turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


PARTİLİ CUMHURBAŞKANI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 ARALIK 2016

Ülke; AKP ve saray iktidarının yönetiminde her geçen gün biraz daha karanlığın içine yuvarlanmakta dersek abartmış olmayız. Bu iktidar ki dün de dini devlet peşindeydi bugün de. Bunların cumhuriyete ve demokrasiye inandıklarını şu ya da bu şekilde ileri sürmek olsa olsa abesle iştigal olur. Bu yüzden de eşyayı adıyla çağırmak ve bu iktidara karşı ona göre mücadele etmek gerekir.

Bildiğiniz gibi eğitimden sağlığa ve hemen her şey bu iktidarın yönetiminde tepetaklak baş aşağı yuvarlandı. Eğitim ki bilimsel ve çağdaş olmaktan çıkarılıp tarikat ve cemaatlerin önceliğine bırakıldı. Devlet ise anayasal görevi olan eğitim alanını terk etti. Dün, yaşadığımız Fethullah Cemaati gibi bir örnek önümüzde durmasına karşın hiç mi hiç bir şey olmamış gibi davranan iktidar bu kez de işin içine başka tarikat ve cemaatleri sokarak her şeye onları bulaştırdı.

İşte bu yüzdendir ki, cemaat ve tarikat yurtlarında tecavüzler, tacizler ve şiddet aldı başını gitti. Çocuklarımız onların yurdunda yanarak öldüler ve her defasında rezil yandaş basın "İçimiz Yandı" benzeri başlıklar atarak hamaset yapıp birilerini kurtarmaya soyundular. Sanki yaşananlar Allah'ın takdiriymiş gibi algılansın istendi. Seslerini çıkaran çocukların ailelerine baskı yapıldı, kimilerinin ise ellerine üç kuruş para sıkıştırılarak susturulmaya çalışıldı. Oysa ne çocuklarımızın ne de ülkenin yaşadığı travma atlatılabilirdi. Bunların kadın bakanı bile çıkıp "bir kereden bir şey olmaz" diyerek bu ahlaksızları savunmak gereği duydu. Üzerine gidildiğinde ve eleştirildiğinde ise iktidarın baskılarıyla karşılaşıldı.

İşte böyle karanlık günlerin içindeyken MHP ve AKP'nin partili cumhurbaşkanlığı konusunda anlaştıkları gündeme küt diye oturdu. Sanırsınız ki ülke güllük gülistanlık Bahçeli'de kalkmış ülkenin göğsüne bir gül de o dikmek istiyormuş gibi AKP ile yan yana gelerek uzlaştıklarını kamuoyu ile paylaştılar. Gerçekte yaşadıklarımız Türkiye'nin kalbine hançer saplamaktan öteye bir şey değildi, ancak ortada da bir pazarlık döndüğü su götürmez bir gerçekti. İster istemez toplumun tüm kesimleri ve MHP'lilerin ağırlıklı kesimleri de bu pazarlıkta neyin döndüğünü anlamak istiyorlardı. Çünkü hançer aynı zamanda da ülkenin olduğu gibi MHP'nin de göğsüne saplanmasından ibaretti.

Ülkenin diyoruz, çünkü bu koşullarda bile AKP ve saray iktidarının uygulamalarına bakılırsa partili cumhurbaşkanlığı gündeme geldiğinde ise nelerin yaşanacağını kestirmenin olanağı yoktu. MHP'ye gelince; bundan böyle MHP'nin zaten esamisi okunmayacaktı. Söylenenlere bakılırsa; uzlaşıldığında MHP'nin hükümette yer alacağı yönünde yorumlar söz konusuydu. Diyebilirsiniz ki pazarlık bu, daha başka ne olabilir ki? Değil, bugün yığınların bilmediği çok önemli konuların da olduğunu nasıl olsa yakında yığınlar da öğrenecek ve Bahçeli'nin içine düştüğü inanılmaz gerçeklerle nasıl olsa ülke kamuoyu bilgilenecek.

Biliyorsunuz; Bahçeli ve Binali Yıldırım'ın partili cumhurbaşkanlığı ile ilgili olarak yaptıkları açıklamanın arkasından hemen dolar tırmanışa geçti. Bir başka deyişle ülke sosyal, siyasal alanlarda olduğu gibi ekonomik alanda da dibe vuran günler yaşıyor. Dolayısı ile ülkeye bu denli ağır bedeller ödetenleri halkımızın kesinlikle cezalandıracağını ve sandıkta sileceğini de hepimiz yaşayarak göreceğiz.

Bir düşünün ki parlamenter sistemin tayin edici olduğu ülke yönetiminde Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkeye verdiği zararın bir türlü önüne geçilemiyor. Fiili durum yaratan Recep Tayyip Erdoğan görev ve yetkilerinin önüne geçerek kafasına nasıl esiyorsa öyle yapıyor, canı nasıl davranmak istiyorsa öyle davranıyor. Daha dün askerlerimizin Suriye'de bulunuşunu "diktatör Esed'i devirmek için ordayız" diye açıklama yapmış, Rusya'dan gelen baskı üzerine de bu fikrinden hemen cayıp söylediklerinin yanlış anlaşıldığını söyleyerek gerisin geri çark etti. Ancak bu tür keyfi davranışların ülkeye nelere mal olduğunu da hemen herkes görmekte ve yaşamaktadır.

Uzatmayalım Devlet Bahçeli'nin uzlaşma yönünde attığı adımlar ülkenin başına öyle bir çorap örecek ki, örülen bu çorabı Bahçeli gibi bin Bahçeli bile gelse düzeltemeyecektir. Bu yüzden de ülke gerçekten de tarihi bir dönüm noktasına girmiş bulunmaktadır. Geriye dönüşün zor olacağı günlerin içine; Devlet Bahçeli tarafından ülkenin itilmesi ise aslını sorarsanız bizleri şaşırtmış değildir. Devlet Bahçeli'nin kafası da üç aşağı beş yukarı Recep Tayyip Erdoğan'dan farklı değildir. Bahçeli'nin ideolojisi Türk-İslam sentezi olduğuna göre; din devleti konusunda Recep Tayyip Erdoğan'la kolaylıkla uyuşacak demektir. Üstelik Recep Tayyip Erdoğan her gün yeni bir adım atarak Bahçeli'ye şirin gelecek sözler söylemeyi de yeri geldiğinde devam ettirmektedir.

Recep Tayyip Erdoğan ki Turancılıktan dem vuran sözler edip bu sözleriyle kime mesaj verdiğini de bu kadar açık etmişken Bahçeli'den daha ne beklenebilir ki? Gerçek olan şudur; ülke batmış, çıkmış bunların derdi bile değildir. Bu çevreler için önemli olan ikballeridir. Bu çevrelerin şimdilik kaydıyla da ikballeri oldukça açıktır.

Yarını ise düşünecek kadar bunların arasında öngörü sahibi bulunabileceğini akıldan bile geçirmenin olanağı yoktur.