turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 ARALIK 2016

Bu dinci, gerici, şeriatçı kesimlerde demokrasi kültürünün D'sine rastlamanın olanağı yoktur. Bu kesimler ne demokrasiden, ne insan hakları ve özgürlüklerden, ne kadınların erkeklerle her konuda eşit statüye sahip olmalarından hiç mi hiçbir şey anlamazlar. Anlamaları doğalarına aykırıdır.

Bir düşünün; şu sıralar Mecliste Anayasanın değiştirilmesi ile ilgili olarak şiddetli tartışmalar yapılıyor. Daha doğrusu tartışmalar daha çok CHP ile AKP arasında geçmekte. Bahçeli'nin MHP'si çoktan AKP'ye rampalamış olduğu için gıkı bile çıkmıyor. HDP ise kendi sorunları ile uğraşmaktan konuya tam anlamıyla adapte bile olmuş değil.

Anayasa değişiklikleri mecliste grubu bulunan partiler arasında tartışıldığı gibi ülkenin diğer duyarlı kesimlerinde de enine boyuna tartışılmaktadır. Enine boyuna dediysek öyle bilim ve hukuk çevrelerinde tartışılmıyor. Zaten bu çevreleri AKP ve saray iktidarı çoktan sildiği için düşüncelerine bile başvurma gereği duyulmadı. Anayasa değişikliği AKP ve sarayın mutfağında hazırlandı, Bahçeli'ye de şöyle bir sorulup meclise getiriliverdi.

AKP ve saray'ın sözcüleri anayasa değişikliği sanki mecliste kabul edilmiş ve de önümüzdeki günlerde halkoylamasına sunulacakmış gibi konuşmaya devam ediyorlar. Neymiş efendim; milli iradenin üstünde bir şey yokmuş, milli irade ne derse o olurmuş. Yeryüzünde oy çoğunluğunu böylesine yorumlayan dünyanın başka ülkelerinde başka kimseler var mıdır acaba? Öyle ya oylattığınız anayasa maddeleriyle diktatörlüğün daniskasını mı geçirmek istiyorsunuz, halk oy vermiş çoğunluk sağlanmışsa sorun yok, kabul edilmeli kimse de gıkını çıkarmamalıdır. Oya sunulmuş halkın çoğunluğu da evet demişse konuşanlar boşuna konuşmaktadır. Yani sizin anlayacağınız bu dinci, gerici, şeriatçı takımında demokrasi kültürü bundan ibarettir.

Adamlar niyetlerini üstelik saklamıyorlarda. Bunların bir Anayasa Profesörü Burhan Kuzu'ları var. Anayasa değişikliği sonrası Recep Tayyip Erdoğan'ın ne olacağı ile ilgili olarak düşüncesini açıkça söylüyor. Hani partili cumhurbaşkanlığı falan uydurması var ya bunun böyle söylendiğine bakmamalıymışız. Getirilmek istenen şey bal gibi de "başkanlık"mış. Bazı AKP'liler de mecliste 330'u bulurlarsa diyorlar ki; halkoylaması OHAL yürürlükteyken yapılmalıymış. Bu muhteremlerin bilmem ne murat ettiklerini anladınız mı? AKP ve saray çevresi, yandan destekleyen MHP; halkoylamasının sonucundan yeterince emin olmadıkları için OHAL bahanesiyle istedikleri gibi baskı yöntemleri uygulayıp istedikleri sonucu almak düşüncesindeler. Bu yüzden de utanıp sıkılmadan OHAL'i tepe tepe kullanmak istiyorlar.

Yazacak çok şey var. OECD'nin Türkiye'yi yüksek gelirli ülkeler arasına alması ve de bu olayın Recep Tayyip Edoğan tarafından müjde verilir gibi halka açıklanmasını mı, Başbakan Binali Yıldırım'ın birkaç ay sonrasına doğru ekonomimizin düzeleceği mesajının verilmesini mi, Rize Belediye Başkanı'nın "Atatürk bizi kurtarmadı" dediğini mi dersiniz say say bitmeyecek denli AKP ve saray iktidarının özrü çok.

Şu işe bakın ki siz; OECD bizi yüksek gelirli ülkeler arasına sokmuş sokmasına da bu ülkenin tüm çalışanları her niyeyse sözü geçen yüksek gelirli ülkeler arasında olmanın nimetlerinden kuruş bile yararlanmamışlar. Halkımızın işsizlik, yoksulluk ve sefaletle boğuşması niyeyse artarak sürüyor. İnsan bu sözleri duyunca OECD'ye; bu yüksek gelirli ülkeler arasında girmiş olmamızın hesabının nasıl yapıldığını sormak istiyor. Eğer bu hesap iktidar ve çevresinin durumu ele alınarak yapılmışsa sözümüz yok. Yok, genel olarak halkın yaşam standardına yansıması üzerinden yapılmışsa gözünüz kör mü sizin a divaneler?

Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamaları da keza öyle. Ne olacak, hangi dağda bir kurt ölecekmiş de ülkemizde ekonomi düzlüğe çıkacakmış? Yoksa Karadeniz kıyılarında Arap şeyhlerine, emirlerine, sultanlarına yeni pazarlanacak alanlar mı açtınız da bizler bu bilgiden habersiziz?

Yahu sizler nasıl insanlarsınız? 15 yıllık iktidarınızda şehit saymaktan elimiz ayağımız tutmaz oldu. Siz ki bu ülkenin insanlarına kabulü zor şeyleri kabul ettirdiniz. Sanki yaşadıklarımız çok olağanmış gibi bir de çıkıp konuşmuyor musunuz sizlere gerçekten de diyeceğimiz hiçbir şey yok.

Zaten demokrasi kültürünün D'sinin olmadığı kimselerle neyi konuşabilir neyi paylaşabiliriz değil mi?