turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YAŞAM TARZINA KARIŞMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 OCAK 2017

Sabahtan akşama, akşamdan sabaha dinci, gerici ve şeriatçı kesimler kimin nasıl yaşaması gerektiğine dair akıl dışı düşüncelerini pompalar dururlar. Her fırsatta da tehdit etmekten asla geri kalmazlar. Bu çevrelerin bu yöndeki tutum ve davranışları elbette yeni bir şey değildir. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte bu çevreler her fırsatı değerlendirmişler, kimi zaman alttan alta, koşullar elverdiğinde de açık açık kendi görüşlerini topluma zor ve tehditle kabul ettirmeye çalışmışlardır. Dini her fırsatta kullanan sağ iktidarlar zamanında ise iyice toplumun içinde kök salmışlardır. İmam Hatip Liseleri, okulları, Kur'an kursları vb yerler beyin yıkama laboratuarlarına dönüştürülmüş, öteden beri laikliği hedef tahtasına koyan siyasi yapılar için buralar arka bahçeler haline getirilmiştir. Bir bakıma MSP ile partileşen Erbakan'ın politik yol haritası çeşitli partilerle devam etmiş, bu parti için sözünü ettiğimiz okul ve kurslar insan kaynağına dönüşmüşlerdir. Sonra Erbakan'a bizzat kendi içinden bir operasyon çekilmiş ve AKP kurdurulmuştur. İmam Hatip Liseleri, Kur'an kursları, tarikatlar, vakıflar, cemaatler bu kez de AKP'nin arka bahçesi haline gelmiştir. Bugün AKP yurdun her tarafını eğitimi batırmayı da göze alarak imam hatip okullarıyla doldurduysa nedeni çok açıktır. Bizler konuşulanları unutmayız. AKP'ye sözüm ona dindar bir taban gerekliydi bu taban aynı zamanda da kindarlıkla donatılırsa kemikleşmiş bir tabana sahip olur kolay kolayda örneğin Turgut Özal'ın partisi ANAP gibi işi bittiğinde de dağılıp gitmezdi.

İşte bu anlayıştır ki bugün yaşadığımız dinci, gerici, şeriatçı kesimlerin terör eylemlerinin iklimi bu kafa ile yaratılmıştır. Yaratılan bu iklim nedeniyledir ki, IŞİD vb örgütlerin ülkemizde gerçekleştirdikleri terör eylemleri oldukça kolaylaşmıştır. Bugün ülkemizde taa Çin'in Uygur bölgesinden gelen bir dinci teröristin bile ülkemizde barınması, yemesi, içmesi, saklanıp korunmasının koşulları oldukça fazladır. Eğer böyle bir durum söz konusu olmasaydı hiç kuşkunuz olmasın ki bu terörist gruplar iyot gibi açığa çıkarlar, bu denli tehdit eder hale gelmezlerdi.

Önceki gün 31. Muhtarlar toplantısında konuşan Recep Tayyip Erdoğan kimsenin yaşam tarzına sistematik olarak karışılmadığını söyleyerek hem bir durum tespiti hem de bir anlamda yapılan eleştirileri karşılamaya yönelik düşünceler ileri sürmüştür. İşler bu noktaya gelinceye ve hatta şu an bile pek çok çevrelerin ileri sürdükleri düşünceler şöyle bir üstünkörü olarak bile incelense görülecektir ki, yaşadıklarımız Recep Tayyip Erdoğan'ı yalanlayacaktır. Bu konuda başta TRT olmak üzere, havuz medyası olarak adlandırdığımız televizyon ve gazetelerde söylenenlerin çoğu tüyler ürpertici şeylerdir. Çoğu zaman benzer düşünceler ne yazık ki Diyanet'ten de gelebilmekte, toplumun geniş çaplı tepkisini çekmektedir. Bugün bazı okullarda sözüm ona eğitici olsun diye hazırlanan köşeler ve yapılan bazı etkilikler bile oldukça belirgin olarak ülkemiz yurttaşlarının çoğunu hedef gösteren anlayışla hazırlanmaktadır. AKP ve saray iktidarının yaslanmak istediği ve devlet yönetimini paylaşmaya kalkıştığı cemaat ve tarikatlardan söz etmiyoruz bile.

Türkiye toplumu son 15 yıl içinde adım adım öyle bir noktaya getirilmiştir ki bugün kimsenin hukuka ve emniyet güçlerine inancı kalmamıştır. Örnek mi istiyorsunuz; eğer hukuka olan inanç kalmış olsaydı, uçaktan inen Barbaros Şansal'ı bizzat uçağın indiği yerde görevli kimseler linç etmeye kalkışmazlar, eğer varsa suçu yargı verir diye düşünürlerdi. Kaldı ki bu eylemi yapanların çoğu size yandaş olan kimseler ya da yine yandaşların kışkırtması ile harekete geçenlerdir. Bunların içinde kışkırtıcı twitiyle İ. Melih Gökçek bile vardır. Ya Reina katliamını gerçekleştiren caniye benzediği savıyla yere yatırılıp linç edilmeye çalışılan gencin başına gelen şeye ne buyrulur? Uzatmayalım örneklerimizi ne kadar isterseniz çoğaltabiliriz ancak gerek yok. Ortada bilinçli bir şekilde halkı kin ve nefrete iten, üstelik AKP iktidarı döneminde kat kat katlanan gerçeklerle yüz yüzeyiz. Şimdi; siz dahil, Sayın Recep Tayyip Erdoğan AKP iktidarının tüm ileri gelenleri böyle bir şey olmadığını söylüyor, kimsenin yaşam tarzına karışılmaması gerektiğini telaffuz etmeye çalışıyorsunuz. Demek ki ülkemizde bu yönde yarayı kaşıyanlar bir hayli olmalı ki zorunlu olarak uyarmak gerekliliği hissediyorsunuz.

Masumane gibi görünen bir örnekle yazımızı bitirelim. Bazı çevreler ne zaman sokağa çıksalar; "ya Allah bismillah Allahü ekber" sloganı atmaktadırlar. Bu slogana kim niçin gereksinim duymaktadır? Bu slogan neredeyse bir savaş narası olarak atıldığına göre; atanlar kim ya da kimleri hedeflemekterdir ki içlerinde biriken kin ve nefreti bu şekilde dışa vurur haldedirler?

Kim ne söylerse söylesin, bu ülkede bütün kadınların başına kara çarşaf geçirmek isteyen hem de öyle küçük bir sayıdan da ibaret değil on binlerce insan var. Oruç tutmayanları sopadan geçinmek için birçok kentimizde kendilerini din polisi yerine koyan azmışlar var. Sözü geçen azmışların kendileri gibi düşünmeyen ve da yaşamak istemeyenleri bağıra çağıra sözle dile getirdikleri ve yayın organlarında yazdıkları sallama küfürler var. Bunları bizlerin görüp de siz yöneticilerin görmüyor olması gerçekten de anlaşılır gibi değil…

Son söz; herkesin yaşam garantisi olan laikliğe bu denli karşı olmak bile yukarıda dile getirdiğimiz gerçekleri anlatmaya yeter de artar bile ama biz kime anlatıyorsak artık…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA