turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AMAN NE ŞEYSİNİZ NE ŞEY

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 OCAK 2017

Mecliste Anayasa değişikliği görüşülüyor. AKP milletvekilleri hatta bakan düzeyinde kimseler kendilerini bir yerlere göstermek için yırtınıp duruyorlar. Anayasa değişikliği oylaması herkesin bildiği gibi gizli yapılması gerekir. Gerekir de AKP'nin milletvekilleri ve ve Bakan düzeyinde olan bazı kimselerin niye bu anayasa hükmünü taktığı yok? Örneğin Sağlık Bakanı koltuğunda oturan Recep Akdağ hiç utanıp sıkılmadan "Suç işliyorum sana mı soracağım" diyebiliyor. AKP'nin Ordu milletvekili Metin Gündoğdu oyunun rengini belli etmek için adeta şov yapıyor. Yakını Fetoculuktan tutuklu AKP'nin Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz almış eline beyaz oy pusulasını dönmüş meclis genel kuruluna nasıl oy kullandığını kul köle olduğu bir yerlere göstermeye çalışıyor. Malum kardeşi Fetullahçılıktan tutuklu. Erzurum milletvekili İbrahim Aydemir'de öyle.

Bu saydıklarım böyle de diğer milletvekilleri farklı mı sanki? Kimisi oy kabininde üç erkek; erkek erkeğe baş başa vermişler ne çeviriyorlarsa artık. Gerçi bu üç milletvekilinin CHP milletvekili tuvalette sigara içen üç öğrencinin öyküsünü anlatarak haddini bildirdi de haddi bildirilmeyen o kadar çok milletvekili var ki bunları say say bitiremeyiz. Aslında bize sorarsanız bunların isimlerini bile anmaya değmez. Değmez çünkü hiçbirisi kendi iradesiyle bile hareket edecek durumda değiller. Bazıları da makam mevki peşinde olmalılar ki Recep Tayyip Erdoğan'ın başkan olması için öteden beri çırpınıp duruyorlar. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'da bunların başında gelenlerden.

Bütün bunlar yaşanırken başkanlık koltuğunda oturan AKP'li adama ne buyrulur? Oylama ile ilgili olarak bir tek uyarısına tanık olmamış olmamız bir rastlantı sayılabilir mi? Hani şimdi bu oylamaya baktığımız zaman Anayasa Mahkemesi Anayasa hükümlerine dayanarak Anayasa değişikliğini geçersiz saymalı saymasına da artık böyle bir makamın olduğundan bile emin olmadığımız için geçiyoruz bütün bunları.
Dünkü yazımızda AKP ve saray iktidarının hukuk mukuk tanımaz bir şekilde keyfi davranışlarından söz ederek meclis önünde yurttaşlara, demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcilerine polisin nasıl şiddet kullandığından söz ettik.

Özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu'na AKP'lilerin yavuz hırsız ev sahibini bastırır örneğinde olduğu gibi niçin 'MİLLETİ TEHDİT Mİ EDİYORSUNUZ' dediklerini açıklamaya çalıştık. Aynı gün başka bir adım da Ankara valisinden geldi. Vali; bir ay süre ile Ankara'da her türlü gösteri ve basın açıklamalarının yasaklandığını bildirdi. Gördüğünüz gibi AKP padişahlık hükmü getiren anayasa değişikliği yapacak ama kimse ne tepki koyabilecek ne de protesto edip düşüncesini açıklayabilecek. Ülke faşizan bir anlayışla susturulup Recep Tayyip Erdoğan padişah yetkilerini bile aratmayan yetkilerle donatılıp yaşamımızın içine etmek için yetkili sayılacak.

Sonra Anayasa değişikliği 330'u bulup meclisten geçtikten sonra da halkın önüne gelecek. Halk sandığa çağrılıp at şuraya oyunu yoksa denilip tehdit edildikten sonra halkın iradesi tecelli etmiş olacak. OHAL koşullarında hemen kimse halkı bilgilendirmek için yeterince çalışma yapamayacak ya da yaptırılmayacak sonra da Recep Tayyip Erdoğan Milli İrade böyle tecelli etti diye ensemizde boza pişirecek.

Ne güzel değil mi? AKP ve saray kendileri için dikensiz bir gül bahçesi hazırlamış, geçmiş karşımıza demokrasicilik oynuyor. Oysa ortada demokrasinin kırıntısından bile söz etmenin olanağı yok. Ülkemizde anayasa değişikliği yapılmadan bunları yaşıyorsak yapıldıktan sonra kim bilir neler yaşarız? Adam ülkenin yurttaşlarını Milli İrade kamçısıyla sopalamaya bile kalkabilir. Öyle ya; bu yetkiyi ona önce meclis, sonra da halk vermişse olacağı da budur.

Yalnız bunların yine de hesap edemedikleri bir şey var. Bizler meclisten geçse bile anayasa değişikliğine halkımızın hayır demesi için elimizden gelen özveriyi göstereceğiz. Diyelim buna karşın hayır oyları fazla çıkmadı ve Recep Tayyip Erdoğan padişah yetkileriyle donatılmış olarak partili cumhurbaşkanı oldu. Bizim hareketlerimizde yine de bir değişiklik olmayacak. Sonuna kadar mücadele edecek ve dinci, gerici, şeriatçı ve faşist uygulamalara boyun eğmeyeceğiz. Çünkü kimse bizi ne kul yapabilir ne de birilerine teba…

Bilmem anlatabildik mi?

CHP adına anayasa değişikliği ile ilgili görüşlerini Deniz Baykal açıkladı ve Baykal'ın konuşması haklı olarak bütün Türkiye'de düşünüldüğünün de ötesinde yankı yaptı. Şimdi ise maddelere geçildi ve AKP gücüne dayanarak istediği gibi davranabilmektedir. Durum göstermiştir ki 330 oy barajı geçilecek ve anayasa değişikliği için halkoylamasına gidilecektir. Bu andan itibaren CHP'nin meclis görüşmelerine katılmaması AKP ve MHP'yi mecliste baş başa bırakması çok önem arz ediyor.

Böylece bütün ülke de bilecek ki, AKP ve Bahçeli'nin MHP'si Recep Tayyip Erdoğan'a padişahlık yetkisi vermek gibi cumhuriyete ve demokrasiye karşı affedilmesi olanaksız bir suç işlemişlerdir.