turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TERÖRE TEPKİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 ARALIK 2016

7 Haziran 2015 tarihinden bu yana şiddet ve terör eylemleri ülkemizde tavan yaptı. Aslına bakarsanız bu sonuç bir tercihti. Tercihti, çünkü AKP birinci parti olmasına karşın tek başına iktidar olamamış, Recep Tayyip Erdoğan ve bilcümle yolsuzluklara adı karışan kimseden de hesap sorulmaması için sarayın her dediğini yerine getirecek bir hükümet kurulması da olanaksızdı. İşte bu yüzdendir ki sarayın mühendisliğinde bilinçli şekilde tırmandırıldı ve 1 Kasım seçimlerinde ortada ne bir başarı ne de dişe dokunur AKP lehine bir şey olmamasına karşın seçimi %49'luk bir oyla 316 milletvekili çıkararak yeniden AKP kazandı. Özellikle milliyetçi damara oynayan Recep Tayyip Erdoğan'ın politikaları sonuç getirmiş, o güne kadar Recep Tayyip Erdoğan hakkında demediğini bırakmayan Devlet Bahçeli bile her ne hikmetse söylediklerinin hepsini yalamış yutmuş ve bir numaralı saraycı olup çıkmıştı.

Şiddetin ardı arkası kesilmedi. Ortalık kan gölüne döndü. Yaşanan bütün terör olayları sonrasında ise bu ülkenin halkı hep palavra ile soslandırılmış siyasilerden sözler işitti. Asacağız, keseceğiz, kökünü kazıyacağız vb, vb sözler duymaktan canımız burnumuza geldi. Oysa yaşadığımız acının bir ölçüde de olsa önüne geçilemedi. Geçilemezdi de, çünkü iktidarın olayları ele alış ve çözüm için düşündüğü aslına bakarsanız hiç mi hiçbir şey yoktu. İktidardan duyulan sözler sadece ve sadece ilkel duygulara seslenen sözlerdi ki, anlık kullanılan anlık çöpe atılan kağıt mendil gibiydi.

Ülkemizin pek çok kentinde bizleri acıya ve yasa boğan olaylar yaşıyorduk. Bu yaşadığımız terör olaylarını gerçekleştiren örgütler daha çok IŞİD ve PKK'ydı. Her iki yapının da böylesine sarsıcı eylemleri gerçekleştirmesinde iktidarın günahı saymakla bitmeyecek kadar çoktu. Bu iktidar ki terörün üzerine hak ve özgürlükleri ve demokrasiyi koruyarak gideceği yerde tam tersini yaparak koskoca ülkenin tepesine kara bir çadır geçirdi. Ortada ne hak ve özgürlükler kaldı ne de demokrasi. 15 Temmuz tarihinde kendilerinin besleyip büyüttükleri ve devletin her kademesine yerleştirdikleri Fethullahçı darbe girişimini de bahane eden AKP ve saray iktidarı işin iyice çivisini çıkararak olup bitenleri kendileri için Allah'ın lütfu olarak görüp OHAL'den de yararlanarak her istediğini gerçekleştirmeye başladı. Ülke bu haldeyken bile AKP ve saray iktidarının ilk gündemi yine de başkanlık konusu oldu. Kervana Bahçeli'nin de katılmasıyla iyice yüreklenenler daha da bir pervasızlaşıp atıp tutmaya başladılar.

Söylenecek çok şey var aslında. Düşünün ki, ülkenin hem iç hem de dış politikasını bir kişi belirlemektedir. Parlamento saf dışı bırakılmıştır. İşte o bir kişi kalkıp Suriye'ye "diktatör Beşar Esad'ı devirmek için gittik" der ve de bir gün sonra tam tersini söylerse varın böyle bir ülkenin iç ve dış güvenliğinin nasıl olacağını siz düşünün artık.

PKK'nın yan örgütü müdür, kendisi midir ortada son Beşiktaş terör eylemini PAK isimli bir örgüt üstlenmiş bulunmaktadır. Dünkü yazımda da belirttim. Bizler terör eylemlerini insanlık suçu olarak görmekte ve mahkum etmekteyiz. Kimsenin de hangi nedeni ileri sürerse sürsün yaşananları hayırhak görmesini doğru bulmayız. Eğer bu yaşadıklarımızı konuşurken devrimciliği, solculuğu ve sosyalistliği de konuşacaksak bu eylemleri düşünen, uygulayan ve savunanlara da sözün okkalısını söyleriz.

SİZ KARŞIDEVRİMCİSİNİZ.

Çünkü bu tür eylemlerin bizim kitabımızda yazmadığı çok açıktır. Biz sosyalistler ki, hor bakmamışız karıncaya, kırmamışız kanadını serçenin, vurmamışız karacanın yavrusunu, kıymamışız insana.

Siz bunların beterini yapanlar karşıdevrimci değil de nesiniz söyler misiniz?

Alın size Hasan Hüseyin Korkmazgil'in şiiri;

“Koyun değil şu dağlarda, Sanki kendimizi gütmüşüz…

Hor baktık mı karıncaya, Kırdık mı kanadını serçenin,

Vurduk mu karacanın yavrusunu, Ya nasıl kıyarız insana..!”

Evet, Beşiktaş maçından sonra gerçekleştirilen bu insanlık düşmanı terör eylemini şiddet ve nefretle kınıyoruz. Ancak biz sosyalistler bu tür terör eylemleri sonunun bugünkü yöneticilerin kafasıyla da çözülemeyeceğini dile getiriyoruz.

Terör eyleminin hemen sonrasında yetkililerin verdiği demeçleri bir gözden geçirirseniz birer ilkellik örneği olduğunu görürsünüz. Bunların hepsi sanki koskoca bir ülkenin yöneticileri değil de sanki kan davası güden birer aşiret reisi gibi konuşmaktadırlar. Bu yüzden de bu iktidarın terör eylemlerini değil durdurmak daha da azdırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor söyledikleri.

Bakın, bugünkü gazeteler ne başlıklar atmışlar. Özellikle de yandaş basın.

Sabah: "Teröristler Daha Ağır Bedeller Ödeyecek"

Star: " Bu Ülkeyi Kahpelere bırakmayacağız"

Akşam: " Siz Kimlerin Köpeğisiniz!"

Takvim: Bu Yumruk Tepenize inecek"

Benzer başlığı Sözcü Gazetesi de atmış. "Siz Kimin Köpeğisiniz"

Bir de Cumhuriyet gazetesinin başlığına bakın ki aradaki farkı görün isterseniz.

"İNSANLIK SUÇU"

Bizler bu sözleri yakınlarını yitirenlerin ağızlarından duysak zor katlanılır acılarına bağlar, onlara hak veririz. Ancak bu ve buna benzer sözler ülkeyi yönetenlerin ve kamuoyuna bilgi veren gazetelerden topluma yayılırsa hiç kusura bakılmasın bu anlayışı da kabile kafası olarak görürüz.

Öyle ya nasıl olsa ne iktidardakilerin ne de bu tür başlıklarla toplumu gaza getirmeye çalışan gazete patronlarının Beşiktaş'ta Maçka tünel çıkışında yakınları can vermedi. Bu yüzden de afaki sözler söyleyen ve yazanlara sesleniyoruz.

Sizler bu kafayla kanayan ve ülkemize büyük ve giderilmesi olanaksız yaralar açan terör eylemlerini bu kafa ile önleyemezsiniz. Bu nedenle de eğer izzeti ikbal ile gidecek bir durumunuz da yok ya izzeti ikbal ile çekip giderseniz ne âlâ, gitmezseniz de gönderilirsiniz.

Çünkü bu ülkenin halkı bu kadar ağır acıları çekmek zorunda değildir. Bilmem anlatabildim mi?