikimine meydan vermemeyi görev edinseniz olmaz mı Sayın Görmez. Ama yok, madem özveri gösteriyorsanız din için bu yüzden de kurumunuz için su gibi para harcanmasını olağan görüyorsunuz. Ama değil işte, kurumunuzun hiçbir şekilde bu yoksul halktan toplanan paraları iç etmeyi ne hak ediyor ne de kurumunuza bu kadar bütçe ayrılmasına gerek var. Bunları dile getirirken AKP ve saray iktidarına bağlılığı dini görev sayıp her yere bu anlayışla koşuşturduğunuzu dile bile getirmiyoruz.

Bize göre bunlar acayip şeyler ama size göre hak gibi geliyor.

Ya Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan muhtereme ne demeli? Bir ülkeyi temsil eden kişi nasıl olur da sağa sola bu denli aşağılayıcı ve saldırgan bir dil kullanabilir anlamak gerçekten de olanaksız.

Biz sosyalistler; AB'ye ve ABD'ye karşıyız. Niye? Çünkü bu blok bütün dünya mazlum halklarını sömüren ve ezen emperyalist bir bloğu oluşturuyor. Peki, siz niye karşısınız? Hiç kuşku yok ki, bizim karşı olduğumuz nedenlere dayanmıyor karşı oluşunuzun nedeni. Daha düne kadar ABD ile hem de AB ülkeleri ile öyle yağlı ballıydınız ki anlamak olası değildi. Bugünse karşısınız. Karşısınız, çünkü AB ülkeleri sizin iki de bir idam cezasını yığınlara bir baskı olarak kullanmanızı eleştiriyor. Karşısınız, çünkü içerde baskı ve yıldırma girişimleriniz ayyuka çıktı. Karşısınız, çünkü size kim muhalefet ederse bir şekilde susturup içeri atıyor ya da ekonomik cezalandırma yoluna gidiyorsunuz. Sizin bu tasarruflarınız olağan demokratik bir ülkede asla yaşanmaz. Ne olmuş, bu tutumlarınızdan dolayı AB Parlamento Başkanı Shultz eleştirilerde bulunmuş. İyi tamam da bu eleştirilere karşı niye bizde demokrasi olmadığını mı söylüyorsunuz, düşünce özgürlüğü ağır yaptırım altında mı diyorsunuz, muhalefete karşı yoğun baskı ve yıldırma uygulanıyor, tutuklamalar yapılıyor mu diyorsunuz vb, buyurun görün demiyorsunuz da; "Kimsin sen ya, kimsin sen? Şu terbiyesize bak" diye sözüm ona karşı eleştiride bulunuyorsunuz öyle mi?

Bu tür yaklaşımlar; sizlerin yandaşlarınızı kandırmaya, onların "vay be bizim cumhurbaşkanımız amma da çetin çıktı" demelerine yarar da, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde hiçbir işine yaramadığı gibi başımıza çok bela getirir çok. Bu yüzden de durmadan idamdan söz edişiniz, teröre karşı aslan kesilen tutum ve davranışlarınız ne yazık ki sonucu değiştirmez. Madem teröre karşıysanız, AKP'nin mecliste 317 milletvekili var. Diğer partilerin de teröre karşı inandırıcı mücadele ettiğinizi gördüklerinde sizin isteklerinizi desteklememeleri olası değil. Peki, siz ne yapıyorsunuz? Meclisi devre dışı bırakıp canınız nasıl istiyorsa öyle bir yöntem kullanıyorsunuz ki, bugüne kadar bu yönde ortaya koyduğunuz başarılarınız meydanda. Yani yanisi şu; sizlerin elinde bu ülkede acayip şeyler oluyor bizler de bu acayip şeylerin ceremesini çekiyoruz. Kimi eleştirilere öyle yanıtlar veriyorsunuz ki gören de sizleri haklı sanacak. Neymiş efendim?

Seçimle gelen seçimle gidermiş. Sanki bu ülkede başka şeyler oluyor da çıkıp iki de bir bu sözleri söylüyorsunuz. Fethullah Cemaati'nin 15 Temmuz kalkışmasını önümüze getirecekseniz hiç getirmeyin hiç. Bu cemaat ve bu cemaatin 15 Temmuz darbe girişimi tartışmasız sizin ve partiniz AKP'nin marifeti.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanı İrfan Vural'ın sözlerine bakalım bir de. İrfan Vural Fethullahçılıktan tutuklanmış bir Yüksek Yargı üyesi. Söylediği sözleri dinlediğimiz zaman kanımız donuyor. Bu kişi İmam Hatip kökenliymiş. Milli Görüş geleneğinden geliyormuş. Erbakan ölünce resimlerini çantasında taşımış.Tayyip Bey lideriymiş. Oğlunun adını Muhammed, yeğenlerinin ismini Sümmeyye ve Recep Tayyip koymuş. AKP'yi kuruluşunda o mayalamış. AKP'nin
1 Kasım'da kazandığı seçim zaferini meydanda eşi ve çocukları ile
4 saat soğukta bekleyerek o kutlamış. Ağabeyi AKP'nin İl Başkan yardımcısıymış. Fetö'yle uzaktan yakından ilişkisi yokmuş. Şu acayipliğe bakın ve AKP ve saray iktidarının elinde yargının ve mensuplarının ne hale getirildiğini görün…

Son söz; bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan, kişi laik olamaz, devlet laik olur" derdi.

Şimdi ise geldiği noktada diyor ki, KİŞİ DE LAİK OLAMAZ, DEVLETTE.

Anlayalım artık ne kadar acayipleştiğimizi de AKP ve saraya bu fırsatı vermeyelim…