turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU KAFA İLE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 ARALIK 2016

Ülkemizde yaşananlar gerçekten de yaşamsal. Ancak AKP ve saray iktidarının bu gerçekleri görerek kalıcı ve etkili tedbirler almasının olanağı yok. Yok, çünkü bunların kafası toplumun kendilerinden olmayan yarısını ellerine fırsat geçse bir kaşık suda boğacak denli düşmanlaşmış durumdalar. Bu koşulları ortaya çıkaran şey de, çoğu zaman en tepedeki kişilerin konuşmaları yüzünden. AKP iktidar olduğundan bu yana yaşananların dökümünü yapsak ve bunları sağlıklı bir şekilde tartışabilsek birçok gerçeği görme fırsatı elde edeceğiz ama diyebiliriz ki bu gerçeği ne düşünme ne de görme fırsatı verilmektedir. Toplum sürekli olarak yüksek tansiyonla yaşatılıyor. Yetkililerin çizdiği tablo yüzünden zaten alt yapısı olan saldırganlık daha da bir yükseliş gösteriyor.

Alın size bir örnek; Fazıl Say'ın konserine elinde bıçakla dalan bir kişi camlara vurarak ve çevreye tehditkar davranışlarda bulunarak "bu konser yapılamaz" diye tekbir getirip çığlıklar atabiliyor. Tutuklanan bu kişi ise kimse kendisinden şikayetçi olmadığı için serbest bırakılıyor.

Toplumdaki bu meczupça yükselişe kabul edelim ki sebep AKP ve saray iktidarıdır. 15 Temmuz Fethullahçı darbe girişiminden sonra ayrı bir havaya giren iktidar her fırsatta düşman kesimlere işaret ederek toplumun bir kesimini bilemeye özen gösteriyor. Sonuçta da bu yolda belli bir mesafe aldığını da teslim etmek gerekir.

Bizler biliyoruz ki bu gerici, dinci, şeriatçı ve faşist çevrelerin şöyle gurur duyacakları bir öyküleri bile yok. Bugüne kadar bunların içinden ne bir Deniz Gezmiş ne Mahir Çayan ne Sinan Cemgil ne de bir Harun Karadeniz çıkmış. Çıkamaz da. İşte bu yüzden bu çevreler kendilerine bir öykü yazmak düşüncesindeler. AKP ve saray iktidarı 15 Temmuz'u milat olarak almış durumda ki, her fırsatta bu konuyu işleyen abartıların dik alasını yapıyorlar. Aman ne direnmişler Fethullahçı darbecilere karşı. Onca şehit vermişler, Ankara'nın Kazan İlçesi bile bu yüzden Kahramankazan olmuş amma velakin öykülerinin hiç mi hiç saran bir yanı yok.

Bu yüzden de oldukça pervasız davranıyorlar. Eğer gözleri kesse her yer de ve her fırsatta bunlar ilerici bildikleri çevrelere saldırmaktan çekinmeyecekler. Öyle ya bunların öyküleri kapkaranlık. Bir düşünün öyküsü Maraş katliamı, öyküsü Sivas ve Çorum katliamı olan bir anlayışın sülalesinden sülalecek Lale Devri çıkar ama şöyle okkalı bir öykünün çıkmasının olanağı kesinlikle yoktur. Gerçekte ellerine fırsat geçtiğini düşündükleri yerde de epey cüretkarlar. Beşiktaş'ta olay yerine terör eylemini kınamak ve yaşamını yitirenlerin anısına karanfil bırakmak isteyen CHP'lilere saldırıya kalkışmaları da yukarıda belirttiğimiz gerçeklerin ta kendisidir.

Bir düşünün 15 Temmuz Fethullahçı darbe girişimini bile doğru dürüst değerlendirmekten aciz bu kesimler darbe kalkışmasını lütuf olarak algılayıp karşı darbeye çevirdiler. Sonrası gelsin OHAL, gelsin baskı ve yıldırma yöntemleri. Sonuç içinde yaşadığımız karanlıklar ortamı. Bir iktidar eliyle ülke ancak bu kadar kötü hale getirilebilir. Terör bir türlü önlenemiyor. Ekonomideki çöküşün önüne geçilmesi mümkün görünmüyor. Demokratik hak ve özgürlükler askıda, herkes ne zaman tutuklanma sırası bana gelecek diye kaygı içinde. Recep Tayyip Erdoğan sarayında muhtarları toplamış bilinen hamaset dolu nutuklarını devam ettiriyor. Bu son muhtarlar toplantısında da aklından geçen yeni bir şeyi açıkladı.

Seferberlik. Eh ne olacak bu seferberlikle dersiniz? Herkes bilsin ve kabul etsin ki ülke çok zorda. Bu gerçeklere yaslanarak saray ve AKP İkinci Kurtuluş Savaşı verdiğini topluma kabul ettirmeye çalışıyor. Tabi toplumu böyle düşündürmeye başladığınızda başvuracağınız yöntemlere tepki daha az olacağı için bu iktidarın uyguladığı faşizan baskılar bile olağanmış gibi görülecek, bunlar da istedikleri gibi istedikleri rejimi ikame edecekler.

Evet, tehlike var. Ancak bu tehlike hak ve özgürlüklere dokunmadan, demokrasiyi işleterek daha kolayca savuşturulabilecekken tam tersi bir davranışla dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir yönetimi daha da etkili kılmak için yapılıyor ne yapılırsa. Bu yüzden de eğer seferberlik ilan edilecekse ve de buna gereksinim varsa var olan kurumların örneğin TBMM'nin bilgisi ve iradesiyle değil de bir kişinin iradesiyle ve de muhtarlar muhatap kılınarak gerçekleştirilmek isteniyor. Sizin anlayacağınız meclise getirilmek istenen tek kişinin iradesine dayalı başkanlık sistemi halkımıza kakalanıp rejim değişikliğine onay çıkarılmaya kalkışılıyor.

Yöneticiler gergin, gergin çünkü amaçlarına kolay ulaşamayacaklarını onlarda iyi biliyorlar. Toplum gergin, çünkü toplum her fırsatta kıskaca alınarak teslim alınmaya çalışılıyor. İşte bu yüzden AKP ve saray iktidarının terörle mücadele anlayışıyla sağlıklı bir sonuca ulaşmanın olasılığı yok.

Bu durumda doğal olarak toplumun demokratik istemleri öne çekilerek ve toplumun dinamizmi ortaya konularak AKP ve saray iktidarının oynamak istediği bu oyuna son verilmeli, bu perde bir daha açılmamak üzere kapatılmalı ki sorunların üstüne sağlıklı bir şekilde gidilebilsin ve milyonları içi boşaltılmış kavramlarla bundan böyle kimse oyalamaya cesaret edemesin…