turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HÜSNÜ MAHALLİ TUTUKLANDI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 ARALIK 2016

Habire konuşuyoruz, habire yazıyoruz. Ne yazık ki durum değişmiyor. Hüsnü Mahalli'nin evinde arama yapılmasından gözaltına alınıp götürülmesine kadar her aşamada yanında kendisi de gazeteci olan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş vardı. Süreci an an izledik. Girişimler yapıldı, raporları ortaya kondu, Mahalli hastaneye sevk edilip gerekli tedbirler alındı. Gidişe bakılırsa Hüsnü Mahalli'nin bırakılacağı yönünde herkeste bir umut vardı. Ancak öyle olmadı. Daha önce de yazdığımız gibi hukukun üstünlüğünü benimsemiş, kendisi olan ve düşünen yargı mensupları yerine en tepedekiler gibi düşünme anlayışı ağır bastı ve baktık gördük ki, sağlık nedeniyle sıkı kontrol altında tutulması gereken Hüsnü Mahalli tutuklanıp Silivri Cezaevi'ne gönderilivermiş.

Tutuklama gerekçesi de oldukça komik. Neymiş efendim kanıtlar toplanmamışmış, adı geçen kişinin baskı kullanarak kanıtları değiştirmesi söz konusuymuş. Herkesin bildiği gibi önce Hüsnü Mahalli başka nedenler ileri sürerek gözaltına alındı daha sonra ise suçlama maddeleri değiştirilerek tutuklanması sağlandı. Çünkü gözaltına alınmasını gerektiren suçlama Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmasını gerektiriyordu. Böyle bir izin söz konusu olmadığı için suçlama maddesi karar aşamasına gelindiğinde değiştirildi.

Mahalli'nin tutuklanması ile ilgili olarak bir önemli olay daha yaşadık. Karar vermek üzere ara veren yargıç; Hüsnü Mahalli hakkında verdiği kararı açıklamadan önce İHH yönetim kurulu üyesi bir kişinin twitter'da Hüsnü Mahalli'nin tutuklandığını yazması üzerine tam anlamıyla bir hukuk skandalı yaşanmış oldu. Durum yargıca da avukatlar tarafından söylenmiş olmasına karşın, yargıç; gidin nasıl öğrenmiş siz bulun demekle yetinerek Mahalli hakkında kararı vermiş oldu.

Her şey ne kadar da benzeş değil mi? Bir zamanlar daha seçim sandıkları bile açılmadan Fethullahçı İhlas Haber Ajansı seçim sonuçlarını açıklardı da şaşar kalırdık. Yargıcın kararını daha Hüsnü Mahalli ve avukatları bile öğrenmeden yani karar ilgililere yargıç tarafından yüzlerine okunmadan her nasılsa kendisi de tıpkı Fethullahçılar gibi şaibeli olan bir başka dinci kuruluş bu kez de yargıda verilecek kararları önceden açıklayabiliyor.

Hüsnü Mahalli herkesin bildiği gibi nazik bir insan, birini ya da birilerini eleştirecekse kanıtlarını ortaya koyarak yapar ve de etkili bir gazetecilik görevi yerine getirirdi. AKP ve saray iktidarının dünden bu yana dış politikada hem komşularımıza kurulan tuzakta hem de bunun sonuçlarının ülkemize yansıması ile ilgili net şeyler söyler ve yazardı. Bunların hemen hepsi eleştiri niteliğinden öte gitmez, hiçbir yerinde de kast edilen kişilere karşı hakaret içeren bir yaklaşım söz konusu olmazdı. Bütün bunlara karşın yargının getirildiği konum nedeniyle Hüsnü Mahalli salt eleştiri hakkını kullandığı için tutuklanmış bulunmaktadır. Yani uzatmayalım Hüsnü Mahalli gerçeği de göstermiştir ki, eğer ülkemizde her kim AKP ve saray için tehlikeli sayılıyorsa ister suç işlemiş olsun isterse işlememiş hukuk karşısında hiç mi hiç şansı yoktur. Bugün ülkemizde iktidarın bize yaşattıkları öz itibariyle bundan ibarettir.

Böyle bir anlayışın egemen olduğu bir ülkede demokrasinin kırıntısından bile söz etmek olanaksız hale gelmişse kadre uğrayanların yanında olduğumuzu açıklamak ve hatta onların içeri gönderilişinin her aşamasında yanlarında olmak da sonucu değiştirmemekte, kimsenin sizin hukuk kuralları içinde üzerinize düşen görevi yerine getirmiş olmanızı takmadığını bütün çıplaklığı ile dünya alem bir güzel görmektedir. Yani var olan iktidar tarafından geniş halk yığınları korkutularak susturulup mevcut iktidara teslim olmaları istenmektedir. Bu durumda siyasi partilerin ve demokratik kuruluşların ellerinden geldiğince hukuk çerçevesinde mücadeleleri hukuku hiçe sayanlarca boşa çıkarılmaktadır.

Ve zaten getirilmek istenen anayasa değişikliği ile de birileri tartışmasız hüküm sürmek istemektedir. Bir düşünün; getirilmek istenen anayasa değişikliği ile 15 üyeden 12'sini başkan atayacaksa, geri kalanları da zaten meclisteki çoğunluğuna dayanan iktidar belirleyecekse, HSYK'nın üyeleri de aynı anlayışla seçileceklerse anayasa değişikliğinin nereye varacağını varın siz düşünün artık. Diğer tüm kurum ve kuruluşlarda da aynı şekilde bir kuşatma ve ele geçirme gerçekleştirileceği için ülkemizin yarını karanlık demektir. Bu karanlığı ülkemizin başına saran AKP ve saray iktidarı olduğuna göre bu karanlıktan çıkış için ilk adım AKP ve saray iktidarının işbaşından gönderilmesidir. AKP ve saray iktidarı eliyle hükmü yok edilmiş bir meclis söz konusudur.

Bu yüzden de tek elde toplanan milletin iradesi bilinmelidir ki ancak ve ancak faşist rejimlerde söz konusudur.

Bizler de ne faşizme boyun eğeriz ne de bize böylesi bir iradeyi dayatanlar karşısında elpençe divan dururuz.