turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU KAFA İLE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 OCAK 2017

2016 yılının son günlerine doğru dinci ve gerici güçler gemi iyice azıya aldılar. Kin ve nefret söylemiyle öyle bir iklim hazırladılar ki adeta dinci, gerici ve şeriatçı terör olağan bir şeymiş gibi propagandalar yapıldı. Bir düşünün devletin bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı Cuma hutbesinde okunmak için yazı hazırlıyor ve bu yazı camilerde cumaya gelenlere okunuyor. Bu yazının özeti ise şu: Yılbaşı kutlamak günahtır, israftır denilip insanların yaşam tarzlarına karışan bir içerikte devam ediyor.

Ha bu arada bir de kendilerine Alperenler diyen Büyük Birlik Partisi'ne yakın kimseler var. Bunların marifeti de Aydın'da kendini gösterdi. Efe kıyafeti giymiş bu beyni yıkanmış gençlerse Noel Baba kıyafeti giydirdikleri birini temsili olarak döverek haddini bildiriyorlar. Sizin anlayacağınız bu kişiler Hıra Dağı kadar Müslüman olduklarını ve sözüm ona geleneklerimize sahip çıktıklarını sanıyorlar. Ya peki, yılbaşı yaklaşırken hemen her gün yılbaşını diline dolayıp kin ve nefret kusan Akit Gazetesi'ne ne buyurursunuz? Sonra sosyal medyada atılan mesajlara bakın bir, bu mesajların birçoğu özü itibariyle suçtur, suçu ve suçluyu övmektir. Ne var ki, AKP ve saray iktidarı laikliği savunan mesajları takibe almayı bir görev sayar ve de bu tür mesajların kendilerine ihbar edilmesini dile getirirken kin ve nefret kusan IŞİD, El Kaide, El Nusra diliyle atılmış mesajlara karşı herhangi bir yaptırımda bulunmaya gerek bile görmüyor.

Sözü geçen mesaj ve açıklamaları önemsemeyebilir, adam canım sende bu mesajlar yüzünden mi terörist gidip Reina'yı basarak 39 kişinin ölümüne, 65 kişinin de yaralanmasına sebep oldu diyerek bu sahte din simsarlarını hoş görebilirsiniz.

Hatta öyle ki, şu cübbeli Ahmet Hoca'nın söylediklerini de dikkate almayabilirsiniz ama bütün bunların yarattıkları iklimi asla görmezlikten gelemezsiniz. Sözünü ettiğimiz kafalar yüzünden İslamcı terör ülkemizin başına musallat olmuş, şimdiye kadar sayısız insanımızı katletmiştir. Onca yaşanan olaya karşın sözü geçen iktidarın bu çevrelere karşı yine de hoşgörüyle yaklaşmasına da şaşırmıyoruz doğrusunu söylemek gerekirse. Çünkü bu tür söylemlerin çoğunu bizler siyasilerin ağzından da işittik.

Olay sonrası bile atılan bazı twitler kanımızı dondurdu. Bu twitlerin çoğu hak ettiniz ölmeyi cinsindendi. Sözü geçen hasta beyinleri bizler olağan düşünce açıklaması olarak mı göreceğiz? Yeri geldiğinde canice işlenen cinayetleri Müslümanlar yapmaz diyecek, sonra da bu canice cinayetleri Müslümanlık adına savunacak kadar da gözünüz dönmüş olacak? Sonra da bizler sizlerle birlik ve beraberlik içinde terörü bitireceğiz öyle mi? Yahu sizler mercimek kadar beyninizle kimi kandıracağınızı sanıyorsunuz?

Bir iktidar düşünün ki, her olaydan sonra esip gürlemekle yetinecek, sonra da olanlar unutulup gidecektir, hiç böyle bir davranış sineye çekilip oturulur mu? Dün CHP İstanbul İl Başkanı ve milletvekilleri iktidarı istifaya davet ettiler.

Bugüne kadar hangi olay sonrası sözü geçen iktidardan bir tek kiremit düştü de bundan sonra düşsün değil mi? Ancak bu istifa çağrısı yerinde bir çağrıydı. Hem bu tür istifa çağrıları giderek daha da yoğunlaştırılmalı, görevini hakkıyla yapamayan her kim olursa olsun yerinde oturmamalıdır. Bu bağlamda CHP'nin çağrısı toplumsal bir zemin bulması için CHP konuyu daha da yoğunlaştırmalı ve sorumluların peşini asla bırakmamalı ve de bunları yaparken kendileri gibi düşünen diğer parti ve demokratik kitle örgütleriyle bağlarını sıkılaştırmalı ki girişim etkili olabilsin.

Düşünün, yılbaşında terörist saldırı olacağı, neredeyse nereye olacağı bile üç aşağı beş yukarı isim verilmemesine karşın bilindiği halde Reina'ya yapılan bu saldırı önlenemedi. Oysa öğrendiğimize göre buralarda emniyet güçleri denetlemeleri sıklaştırmışlar ve de bir açık bırakmamak için çadırlar bile kurmuş olmalarına karşın yine de saldırı önlenememiştir. Bize göre bu düşündürücü bir durumdur. Eğer güvenlik önlemleri bu çapta alındığında ve de 17 bin polis İstanbul'da görevli kılındığında bu tür bir eylem olabiliyorsa güvenliği biraz gevşettiğinizde neler olabileceğini varın siz düşünün. Sonuç olarak terör eylemlerinin önlenememesinden siyasi iktidar kesinlikle sorumludur. Bugüne kadar siyasi iktidarın sorumluluğu ile ilgili neler yazıp neler söylemedik, amma velâkin değişen bir şey olmadı.

Demek ki neymiş; Dışişleri Bakanı, Kültür Bakanı ve diğerleri İmam Hatip Okullarıyla nasıl muassır medeniyet seviyesine erişileceğini bizlere anlatırken kastettikleri şey dinci gerici, şeriatçı terör eylemlerinin tırmandırılmasıymış. Ama bilin ki bunlar kimsenin yanına kalmayacak, kim hangi olaydan sorumluysa üstünden ne kadar süre geçerse geçsin hesabını vermekten kurtulamayacaktır. AKP ve sarayı iktidarının her kademesindeki sorumlulara duyurulur.

Sözümüzü, söylediklerimizi bir daha yineleyerek bitirelim.

Öyle gevşeklik, yavşaklık yok. Terör bir insanlık suçudur, kim karışır, kim över, kim terör eylemine yeltenirse yanına bırakılmamalı hesabı burunlarından fitil fitil getirilerek sorulmalıdır.

Yoksa bu kafa ile giderse 2017 yılında da ülkemiz kan ve gözyaşı ile ıslanmaya devam edecektir.