turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU KORKU NİYE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 ARALIK 2016

Sözüm ona AKP ve saray iktidarı bir anayasa metni hazırlamış. Bahçeli'de bu metne olur vermiş olmalı ki metin meclise getirildi. Bu metnin meclise getirilmesi AKP'nin 316 milletvekilinin imzası ile gerçekleştirildi. Sonra metin komisyona havale edildi. Anayasa değişikliği komisyonda görüşülmeye başlar başlamaz da pürüzler bir bir ortaya çıkmaya başladı. Daha üzerinde doğru dürüst tartışılmadan bazı maddeler geri çekildi.

Bu gerçekler ışığında konuya bakarsak metne imza atan 316 AKP milletvekili nasıl olmuştur da içeriğini bile doğru dürüst bilmedikleri anayasa teklifine imzalarını koymuşlardır? Sözü geçen milletvekillerinin iradelerinin ipotek altına alındığını anayasa değişiklik metnini imzalamaları göstermez mi? Ya peki, Devlet Bahçeli'ye ne buyrulur? O muhterem nasıl olmuştur da böyle bir anayasa değişikliği metninde anlaştıklarını Türkiye kamuoyuna duyurmuştur? AKP milletvekillerinin durumunu zaten biliyoruz. Bunlar sarayın kapıkulları konumuna düşmüşler ve de bu gerçeği çoktan kabul etmiş kişilerdir. Böyle olmayan milletvekilleri var mıdır, yok mudur onu da nasıl olsa anayasa değişiklik teklifi meclis genel kuruluna getirildiği zaman göreceğiz. Bizim ciddi bir şekilde üzerinde düşündüğümüz konu ise Bahçeli'nin durumudur. Bahçeli AKP'li değildir. Bulunduğu yerde bulunmasını sağlayan kişi ise Recep Tayyip Erdoğan hiç değildir.

Ancak bizim yeterince bilmediğimiz ama Recep Tayyip Erdoğan ve Bahçeli'nin iyi bildikleri bir konu olmasaydı eğer Bahçeli'nin bu denli saray politikasına teşne bir politika izlemesi mümkün olur muydu kafamız daha çok buralara takılmaktadır.

Meclisin yasa çıkarma ve denetleme yükümlülüklerinin tamamıyla ortadan kalktığı, isterse meclisi dağıtma yetkisiyle donatılmış partili cumhurbaşkanı anlayışı öyle kolay kabul edilecek bir değişiklik değildir. Bu anayasa değişikliği sonrası başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere asla yargı bağımsız olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi'nin yarısını partili cumhurbaşkanı, diğer yarısını da meclis atarsa bu demektir ki üyelerinin tamamı iktidar tarafından atanmış olacaktır.

Yine HSYK'nın durumu da keza öyledir. Yani sözü uzatmayalım yargı kuvvetler ayrımı ilkesine bağlı kalınmaksızın doğrudan yürütmenin emrine verilmiş olacaktır ki o da bu anayasa değişikliğine göre doğrudan partili cumhurbaşkanı demektir.

Ayrıca seçimler 5 yılda bir yapılacak ve milletvekilleri ve partili cumhurbaşkanı aynı anda seçilecektir. Bu da demektir ki, partili cumhurbaşkanı kim iktidar seçilirse büyük olasılıkla o partiden seçilmiş olacağı için bambaşka bir Alicengiz oyunu oynanmış olacaktır. Artık bundan böyle meclis bakanlar hakkında denetleme görevini yapamayacağı gibi onların çalışmaları sırasında yetersizlikleri ile ilgili gen soru da veremeyecekler, sözün kısası meclis böylece devre dışı kalacaktır. Partili cumhurbaşkanının düşürülmesi, yargılanması ile ilgili de mümkün olmayan seçenekler söz konusu olduğu için yönetim partili cumhurbaşkanının emrinde kolaylıkla Alikıran başkesen yani diktatörlüğün daniskası bir yönetim olarak ülkeyi yönetmeye kalkacaktır.

AKP ve sarayın ülkeyi yönetme keyfiyetine baktığımız zaman şimdi bile hukuk dışına rahatlıkla çıktığına göre öylesine yetkilerle donatılmış bir partili cumhurbaşkanı yönetiminde neler olacağını varın siz düşünün artık.

Önceki gün sanat ödülleri verilirken Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmayı da atlamadan geçmemeliyiz. Erdoğan sanatçılara ödül verilmesi olayının da niye kendi kontrolü altına alınıp tek elden yürütülmesi gerektiğini açıklaması da oldukça ilginçtir. Recep Tayyip Erdoğan bugüne kadar öyle bir performans sergiledi ve de sergiliyor ki, hemen her konuya o karışmalı, hemen her konuda bir tek o yetkili olmalıdır. Bu denli büyük hırsı salt hırsla da açıklamak olanaksızdır. Böyle bir anlayışı rejim değişikliği olarak kavramalı ve de bizler ona göre hazırlıklı olmalıyız.

Sonuç olarak CHP'liler meclis komisyonunda Anayasa değişikliğini önleyemezlerse diğer partilerin de desteği ile meclis genel kurulunda önlemek için ellerinden gelen her şeyi yapmalıdırlar. AKP ve saray iktidarı ve Bahçeli mecliste de mi durdurulamadı bu kez halkoylamasında durdurulmalı sözü geçen Anayasa değişikliğine kesinlikle izin verilmemelidir.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak CHP'nin ortaya koyduğu direnişi sonuna kadar destekliyoruz.

Aynı çabayı anayasa değişikliği halkın oyuna sunulduğunda da göstereceğimizi şimdiden ilan ediyoruz.