turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İLKELLİK DİZBOYU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 ARALIK 2016

Dün Kayseri'de yaşanan terör olayından sonra Türkiye yine bilinen ilkellik çamuruna itiliverdi. En tepedeki siyasetçiden tutun da toplumda önemsenen kesimlere kadar birçoklarının dilinde ve yazdıklarında yine bir işe yaramayan ilkel öfke püskürmesi söz konusuydu. Recep Tayyip Erdoğan asıp kesiyor, Binali Yıldırım aman neler söylüyor neler. Diğer yetkililer ona keza verip veriştiriyorlar. Gazeteler birer ilkel öfke püskürmesi yarışındalar.

Bakın Yandaş Medya nasıl bir başlık atmış.

- Sözcü: "Korkaksınız, Kahpesiniz, Alçaksınız, Hainsiniz, Şerefsizsiniz"

- Sabah: "Kahraman Tugaya Hain Pusu"

- Haber Türk: "Birliğimize Hain Saldırı"

- Akşam: "Kalleşler Kahramandan Haine Vazgeç Telefonu"

- Star: "Bu Millet Diz Çökmez"

- Takvim: "Bu Bilek Bükülmez"

- Ortadoğu: "Kahpeler"

- Yeni Şafak: "Hesabı Her Yerde Sorulacak"

Uzatmayalım böyle laflar uzayıp gidiyor. Tamam, uzayıp gidiyor da ortaya çıkan tablo nasıl?

Bazı karanlık odakların istediği gibi sonuçlar ortaya çıkıyor. HDP binaları basılıyor, yakılıp, yıkılarak eşyaları tahrip ediliyor. CHP'ye saldırıya yelteniliyor ve CHP gençlik kolları üyesi bir kişi linç edilmeye çalışılıyor. Kısacası bütün bu ilkel yaklaşımlar öyle bir karanlığı tetikliyor ki, tam da karanlık odakların istediği gibi iç kargaşa ve savaşa hizmet edecek adımlar atılıyor.

Demek ki terör denilen insanlık düşmanı bu belayı savuşturmak için bu ve buna benzer hamasi sözler ve ilkel laf püskürmesi yaratmakla sorun çözülemiyor. Bu yüzden de bizler her olayın sonrasında sağ siyasetçiler prim yapsınlar diye onların palavralarını dinlemek zorunda kalıyoruz. Her ne hikmetse böyle zamanlarda bu ülkenin insanlarına bir hâ oluyor ve bir "birlik" yutturmacasıdır ortalığı kasıp kavuruyor. Hiç kimsenin aklına da terörün nedenini ve bu denli azmış olmasını sorgulamak bir türlü gelmiyor.

15 yıldır iktidarda bulunan AKP iktidarı döneminde işler nasıl bu kerteye geldi toplumun bunu sorgulaması ve anlaması için bile fırsat verilmeyip toplum bir öfke seline boğulup gerçekler bir bir gözlerden ıraklaştırılıyor. Dinci terörden PKK terörüne kadar bütün yaşadıklarımızdan şu anda her dediğini yapan ve diktatörce davranan AKP ve saray iktidarı sorumlu olmasına karşın, bizler niyeyse bir türlü sorumlu bulamıyoruz. Yine her nedense sorumluların yüzü kızarıp da bunca ülke evladının ölümüne sebep oldukları için istifa etmek bile akıllarına gelmiyor ama bunlar biriken öfke selini örneğin CHP ve sola karşı yöneltmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Türkiye'de dinci terör örgütlerinin bu denli azmasının ve ortalığı kana bulamasının nedeni öylesine açık ki, bu gerçekler bile toplumun gözü boyanarak değiştirilmek isteniyor. Ayrıca PKK'nın terör eylemlerinden de bu iktidar dibine kadar sorumlu. Sorumlu, çünkü iiktidarın izlediği bölge politikası yüzünden PKK'nın güçlenmesine hizmet edildi. Emperyalist güç odaklarıyla Yeni Osmanlı düşü de görerek AKP iktidarının birlikte davranması yarayı iyice azdırdı. Bugün PKK başta Amerika olmak üzere diğer emperyalist güç odaklarınca destekleniyor. Bu güçler PKK'ya ve bağlı örgütlere her türlü silah ve lojistik destek veriyor. İşte Türkiye bu noktaya getirildiyse AKP iktidarının izlediği politikalar yüzünden getirildi. Şimdi attığı savaş naralarıyla AKP ve sarayın yanlış politikalarını silmesinin olanağı yoktur.

Dün yazdık. PKK'nın Kayseri eylemiyle tıpkı Beşiktaş'ta olduğu gibi bir katliam daha yaşandı. PKK'lılar yaşamlarının baharında askerlerimizi katlettiler. Elbette bu kadar değil, PKK askerlerimizin anasını, babasını, kardeşini, amcasını varsa çocuklarını ve eşlerini de katletti. Aslına bakarsanız yara bu kadar derindir ve yarattığı duygusal nefretin boyutları ise o denli büyüktür. Zaten PKK tarafından istenen de budur. AKP iktidarının izlediği politikalar yüzünden Kürt kardeşlerimizde duygusal bölünme büyük ölçüde başarılmıştır. Şimdi sıra Türklerdeki duygusal bölünmeye gelmiştir. Böyle giderse bu konuda da başarılı olacak duygusal bölünme toplumun büyük bir kesiminde de büyük bir kırılma olarak gündeme gelecektir. İşte o zaman Türkiye çok daha ağır sorunlarla karşılaşacak, kentler önüne geçilemeyen olaylarla sarsılabilecektir.

Biz sosyalistler bölünmeyi değil, eşit yurttaşlık ve ortak vatan gerçeğinde buluşmayı savunuyoruz. Ne ki bizim bu savunduğumuz görüşe ne AKP ve saray iktidarının politikaları uyuyor ne de PKK'nın böyle bir derdi var.

Elbette bu tür katliamların önlenmesi için güvenlik tedbirleri önemlidir ancak bu önlemler en üst seviyede alınsa bile yine de güvenlik tam anlamıyla sağlanamaz. Ancak yine de güvenlik önlemlerinde bile bir zafiyetin olduğu bütün çıplaklığı ile görülmektedir. Kayseri Komando Tugayı'nın bulunduğu bölge hassastır. Bu gerçeğin bile doğru dürüst anlaşılmamış olması ve gerekli önlemlerin alınmayışı bir güvenlik boşluğuna işaret etmektedir.

Daha da önemlisi 15 Temmuz darbe girişiminde beceriksizliği ortaya çıkmış Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'dan; "Son terörist kalıncaya kadar mücadelemiz devam edecektir" sözünü duymanın ötesinde anlamlı ne bir duruş ne de bir girişimin tanığı olmuş değiliz. Orduyu zaafa düşürenler apaçık ortadadırlar. Siyasi iktidar bu işin baş sorumlusudur. İşe siyasi iktidardan başlayarak tüm sorumlulardan bazı gerçeklerin hesabını soramazsak eğer; gerçekten de yaşamını yitiren evlatlarımızın başında daha çok ağıt dökeriz.

Son sözümüzde şudur; PKK'nın bu ve buna benzer eylemlerini solculuk ve sosyalistlik adına hayırhak göstermek doğrudan sola ve sosyalizme ihanettir.

Çünkü terör insanlık suçudur, karşıdevrimci bir eylemdir, o kadar…