turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AR NAMUS TERTEMİZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 KASIM 2016

Ülkemizde hem ekonomik kriz var hem de siyasi kiriz. AKP ve saray yönetemez konuma düşmüş. Bu yüzden de ülke içinde uzun zamandır siyasi kriz yaşanıyor. TBMM'nin görevini fiili durum uygulayarak yerine getirmeye kalkışan Recep Tayyip Erdoğan'ın yarattığı siyasi krizin boyutları her geçen gün daha da büyüyor. HDP milletvekilleri içeri atılıyor, belediyelere kayyum atanarak seçilmiş edebiyatının köküne kömçeğine çökelek suyu dökülüyor. Muhalefetin hepsi şu ya da bu şekilde baskılanarak görevini hakkıyla yapamaz hale getirilmiş. Özetle içerde bir kişinin konuştuğu herkesin dinlemek zorunda olduğu bir rejimi adım adım inşa etmek için her yola başvuruluyor. Bütün bu uygulamalara karşın AKP ve saray içine düştüğü iç siyasi krizi daha da derinleştirmekten öte ne bir şey yapıyor ne yapacağı var.

İçerde nasıl bir siyasi kriz yaratıldıysa dışarda da aynısının yaratılmasından çekince duyulmuyor. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan muhterem bir cumhurbaşkanının ülkesinin çıkarları ile ilgili konuşurken ne denli dikkatli olması gerekirken öyle olmuyor. Recep Tayyip Erdoğan dışarda takıştığı kimse, her kim olursa olsun, kim olduğundan başlayıp kimsinle sürdürüyor en sonunda da ağır hakaretler ederek yandaşlarına uygun ama ülke için felaket olacak siyasi davranışlarda bulunuyor. Ancak bu davranışı uzun sürmüyor bir de bakmışsın ki tıpkı İsrail ve Rusya ile olduğu gibi yalvar yakar yine işin başına dönülerek asla kurulmayacağı söylenen ilişkiler kuruluyor. Bu denli istikrarsız davranışlar ve dünya görüşlerinin sonucunda da Türkiye hem içerde hem de dışarda ağır siyasi bir kriz yaşıyor.

Ekonomi tepetaklak gitmeye devam ediyor. Dolar almış başını gitmiş ama AKP ve saray iktidarının yapacağı hiçbir şey yok. Onlar sadece ve sadece seyrediyorlar. Sizin anlayacağınız dışardan gelen sıcak parayı kullanan tıpkı başka ülkeler gibi Türkiye'de bedelini ödüyor ve ekonomi ağır bir krizin içine düşmüş bulunuyor. İşverenler durumdan şikayetçiler, ancak gidiş karşısında gıkları bile çıkmıyor sadece seyrediyorlar. Oysa bizler işverenleri geçmişten iyi biliriz. Onlar; az mı gazetelere boy boy ilanlar vererek kimi hükümetlerin soluğunu kestiler. Şimdi ise Godot'yu bekler gibi sadece bekliyorlar. Laiklik elden gitmiş ülke sermayedarlarından ses çıkmıyor. AKP milletvekillerinin tecavüzle ilgili hazırladıkları yasa teklifi karşısında bile donup kalmışlar sanki.

Uzatmayalım; ekonomi tarumar durumda. Son günlerde niçin gittiğini bile pek anlayamadığımız Recep Tayyip Erdoğan'ın gezileri ekonominin içine düştüğü durumdan kurtarılmasını amaçlıyor olabilir, ancak kimsenin Erdoğan'ın girişimlerine aldırdığı bile yok. Uçakta Türkiye'nin Şanghay Beşlisi'ne girmesinin Türkiye'yi rahatlatacağını söylemiş ama ortada ne bunun hazırlığı var ne de girelim denilince girilebilir. Daha da önemlisi kim ya da kimler bu denli inişli çıkışlı ekonomik uygulamayı ülkenin başına bela edenlere güvenebilirler ki? Ya da siyasi davranışları başlı başına bir kriz olan bir iktidarla kim ya da kimler kendilerini tehlikenin içine atarlar ki, bir bilen varsa çıkıp söylesin.

Görüldüğü gibi Türkiye hem siyasi, hem ekonomik kıyamet yaşıyor.

Bugün işçiler, emekçiler, aydınlar, küçük esnaf, gençlik, yoksul köylülük ayağa kalkıp yaşananlar nedeniyle sosyal bir kıyamet koparmıyorlarsa bu kesimlerin hiçbir zaman böyle bir kıyamet koparmayacakları anlamına gelmez. Baksanıza iktidar nelerle uğraşıyor. Okan Üniversitesi'nde konuşan Başbakan Binali Yıldırım orada bulunan koskoca öğretim üyelerinin gözünün içine baka baka neler söylüyor öyle de hemen herkes tepkisiz sadece kuzu kuzu dinlemekle yetiniyor. Neymiş efendim, seçim sırasında bunların önüne 3000 küsur aile çıkmışmış da, kanayan bir yara olan tecavüz sonucu içerde olanların affını istemişlermiş de, bunlar da bu kanayan yaraya bir çare olacaklarmış. Gördüğünüz gibi AKP ve saray iktidarındaki ahlaki çürümenin boyutlarını bile kestirmemiz olası değil. Bütün bu gerçeklere karşın bile eğer bu tipler halkın önüne çıkabiliyorlarsa ülkede dibe vurmuşluğun yarattığı yıkımlar yüzündendir.

Ancak bu böyle gitmez. Ekonomik, siyasi ve sosyal kıyamet iktidarlar devirir, iktidarlar çıkarır. İşte bu yüzden AKP ve Saray iktidarı ile uzlaşmacı bir çizgiye yakın duranlarla uzak duranlar arasında şu an önemli gelgitler yaşamaktadır.

Bizler bu gerçekler ışığında oturup kılı kırk yararak düşünmeli ve tarihin akışını ileri çevirecek olan çarkın başına geçmeliyiz ki böylesi bunalım dönemlerinde karanlıkla değil aydınlık bir gelecekle buluşabilelim.