turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAYIR DİYECEĞİZ ÇÜNKÜ:

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 OCAK 2017

Dün akşam, CNN'de Ahmet Hakan'ın programında iki laf ebesini izledik. Birisi Cem Kaya diğeri Mehmet Sarı. Bunları izleyince bir kez daha söylemeliyim ki bu anayasa değişikliği halkoylamasından geçmemeli. İkisi de hukukçuymuş ama anayasada yazanların ne önemi var, Recep Tayyip Erdoğan ille de olumsuz şeyler yapacak değil ya niye işin olumsuz yanından bakıyorsunuz anlamına gelen şeyler söyleyerek her fırsatta CHP Parti Meclisi Üyesi Sera Kadıgil'in sözünü kesmekten öte bir tek doğru şey söylemediler. Üstelik de önümüzde Recep Tayyip Erdoğan gibi istediğini rahatlıkla yapan bir örneğe karşın herkesi akılsız yerine koyarak dinleyicilere yalan üstüne yalan savurdular. Sera Kadıgil ise bu iki laf ebesinin ağızlarının payını verdi vermesine de bilmem dinleyenler açısından nasıl bir olumluluğu yakaladı kestirmek zor. Benim düşünceme göre Kadıgil'i nesnel olarak dinleyenler kesinlikle HAYIR cephesinde yer alacaklardır kesin. Yalnız orada bir de profesör vardı. Onu dinleyince gerçekten de çok üzüldüm. Siz bir profesör düşünün ki dişe dokunur bir şey söylemiyor ama AKP'nin iki kurt savunucusuna iyi niyetlerle dolu görüşler ileri sürerek onları sözüm ona iknaya çalışıyor. Oysa bizler beklerdik ki bir profesör olarak eldeki verilerden yola çıkarak sağlıklı analizler yapsın ve de yığınların bilincini açabilen sözler söylesin.

Her neyse orası CNN televizyonu ve de arızalılarla dolu bir sürü insan oraya konuk olarak çağrılıyorlar. Bu yüzden de olup bitenler insanın içini karartıyor. Ve de özellikle AKP savunucularını dinledikten sonra bir kat değil bin kat daha hırsımız artıyor. Bu yüzden de bu anayasa değişikliğinin halk oylamasından geçmemesi için elimizden geleni yapacağımızı ilan ediyoruz.

Çünkü bu anayasa geçerse Cumhurbaşkanı partili olacak, milletvekili listelerini de o hazırlayacak. Canı istediği zaman meclisi feshedebilecek. Bütçeyi hazırlayacak. Çıkardığı kararnamelerle meclisin yasama görevine fırsat vermeyecek. Çıkarılan yasaları istediği gibi veto edebilecek.

İşte Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak bu yüzden halk oylamasında HAYIR diyeceğiz.

Uluslararası ilişkiler ondan sorulacak, anlaşmaları onayladığı gibi Büyükelçileri de partili cumhurbaşkanı atayacak.

Bu yetkilerin ülkemizin başına ne gibi dertler açacağını yine Recep Tayyip Erdoğan'ı örnek vererek net bir şekilde söyleyebiliriz. Bu yüzden de HAYIR demeyi vazgeçilmez bir görev olarak görüyoruz.

Bakanları canı istediği gibi o atayacak, yeni bakanlıklar mı kurulması gerekiyor onun yetkisinde olacak. Kamu Tüzel Kişilerini kurabileceği gibi tüm üst kademe kamu yöneticileri ve BDDK, SPK, EPDK, (vb) o atayacak. Atamada aranan özellikler onun değerlendirmeleri ile belirlenecek. Eğitimin şekillendirilmesi (Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve Rektörler) onun iradesiyle oluşacak. Nihayet Orduyu da istediği gibi hale yola sokacak yetkiler kullanacak.

Bu yüzden de bizler ne edip edip anayasa değişikliğini halktan geri çevirmek için canla başla çalışacağız.

HSYK Başkanını o atayacağı gibi 13 üyeli HSYK'nın 6 üyesini o atayacak. Geri kalanları da partisinin çoğunlukta olduğu TBMM'den gerçekleşeceği için HSYK'nın tamamı siyasi iradenin kontrolü altına girmiş olacak. AYM'nin 15 üyesinden 12'sini partili cumhurbaşkanı atayacak diğer 3 kişi de zaten onların siyasi görüşlerinin ağır bastığı iradeden gelecek ve böylelikle yargı üzerinde siyasi iktidar tam anlamıyla bir sulta kurmuş olacak. Bazıları niye hakimlerin birileri atadığı için onların istediği yönde karar vereceğini düşünüyorsunuz, o kişi atandığı andan itibaren artık yargıçlık yetkisini kimsenin etkisinde kalmadan kullanacaktır gibi ipe sapa gelmez düşünceler ileri sürüyorlarsa da bizler buna kanacak kadar aklımızı peynir ekmekle yemiş kimseler değiliz. Çünkü yargının olmaz hallerini şu kısa süre içinde o kadar çok yaşadık ki.

Yargı bağımsızlığı ortadan kaldırıldığı için anayasa değişikliğine sandıkta HAYIR diyeceğiz.

Milli güvenlik politikalarını belirleyeceği, TSK Başkomutanlığını TBMM adına temsil edecek, TSK'nın kullanılmasına ve OHAL ilanına da o karar verecek.

Bizler böylesine yaşamsal konularda tek bir kişinin iradesine hiçbir şekilde güven duyulmaması gerektiği için HAYIR diyeceğiz.

Bütün bu yetkileri kullanırken partili cumhurbaşkanı üzerinde de herhangi bir denetim söz konusu olmayacak. Yargı denetimi ise iyice kısıtlandığı gibi işlemesi olanaksız hale gelecek. Ortada bir tek denetim söz konusu olacak o da 400 milletvekili ile ancak Yüce divana sevk edilmesi mümkün olacak ki bu da eşyanın doğasına aykırı asla mümkün olmayacak. Partili cumhurbaşkanı böylece ömür boyu hukuki bir koruma zırhı elde etmiş olacak. 3 dönem seçilme olanağını da elde ederek başımızda adeta bir padişahlık ihdas edilmiş olacak.

Şimdi bütün bu padişahlık yetkilerinin de ötesine geçen yetkilerle donatılmış bir kişinin siyasette yerini soruyorsanız açıkça DİKTATÖRLÜKTÜR.

İşte bu yüzden Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak anayasa değişikliğine halk oylamasında HAYIR diyecek ve ne gericiliğe ne dinciliğe, ne şeriatçılığa ne de faşizme geçit vermeyeceğiz.

O KADAR…