turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HANGİ TAŞI KALDIRSAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 ARALIK 2016

Hangi taşı kaldırsan altından Fethullahçılar çıkıyor. AKP ve saray iktidarını zora sokan bir şey mi oldu, içinden sıyrılıp çıkması kolay. Fethullahçılar yaptı denildi mi iş tamamdır, o zaman akan sular da durur, kimseler üstünüze de gelemez, eleştirmeye de cesaret edemez. Malum ortada öyle bir hain Fetö örgütü var ki mübarekler kendileri için değil de AKP ve saray iktidarı için çalışıyorlar sanki.

Gezi gösterileri patlak verince de bunlar aynı numaraya yattılar. Öyle ya bunlar sanıyorlar ki, herkes kendileri gibi kandırılmaya öyle uygun ki bu ülkede sağı tamam da solu da Fethullahçılar etkileyip yönetiyorlar diye uyduruk bir anlayışa sarılıp yakayı kurtarmak istiyorlar.

Biliyorsunuz, durup dururken Rusya'nın uçağı düşürüldü ve hem o zamanın başbakanı Ahmet Davutoğlu hem de Recep Tayyip Erdoğan birlikte kükreyip biz düşürdük, yine olsa yine düşürürüz diye arka arkaya demeç üstüne demeç verdiler. Sonra Rusya ile ilgili gerginliğin boyutları arşı âlâya çıktı. Ticari ilişkilerimiz donduruldu, ilişkiler en aza indirildi. Askeri havaalanlarımızdan bölgeye yönelik uçak bile kaldıramaz olduk. Derken bir yumuşama başlatıldı ve ilişkiler kör topalda olsa yeniden kuruldu. Sonra söylenen sözler unutulup Rusya'nın uçağını Fethullahçılar düşürdü denilerek yaşanan krizin suçu iktidarın üzerinden sıyrılıp alındı ve Fethullahçıların sırtına yüklendi. Daha burada kalınsa iyi.

Uludere katliamı bile Fethullahçılara çek edilerek bu muzur örgüt işaret edildi.

Ekonomi iyi mi gitmiyor, iktidar tepetaklak giden ekonomiyi düze mi çıkaramıyor, dolar başını almış gitmiş mi, hiç kuşkunuz olmasın bu işin suçlusu kesinlikle yine Fethullahçılar. Sanki AKP ve saray iktidarı iktidar falan değil de bostan korkuluğu, olup bitenleri izlemekten öteye elinden bir şey gelmiyor. Yaşanan olaylar sonrasında ise fethullahçılar yapmıştır denilerek işin içinden sıyrılıp çıkılıyor.

Konu ile ilgili ne yazarsak yazalım daha önce söylenmişleri bir kez daha yinelemiş olacağız bu yüzden de sözü en son Rusya Büyükelçisi'nin suikastine getirip konuya aydınlık getirmeye çalışalım.

Anlaşıldığı üzere Rusya Büyükelçisi'ne bir suikast gerçekleştirildi. Yaşanan olay sırasında alınmayan güvenlik tedbirleri bir yana suikastçi sağ yakalanmayarak oracıkta öldürüldü. Suikastçı ki Büyükelçiye 11 kurşun sıkmış, kurşunlardan 9'u Büyükelçiye isabet etmişken orada donup kalan kimlerse güvenlik görevlileri ortada elinde silah dolaşıp dururken suikastçiyi vurup etkisiz hale getirmişlerdir. Yani sizin anlayacağınız yaşanan bu olay da bir şekilde karanlığa havale edilip bu suikasti Fethullahçılar yapmıştır denilerek olay sanki aydınlığa kavuşturulmuş gibi davranılmaktadır.

Bu suikasti tabi ki de Fethullahçılar yapmış olabilir. Ancak her ne ise başka olasılıkların da olabileceğine fırsat bile vermeyen ortada bir AKP ve saray iktidarı, aynı zamanda da bu iktidarın eteğine yapışmış sözüm ona gazeteci kılıklı ve yine sözüm ona kendilerini uzman diye niteleyen güruh vardır ki hep birlikte koro halinde Rus Büyükelçisi'ne yapılan suikastin Fethullahçılar tarafından işlendiğini söyleyip durmaktadırlar. Şu ya da bu şekilde başka bir olasılık olabileceğini dile getiren biri çıkarsa yine hep birlikte o kişinin üzerine çullanıp sesini çıkarmasına izin bile vermemektedirler.

Uzatmayalım, işbaşında adı sanı belli olan bir iktidar vardır. Öyle bir iktidar ki bugüne kadar tek bir hatasını bile kabul etmiş değildir. Daha da önemlisi polis teşkilatına alınan kişilerden tutun da her kademede görev yapanlara kadar yargı en başta sorumlusu iktidar olduğu halde hiçbir sorumluluğu üstlenmeyip Fethullahçılara işi fatura edip sütten çıkmış ak kaşık görünümüne bürünmektedir.

Ülkemizdeki iktidarın karakteri budur. Varmak istediği hedef ise bütün çıplaklığı ile ortadadır. Bu iktidar ki ekonomik, sosyal ve siyasal bir yıkıma neden olmuş bir iktidardır. Bütün bu gerçeklere karşın, boğaza açılan yeni bir geçiş tüneli ve Karadeniz'den Marmara'ya bağlanacak ikinci boğazla sizleri uyutmaya devam edebiliyorsa gerçekten de sizlere söylenecek sözümüz kalmış değildir. Olsa olsa sizlere diyebiliriz ki;

Yazıklar olsun size ki hâlâ bu düzenbazların arkasından gidiyorsunuz…