turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KONUŞTUKÇA DOLAR UÇUŞTA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 KASIM 2016

Recep Tayyip Erdoğan'ın ne bilmediği bir şey var ne de bilmediği bir konu. Yalnız muhterem ne zaman dizginsiz bir konuşmaya başlıyor, aklınıza ne gelirse değil olumlanmak tersine ne varsa tepe taklak baş aşağı gidiyor. Yabancı bir ülkenin yöneticisini mi ya da ne bileyim önemli bir kişiyi mi eleştirecek; eleştiri dozunu o kadar aşırıya vardırıyor ki sonuçta bir de bakıyorsunuz ki olanlar olmuş dengeler Türkiye aleyhine değişivermiş. Tabi sonuçları da ağır olduğu için kısa süre sonra girilen yoldan dönülmek için olmadık yollar deneniyor ancak Türkiye geçen süre içinde bir de bakıyorsunuz ki ağır bedeller ödemiş. Ayrıca güvenilmez bir sicille de, karşılıklı eşitlik koşullarında bir türlü yeni ilişkiler geliştirilemiyor.

Ülkemizde öteden beri demokrasinin kırıntıları bile egemen güçlerin ve onların politikacılarının kaldıramayacağı bir şey olarak görüldü. Öyle ya, zaman zaman demokrasinin kırıntılarına bile dayanılarak hak ve özgürlükler savunuldu, ekonomik ve siyasal istemler dile getirildi. Bu yüzden de yönetenlerin tepeleri atıp sinirleri tavan yaptı. "Vay siz misiniz hak ve özgürlüklerden, ekonomik ve siyasi istemlerden söz edenler" denilip önlerine kim çıkarsa tepelerine binmeye kalkıştılar. Sonucunda bir de ne görelim ortalık Kelalinin bağına dönmüş, iktidar her türlü baskı ve yıldırma yöntemlerini keyfince kullanıyor. Suçsuza suç üretilmiş, birçok kişi örgüt mörgüt üyesi değilmiş ama ne gam takarsın paçasına bir örgüt ismi varsın kişi kendisi kanıtlasın örgüt üyesi olup olmadığını. Yani sizin anlayacağınız bir gün bile özgürlüklerinden edilmemesi gereken insanların bir de ne görelim üç-beş yıllık yaşamı ha deyinceye kadar içerde geçivermiş.

Türkiye dünyadan tecrit edilmiş bir ülke değil ki, ya da ne bileyim coğrafyada yeri yurdu bilinmeyen uzayın bilinmez köşesinde kaybolup gitmemiş de, eh bu durumda ne oluyor? Elin ülkeleri çıkıp senin ülkende yaşananları ve demokrasiyi konuşuyor ister istemez. Konuşuyor tamam da bizim ülkemizde bugüne kadar şöyle bir yöneticinin varlığına tanık olmadık ki kalksın; "siz öyle diyorsunuz ama hiç de sizin dile getirdiğiniz bir ülke değil bizim ülkemiz, demokrasi mi, insan hakları mı diyorsunuz buyurun kendi gözlerinizle görün ki uyduruk şeylere inanıp bize eleştiri yapmayın" denilemiyor tabi. Onun yerine; "vay, sen benim işlerime karışırsın ha, kimsin den başlanılıp en ağır hakaretlere kadar bir bir sıralanıyor. Üstelik bunu yaparken de milli duygulara seslenilerek yandaşların gözüne iyice bir kül üfürülüyor ki gerçekler görülmesin, bilinmesin ve kendilerine körü körüne bir bağlılıkla bağlı kalsınlar.

Recep Tayyip Erdoğan, dedik ya her şeyi biliyor. Bu yüzden de iki de bir çıkıp bankalara faiz düşürün diyerek fırçasını her fırsatta çekmekten geri durmuyor. Bu arada Merkez Bankası başkanına da şöyle bir tımar geçtikten sonra işin zorluğunu kendisinin yaşadığını, cefasını da onların çektiklerini söyleyerek, ben eleştiriyorum, siz gidişe bir çare bulmak zorundasınız gibisinden işe bugüne kadar hiç yaradığı görülmemiş sözler edip rahatlıyor. İyi kendisi rahatlıyor da dolar yerinde mi sayıyor? Dolar da elbette senin azarını dinler mi, Türk Lirasını kemirdikçe kemirip 3,5 civarlarına demirini atıveriyor. Bu rakamlarda bile kalsa oh ne âlâ diyeceğiz ama ne gezer, doların hangi rakamlara kadar gelip dayanacağı belirsiz.

Eh bu durumda yandaş televizyon ve gazetelerin yapabilecekleri bir şey var mı? Yok elbette. Ama onlar ne yapıyor, bir "faiz lobisi"dir tutturmuşlar; konuşup, yazıp, çizip duruyorlar. Doğal olarak değişen yine bir şey yok. Olan işçiye, emekçiye çalışana, yoksula oluyor. Bu denli açılan yırtıklar nasıl kapanacak? AKP ve saray iktidarının bilmediği bir şey değil ya gelsin zamlar denilip kendilerinin pislettiği tencere bir kez değil, bin bir kezdir yine emekçi yığınlara temizlettirilecek.

Bizler bugüne kadar sürekli eleştirdik. Dışarıdan gelen sıcak para hiç üretime katkıda bulunmadan girip çıkıyorsa kat kat fazlasını götürür ve Türkiye ekonomisi de işte böyle şapa oturuverir. Türkiye'yi bir vurgun cenneti olarak gören finans çevreleri alacaklarını almışlar, satacaklarını satmışlar, şimdi ise Türkiye'yi kendileri için risk gördükleri için çekip gitmişler o kadar. Bu yüzden de diyebiliriz ki AKP ve saray iktidarı var olduğu sürece krizi değil durdurmak; krizin ağırlaşarak devam edeceğine tanık olacağız.

Şöyle bir araştırın, AKP iktidarı 15 yıldır üretime katkı getirecek ne gibi bir yatırım yapmış? İsmi aklınızda kalan bir tane fabrikadan söz edebilir misiniz? İnşaat işlerinin dışında gördüğünüz yapılan bir şey var mı? Ülke varlıkları yol ve köprüler için yap-işlet devret modeli ile yabancılara peşkeş çekilmiş. Daha da önemlisi bütün bunlar yapılırken hazine garantisi verilmiş ki yabancılar risk altına girmesinler. Örneğin köprü yaptırılmış ama onlara garip bir şekilde taahhütler verilerek her durumda kâr garantisi sağlayan anlaşmalara imza atılmış.

AKP ve saray iktidarının artık ipliği pazara çıkmış durumda. Birisi konuşuyor, dolar fırlıyor, birisi konuşuyor, Türkiye'nin dış düşmanlarının sayısına yenileri ekleniyor. Birisi konuşuyor, ülkede demokrasinin yerinde yelle estiğini görüyoruz. Eee bu felaketlere karşın, toplumda geceli gündüzlü konuşulan ne? Fethullahçı çetenin darbe girişimi. AKP'nin siyaseten kullanıp yararlanmak istediği Fethullahçı cemaatin marifetleri bile AKP ve saray iktidarı tarafından korunup kollanılmış. Şimdi ise bunlar her delikte Fethullahçı arayıp duruyorlar da her ne hikmetse bir türlü birbirlerinin yüzüne bakıp birbirlerine Fethullahçı tanısı koymaya yanaşmıyorlar.

Kendi içlerinde arayacakları Fethullahçıları kalkmışlar CHP'nin içinde aramaya arıyorlar.

Bunun için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kardeşi Cemal Kılıçdaroğlu'nu da kullanmaya kalkıyorlar ya pes vallahi ki ne pes!