turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


O KONUŞUR OLANLAR OLUR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 KASIM 2016

Türkiye dün yeni ve çok önemli olaylarla sarsıldı. Oysa bu ülkenin yönetiminde bulunanların ettikleri bir kağnı sözün ne bir doyuruculuğu var ne de bir anlamı. Daha da kötüsü bu sözler Türkiye'nin yarasına merhem olmadığı gibi sorunları daha da ağırlaştırmaktan öte bir işe yaramıyor.

Daha öncesinde de yaşadığımız bombalı araç patlatma eylemleri bu kez de Adana'yı vurdu. Adana Valiliği önünde patlatılan araç ölüm ve çok sayıda yaralanmalara sebep oldu. Böylesine hain saldırıların tartışılmasına bile gerek yok. Yok, çünkü bu tür saldırılar doğrudan halk düşmanlarınca ve hainlerce yapılmaktadır. İşin kötü tarafı ise bu yaşadıklarımıza ortam hazırlayan bir iktidarın 15 yıldır iş başında olmasıdır. Bu yüzden de yaşadığımız bu olayların bir türlü sonu getirilememektedir.

Türkiye IŞİD'a karşı mücadele edileceği savı ile Suriye topraklarına girdi. Girmesi ve orda neyi nereye kadar bile yapacağı belirsiz olan bu hareketin öncesinde yaşananlarla ilgili olarak AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan doğrudan sorumludur. Sorumludur, çünkü Suriye'nin teröristlerin toplanma merkezi haline getirilmesinde iktidarın bugün laf olsun diye suçladığı emperyalist güçlerle birlikte bu oyunu oynamalarının bugün sonuçlarını yaşıyoruz. Türkiye şu an 30-40 km derinliğe kadar Suriye topraklarında bulunuyor. Bulunduğu yer bir taraftan PYD'lilerle çevrili, bir yandan IŞİD, öte yandan da ülkesini savunan Suriye güçleriyle. Üstelik adına 'Fırat Kalkanı Operasyonu' denilen bu operasyonun tam olarak neyi hedeflediği bile belirsiz. Ayrıca bu operasyonun ÖSO gibi çürük, kanlı katillerce yürütülmesinin tutarsızlığını da burada dile getirmek zorundayız.

Bugüne kadar sayısız kez birçok kesimler tarafından operasyonun Suriye rejim güçleri ile karşılıklı diyalog içinde yapılması gerektiği söylenmesine karşın, iktidar bu önerilere sıcak bakmayarak aklınca ÖSO ile birlikte Suriye topraklarını ele geçirmek gibi bir izlenim verdi. Bu yüzden de son yaşanan rejim güçlerinin hava saldırısı ile askerlerimiz şehit düştüler çok sayıda da yaralı verildi. Yani bu konu ile ilgili öz olarak diyebiliriz ki, öteden beri emperyalist dünyanın güdümünde ne yaptığını tam olarak netleştirmemiş bir iktidarın beceriksizliği yüzündendir bu yaşadıklarımız. Korkarız, böyle giderse daha ağır sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır. Sorunları çözmek yerine konuşarak ve de hakaretamiz saldırılarda bulunarak iktidarın sorun çözme kötü huyu yüzünden ülkemizin başı dertten bir türlü kurtulamamaktadır. Dolayısı ile yaşanan bu son olayla birlikte Türkiye'nin bir an önce Suriye rejim güçleriyle koordineli davranması daha da yaşamsal hale gelmiştir. Yoksa bu ülkenin; iktidarın beceriksiz politikaları yüzünden evlatlarını yitirmesinin kabul edilecek bir yanı yoktur.

Dün Avrupa Parlamentosu Türkiye ile müzakereleri dondurdu. Bu olayın karşısında konuşmalarını dinlediğimiz Recep Tayyip Erdoğan'dan Başbakan'a, başbakandan Ömer Çelik'e kadar hemen hepsi sadece şiddet dolu sözler ettiler. Bu tür yaklaşımın ne yararı olacak, niçin söylenir bilemeyiz, ancak bildiğimiz bir şey varsa o da Türkiye'nin gerçekten de yaşadığı sorunların daha da ağırlaştırılmasının ötesinde bir yaklaşım değildir. Türkiye'nin AB'ye girmesini biz sosyalistlerde istemiyoruz. Ancak bizim niye istemediğimizi cümle alem biliyor. AKP ve saray iktidarının ise bu noktaya gelişi ile bizlerin arasında küçücük bir benzerlik yok. AKP, artık denizi bitirdi. İktidar olarak ne bir gelecek öngörüsü var ne de gelecekle ilgili ülkeyi düze çıkaracak plan ve programı. Ancak sıkıştıklarında Şanghay Beşlisi'ne katılırız demenin ötesinde yapacakları bir şeyin de olduğunu sanmıyoruz.

Bu gelişigüzel yaklaşım ve sadece oraya buraya ağır sözler etmek Türkiye'nin başına çorap örmekten öteye bir yarar getirmiyor. Bu yüzden de AKP ve saray iktidarının tutumu bir kez daha Türkiye'yi tehlikeler yumağının içine atmış oldu.

Önümüzdeki günlerde sosyal, siyasal, ekonomik ve askeri sıkıştırmalar göreceksiniz kapımızı çalacaktır. AKP ve saray iktidarı yaşanılanlar karşısında sadece ve sadece yandaşlarına 'yıkılmadık ayaktayız' teranesi çekerek hiçbir sorunu çözemeyeceği gibi göreceksiniz daha da ağırlaştıracaktır. Sonuç olarak; Türkiye doların ateşiyle fokur fokur kaynayan bir ülke haline gelecek, AKP ve saray iktidarı ise kurtuluşu yoksul halka zam bindirerek sağlamaya çalışacaktır. Ne ki yukarıda dile getirdiğimiz sorunların hiçbiri çözülmüş olmayacak, Türkiye bugüne kadar yaşamadığımız daha ağır sorunlarla yüz yüze gelerek görülmemiş bir tehlike bataklığının içine yuvarlanacaktır.

Bu durumda yapacak bir tek şey var, o da AKP ve saray iktidarına dur demektir, demeliyiz de…