turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HERKESİN MURADI BAŞKA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 OCAK 2017

Mecliste anayasa değişikliği görüşülüyor. Eğer bu değişiklik geçer halk oylamasından da AKP ve saray iktidarı istedikleri sonucu alırlarsa Türkiye artık başka bir günün sabahına uyanacak. Şu an ülkemizde demokrasi olmadığı, kimse düşüncesini özgürce açıklayamadığı için hukuk devletinde yaşanmaması gereken şeyler yaşıyoruz. İnsanlar kolaylıkla terörist olarak suçlanıyorlar ve içeri gönderiliyorlar. Şu an bunları yaşıyoruz yarın ise anayasa geçtiğinde ve tek bir kişinin iradesiyle her şey olabilir hale geldiğinde ise bugünleri de bu ülkenin insanları çok arayacak çok. Bu yüzden de mecliste grubu bulunan partiler bu gerçekler ışığında davranmalı ve bu padişahlık anayasasının geçmemesi için ellerinden gelen çabayı göstermelidirler.

Ancak CHP'nin dışında ne hikmetse böyle ne bir çaba görüyoruz ne de diğer partilerin durumu yeterince kavradıklarına tanık oluyoruz. Bahçeli'nin MHP'sini zaten biliyoruz. Kendilerinin bildiği başka kimsenin bilmediği nedenler ve ülkenin bekası lafının arkasına sığınarak Bahçeli AKP ile iş tuttu. Ne yazık ki AKP ve sarayla iş tutmasının ülke için nelere mal olacağını ise göremediği gibi üstelik de yalan yanlış bilgilere başvurarak sözüm ona Bahçeli kendi tutumuna haklılık kazandırmaya çalıştı. "Minareyi çalan kılıfını uydurur" deseler de "mızrak çuvala sığmaz. Yani AKP ve saray muradını ne kadar saklamaya çalışsa da gerçekler bir şekilde ortaya dökülüverir. Nitekim dün AKP milletvekili İsmail Aydın anayasanın ilk dört maddesinin de değiştirilebileceği yönünde sözler söyledikten sonra MHP milletvekilleri tarafından yuhalandı. Durumu ise Binali Yıldırım kurtardı. Kurtardı derken MHP'lileri yatıştırdı. Neymiş efendim böyle bir teklifleri yokmuş, bu yönde davrananlarla da bir işleri olmazmış. Yani? Yanisi şu; Binali Yıldırım MHP'lilere bir anlamda garanti vermiş oldu. Tabi AKP'lilere kim inanırsa…

Görüldüğü gibi anayasa değişikliği isteyenlerin amaçları çok belli. AKP çevreleri ve saray yanlıları bir koro tutturmuşlar; Türk tipi başkanlık geldiğinde her şeyin çok güzel olacağını savunuyorlar. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bir televizyon programında bazı sakıncalara işaret etmeden geçemedi. Bozdağ'a göre partili cumhurbaşkanı koltuğunda Recep Tayyip Erdoğan olursaymış bir sorun yokmuş fakat koltuk başkalarının eline geçerseymiş işte o zaman bazı sakıncalar doğabilirmiş. Hani bunlar olağan sözler değil de aslına bakarsanız dişe dokunur bir içeriği de yok. Önemli olan iktidarın bu değişiklikle ne yapmak istediğidir ki asıl önemli olan da burasıdır. İktidar 200 yıllık bir hesaplaşmadan söz etmektedir. Yani Osmanlı İmparatorluğu dönemi de dahil, Sarı Selim'den bu tarafa ne kadar ilerici adımlar atılmışsa hepsi ortaya konulmalı ve gerici bir anlayışla hesap sorulmalı denilmek isteniyor. Ne diyelim gericiliğin kin ve nefreti öyle hesapsız kitapsız ki bunların neleri göze aldıklarını da bir anlamda bu sözlerle öğrenmiş oluyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor ve muhalefeti edep ve adap bilmemekle suçlayarak anayasa değişikliğini aklınca savunmuş oluyor. Bizler bu tür yaklaşımların bir işe yaramayacağını iyi biliyoruz. Recep Tayyip Erdoğan sürekli muhtarlar toplantısı yapıyor ya toplantılarının sonucunu 35. Toplantıdan sonra almaya başladı. Mersin Mezitli'de bir muhtar toplantıda söylenenleri iyi kavramış ve hemen köylülerden bir kısmını Fethullahçı, bir kısmını PKK'lı, bir kısmını da DHKP-C'li olarak ilgili yerlere jurnalleyivermiş. Köylüler de soruşturma yapmak üzere köye gelen ilgililerden öğrenmişler şikayet edildiklerini. Köylülerin muhtar hakkında söyledikleriyle; muhtarın geceleri evlerinin penceresini dinleyerek kimin ne konuştuğunu anlamaya çalıştığını öğreniyoruz. Yani sizin anlayacağınız muhtarlar toplantısının ne işe yaradığını böylelikle bütün Türkiye'de öğrenmiş oluyor. Artık bu kafada olanların yönetiminin ülkeye pahalıya oturacağını anlamak hiç de zor değil.

Yazımızı Garo Paylan'ın mecliste yaptığı konuşmayla bitirelim. Yukarıda dedik ya herkesin kendine göre bir gündemi var. Bağımsızlıkmış, demokrasiymiş, sömürüymüş onlara ne? Evet, anayasa değişikliği görüşülüyor, bu değişiklikle ülke padişahlıktan öte yetkilerle donatılmış kimselerin elinde kalacak kalmasına da bundan HDP'ye ne değil mi? HDP bütün bunları yok sayıyor ve böyle bir günde bile Garo Paylan aracılığı ile Ermenilere, Süryanilere, Rumlara Türklerin soykırım yaptığını söylettiriyor. Deyim yerindeyse HDP bu davranışı ile anayasa değişikliğini savunan gerici, şoven, halk düşmanı kesimleri birbirine kenetler ve onların durumunu güçlendirirken karşı çıkanların gücünü de hem mecliste hem de kamuoyu önünde kırmayı amaçlıyor.

Sözü uzatmayalım HDP çoktandır dağılmış vaziyette. Bunun sebebi de çok belli aslında ama bu parti yine de aklınca kendi numarasına devam ediyor. Bu yüzden de HDP ülkemizde ne yazık ki demokrasi cephesi içinde sayacağımız bir parti değil.

HDP ile faşizme karşı ortak bir mücadelede yürütülemez.

Çünkü bunlar sınıf gerçeğinden öylesine uzaklaşmışlar ki, bunlarla ilericilerin, devrimcilerin ve de sosyalistlerin birlikte davranmalarını gerektiren hiçbir bağ kalmamış.