turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAY ALLAH

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 OCAK 2017

Hay Allah şu insanlar bir alem! Televizyona çıkan kimi muhalifler anayasa değişikliğini eleştirirken niyeyse hep ortaya konuşuyorlar. Neymiş efendim, yanlış anlaşılmasınmış Recep Tayyip Erdoğan'ı kastetmiyorlarmış ama maazallah kötü bir örnek o koltuğa oturursaymış neler olmazmış neler. Adam basbayağı diktatör de olurmuş, bir sürü akla hesaba sığmayan işleri de rahatlıkla yapabilirmiş. Üstelik de ne denetlenebilirmiş ne de hesap sorulurmuş. Gerçi göstermelik olarak denetleme varmış ama bu denetleme ve hesap sorma işi o kadar zorlaştırılımış ki adeta olanaksız hale getirilmiş.

Televizyonlarda sık sık anayasa değişikliğine muhalefet eden bazılarının bu tür değerlendirmelerine tanık oluyoruz. Oysa burada gözden kaçırılan şey bu anayasa değişikliğinin tam da Recep Tayyip Erdoğan için hazırlandığıdır. Sizler Bahçeli ve bazılarının ülkenin bekası ve zaruret sözlerine bakmayın. Bakmayın, çünkü bu tür sözler tepkileri en aza indirmek için başvurulan Alicengiz oyunlarından başka bir şey değil.

Muhtarlar toplantısının 35'incisini gerçekleştiren Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarına baktığımız zaman hukukun mukukun ve alışılmış kuralların falan olmadığını görüyoruz. Neymiş efendim bir gazinin başvurusunu bir kaymakam savsaklamış, nasıl savsaklarmış, aman bir esme bir yağma ki yerler titriyor. Bu sözlerden sonra sözü geçen kaymakamın hali nice olmuştur bilemiyoruz.

Değerli arkadaşlar ülkemiz eğer bir hukuk devletiyse bu tür esip gürlemeleri hukuk kaldıramaz. Kaldıramaz, çünkü kim nerede ne görevi yürütüyorsa o görevi yürütenlerle ilgili uygulanması gereken hukuk ve de genelgeler söz konusudur.

Herhangi bir görevli görevini yerine getirmiyorsa hukuk çerçevesi dahilinde gereğini yaparsın olur biter. Yoksa ülkede yetki ve mevkisi ne olursa olsun o kişi istediğini kolundan tuttuğu gibi sokağa atamaz. Eğer atarsa o ülkede demokrasi D'sinden söz edemeyiz. Söz etsek etsek o ülkenin faşist bir yönetimle yönetildiğini söyleriz ki bunun üzerine de fazla söze zaten gerek yoktur.

Diyelim ki kaymakam çeşitli nedenlere bağlı olarak kendisine yapılan başvuruyu zamanında ilgili yerlere ulaştıramadı, bu tür kazaların olabileceğini düşünmek yerine herkese gözdağı verir gibi muhtarların önüne çıkıp gözdağı vermek de neyin nesidir? Bu sözü söyleme hakkını kendinde bulan kişinin dönüp bir de kendisine bakması gerekmez mi? Recep Tayyip Erdoğan ki kimler tarafından kandırılarak ne büyük trajedilere sebep olmuştur oturup bir düşünmesi gerekmez mi? Oysa kendisinin bulunduğu makam kaç kandırılmayı kaldırabilecek bir makamdır ki bunca kandırılmaları üst üste yaşamak zorunda kalmıştır. Hani bizler biri için öyle acımasız öyle acımasız olacağız ki gerektiğinde kolundan tutup kapının önüne hatta linçe uğratacak kadar katı olacağız, birilerine de olur bunlar canını sıkma kabilinden bir hoşgörüyle yaklaşacağız sizin bu iki uçta seyreden tutum ve davranışları hiç aklınız alıyor mu? Bizlerin almıyor. Bu yüzden de insanlardan linç ederek değil, hukuk çerçevesi içinde kalarak hesap sorulabilir ancak diye düşünüyoruz.

Hani derler ya; şeytan ayrıntıda gizlidir diye, bizler de Recep Tayyip Erdoğan'ı ülkemizde onca haksızlık kızdırmaz, esip gürlemesine sebep olmazken sözü edilen gazi kim oladır ki bunca celallenmiştir doğrusu bilmek istiyoruz.

Bir zamanlar Recep Tayyip Erdoğan şehitlere "kelle" der, şehit ve gazi ailelerine had bildirir sözler ederken bu denli duyarlılığını tabiki de olumlu görürüz ama kime ya da kimlere yakın olursa olsun devletin bir kademesinde görev almış kimselerin de böylesine linç edilmesini doğrusu yerinde bir hareket olarak görmeyiz. Gerçi; AKP ve saray yanlıları son zamanlarda öyle bir savunma mekanizması geliştirdiler ki, anayasa değişikliği ile birlikte yanlış yapacak olan kişi asla Recep Tayyip Erdoğan olmayacakmış. Başka yanlışlık yapacaklar için de yeni getirilen anayasa değişikliğinde gerekli denetim mekanizması varmış.

İnsanlar sanmasınlar ki bu anayasa değişikliği ile ülke yıllarca yönetilebilir. Göreceksiniz daha ilk yürürlüğe girdiğinde yaşanacak olan olumsuzluklar da arka arkaya yağmur gibi bindirecektir. İşte bu yüzden bizler anayasa değişikliği ile birlikte çok sonraları gelecek partili cumhurbaşkanlarından değil basbayağı da Recep Tayyip Erdoğan'dan kaygılanıyoruz. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan'ın ne yapacağını ya da yapmayacağını iyi biliyoruz. Daha sonra seçilecekleri ise hiç düşünmüyoruz bile.

Çünkü böylesi bir anayasa ile Türkiye'de ne demokrasi olur, ne demokratik hak ve özgürlükler kullanılabilir ne de halkın iradesinden ve yargı bağımsızlığından söz edilebilir.

Üstelik de padişah yetkileriyle donatılanlardan hesap sorma ve denetim yolları da kapatılırsa gerisinin çekin kuyruğunu gitsin derim o kadar…