turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İZMİR'DE NİYE BOMBA PATLAMIYOR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 OCAK 2017

Yukarıdaki soru gözü dönmüş, vicdanı kararmış, kendisini Allah yolunda sanan bazı kendini bilmezlerin sorulu eleştirisidir aslında. Onlar sanıyorlardı ki İzmir solcu bu yüzden de İzmir'de terör eylemi yapılmıyor. Artık IŞİD denilen caniler kim ya da kimleri hedefliyorlarsa. Üstelik daha önce de sayısız kez dile getirdik. Terör eylemi insanlık suçudur, böyle bir eyleme başvuranlarsa kendilerini nasıl nitelerlerse nitelesinler karşıdevrimcidirler. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak birçok konuda birlikte davrandığımız Devrimci Halk Partisi ile birlikte kınayan bir mesaj yayınladık. Üstelik de şu an bile resmi olarak bu eylem kim ya da kimler tarafından yapıldığı açıklanmamış bile olsa. Çünkü biz sosyalistler gerçekte ülkemizin ve dünya insanlığının vicdanıyız. Öyle gözünü kan bürümüşler gibi şunlar şunlar katledilmelidir cinsinden bir bakış açısına da sahip değiliz. İşte bu yüzden bazıları gibi oh olsun cinsinden ne sözler söyleriz ne de bir tek sözcük yazarız. Bugüne kadar da yapılan terör eylemleri kim ya da kimler tarafından yapılırsa yapılsın sonuna kadar karşısında durduk, kınadık ve hatta bu çevrelere karşı her anlamda mücadele verdik.

Eğer bir ülkede terör eylemi çimleneceği bir alan bulamazsa ne kadar çırpınır ve de çabalarsa çabalasın ortam bulamayacağı için olağan hale gelemez. Oysa bizim ülkemizde AKP ve saray iktidarının izlediği yanlış politikalar yüzünden terör eylemleri arka arkaya yapılır hale gelmiştir. Çünkü terör eylemlerine uygun iklim AKP iktidarı ile birlikte büyük bir boyut kazanmıştır. Çünkü AKP 'yurtta barış, dünyada barış' ilkesini hiçe saymış, hiçe saymanın da ötesine geçerek bu düşünceyi savunanlara karşı ağır hakaretlerde bulunmuştur. AKP iktidarı dünyanın mazlum halklarına karşı emperyalizmin izlediği tüm politikalara alet olarak Kuzey Afrika'dan Çin Seddi'ne kadar uzanan coğrafyada birçok ülkenin içişlerine karışmış, emperyalist güçlerle aynı şer cephesinde yer almaktan çekince duymamıştır. Irak'ı 3'e parçalayan Amerikan emperyalizmi ayın oyunu Suriye'de de oynamak istemiş ve IŞİD'ı tarih sahnesine çıkarıp Suriye'nin kan gölüne çevrilmesini sağlayarak bu yolla İsrail'i selamete kavuşturmak istemiştir.

Beşar Esad yönetimine karşı olan kesimler içinden devşirilen El Kaide, El Nusra, ÖSO vb örgütler her anlamda desteklenip semirtilmişlerdir. AKP iktidarının sözünü ettiğimiz terör örgütleriyle içli dışlılığı Yeni Osmanlı düşü görmekten ve bölgede Sünni eksenli bir bölünme sağlama isteğindendir ki işler bugün bu karmaşık noktaya gelip dayanmıştır. Dinci, gerici ve şeriatçı terörün kaynağını bu yanlış politikada aramak gerekir.

PKK terörüne gelince; PKK terörü de hiç kuşkunuz olmasın ki AKP'nin bugüne kadar izlediği yanlış politikaların sonucu olarak işler bu noktaya gelip dayanmıştır. ABD ve koalisyon güçlerinin Irak'ı işgal etmesi ve sonrasında AKP iktidarı tartışmasız emperyalist güçlerle birlikte davranmış, Süleymaniye'de askerlerimizin başına çuval geçirilmesini bile önemsemeyip geçiştirmekle yetinmiştir. Bu yüzden de Irak bugün Şii, Sünni ve Kürt eksenli olmak üzere üçe bölünmüştür. Bu sonuçla birlikte rahatlayan ve de bizzat ABD tarafından destek gören PKK kendine göre önemli sayılabilecek mevziler kazanmıştır. Aynı aymazlık Suriye'de de söz konusudur. Bugün Suriye'nin kuzeyinde kantonlaşan PYD ile PKK'yı ayrı yapılar gibi gözükse de böyle saymak büyük bir yanılgıdır. Bu yüzden de AKP iktidarının Suriye'de izlediği politikalarsa çok yönlü olarak Türkiye'nin aleyhine gelişmiştir.

Her şey bu kadarla da sınırlı değildir. AKP artık iyice yönetemez hale gelmiştir. Dolayısıyla da demokrasinin kırıntılarına bile tahammülü yoktur. İçerde her geçen gün baskı yöntemleri arttırılmakta, sürekli olarak biri ya da birileri hedef gösterilerek taraftarların kemikleşmesinin sağlanması için gerginlik arttırılmakta, insanlar salt eleştirdiler diye cezaevlerini boylamaktadırlar. Eksik, Recep Tayyip Erdoğan'ı tek egemen yapmak için anayasa değişikliği TBMM Genel Kurulu'na getirilmekte, sanki çok olağan şeyler yapılıyormuş izlenimi verilerek hem de OHAL varken anayasa değiştirilmek istenmektedir. Gerekirse halkoylaması OHAL koşullarında yapılarak tıpkı 1982 Anayasasında olduğu gibi halk oylaması baskı ile sonuçlandırılmak istenmektedir.

Bu arada bir de kendisini dev aynasında gören Vatan Partisi ve bu partinin Genel Başkanı Doğu Perinçek var. Perinçek'in AKP, CHP, MHP ve Vatan Partisi'nin 'MİLLİ BİRLİK HÜKÜMETİ' kurulması isteği var. Neymiş efendim ülke tehlikedeymiş, böyle bir hükümet kurulursaymış Türkiye terörden kurtulabilirmiş. Doğu Perinçek'in kulağına kim ya da kimler neler üflüyorlar bilemeyiz ama bu ülkede ne Doğu Perinçek'in dediği olur ne de bu yöntemle Türkiye terör belasından kurtulur.

Evet, Türkiye'nin terör belasından kurtulması mı isteniyor, yapılacak en önemli iş hukukun üstün olduğu, demokrasinin işlediği, demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alınmadığı bir ortama hemen geçilmesi olmalıdır. Bu da dinci, gerici ve şeriat isteğiyle yanıp tutuşan bir AKP, partisini AKP'ya rampalayıp sarayın emrine vermiş olan Bahçeli'yle ve de nasyonal sosyalistin ta kendisi olan (faşist) Vatan Partisi'nin CHP'yi de içine alarak 'seferberlik hükümeti' kurmak gibi ham hayalleri asla gerçekleyemez.

Üstelik CHP, Vatan Partisi dahil sözünü ettiğiniz diğer iki partiyle örtüşecek bir düşünceyi de savunmazken;

Sayın Perinçek siz en iyisi varın derdinize yanın. Çünkü terör azılı burjuva görüşlerinin pompaladığı bir yöntemdir, sizin de azılı burjuva partilerinden hiç mi hiçbir farkınız yoktur.