turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MÜHÜR KİMİN ELİNDE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 OCAK 2017

AKP milletvekilleri üstün bir gayret gösterdiler ve kendilerini yok noktasına indirmeyi de göze alarak saray sakinine eğer halktan da geçerse tek adam yönetimini altın tepsi içinde sunmuş olmanın sevinci içindeyken, sıcağı sıcağına Binali Yıldırım bir grup toplantısı gerçekleştirdi ve başta AKP milletvekilleri olmak üzere Bahçeli ve Bahçeli'yle birlikte davranan milletvekillerine teşekkür etti.

Elbette sözü teşekkür noktasında bırakıp gidemezdi. Çünkü 330 bandını geçmişler, anayasa değişikliğinin halk oylamasına sunulmasını başarmışlardı ama halkın barajı nasıl geçilecek bundan çok da emin sayılmazlardı. Bu yüzden de Binali Yıldırım milli irade şu bu dedikten sonra mührün milletin elinde olduğunu söyleyerek Recep Tayyip Erdoğan'ı inşallah, maşallah başkan çıkaracakları yönünde millete şöyle bir yıkama yağlama yapıp sözlerini bitirdi.

Şimdi gelelim bu milletin elinde mührün olması tılsımına. Özellikle belirtmek isterim ki AKP ve sarayın iki de bir millet millet deyip durduklarının elinde ne mühür var ne de herhangi bir yetki ve selahiyet. Her ne kadar meclisin en önemli yerinde 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' yazıyorsa da bu sözün içinin boşaltılalı yıllar oluyor. Yıllar oluyor, çünkü millet diye andıkları milyonların sandıktan sandığa anımsanan, gözlerine kül üfürmek için de her yola başvurularak kandırılıp sadece ve sadece oy sandıklarına o da baskıcıların, zulümcülerin, sömürücülerin çıkarlarına verilen oy davarı görülmesinin ötesinde bir şey değildir bunlar için millet demek. Eğer iradenin hasbel kader başka türlü ortaya çıkması söz konusu olduğunda ise bu çevrelerin tutum ve davranışları zaten bilinen bir şeydir. Eğer öyle olmasaydı 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına katlanılır, sarayın iradesiyle ülkeye bir şiddet operasyonu çekilerek milletin elinde bulundurduğu söylenen mühür yok sayılmazdı.

Bu durumda demek ki gerçek neymiş? Milletin elinde mühür falan yokmuş. Zaten demokrasinin olmadığı yerde bu tür safsataların bir değeri de yoktur. Yoktur, çünkü AKP Grubu'nda Binali Yıldırım bir şey daha söyledi. AKP milletvekilleri bundan sonra elde ettikleri enerji ile 'EVET' oyu çıkması için 7 Şubat'tan itibaren çalışmalarına başlayacaklarmış. Zaten bu yönde ilk eylem çoktan Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi bile. Bildiğiniz gibi Kadıköy/Kartal arası işleyen metro bir süredir Tavşanlı'ya kadar çalışmaktaydı. Sizin anlayacağınız Kartal istasyonuna 3 istasyon daha eklenerek açılışı da yapılmıştı. Metronun çalışması kısa bir süre için durduruldu ve Recep Tayyip Erdoğan'ın açılış yapması ve kendi başkanlığının onaylanması için de ilk meydan mitingini yapması sağlanmış oldu.

Recep Tayyip Erdoğan da tıpkı Binali Yıldırım gibi kendisine başkanlık yolunu açan milletvekillerine teşekkür ettikten sözü milletin iradesine getirip milletin iradesiyle sonuç alacaklarının üzerinde durdu. Sözlerinin en önemli yeri ise hiç kuşku yok ki anayasa değişikliği referandumda kabul edildiğinde Türkiye'nin hızla sorunlarını çözeceği ve yükseleceği yönündeydi ki Türkiye böylelikle bir kez daha daha önce dinlenilen sözlerin bir yenisini daha dinlemiş oldu.

Ben sevmem ama sağ partilerin sık sık yineledikleri bir söz vardır. "Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" diye. İşte bu söz yeniden aklıma takıldı. 16 yıldır iktidarda bulunan bir zihniyetin yaptıkları, ettikleri ortadayken nasıl olacaktır da Recep Tayyip Erdoğan tek irade olarak ipleri eline aldığında ülkenin bütün sorunları çözülecek, Türkiye hızla yükselecektir buyursun birileri bize anlatsın anlatabilirse. Terörün tavan yaptığı, Suriye politikaları yüzünden Türkiye'nin El Bab önünde bataklığa saplanışı, ekonominin dibe vurması, hak ve özgürlüklerin kırıntısının bile kullanılmasına tahammül edilmediği, muhalefete her fırsatta terörist muamalesi yapıldığı bir ülkede Recep Tayyip Erdoğan hangi adımı atacak da Türkiye hızla yukarı doğru yükselecektir? Bu sıkma sözlerden bir şey anlayan varsa çıkıp konuşmalıdır.

Neymiş efendim "mühür milletin elindeymiş" böyle bir şey yok ya haydi var diyelim, eğer anayasa değişikliği gerçekleşirse var olduğu söylenen mühür halkın elinden alınıp bir tek kişiye yani Recep Tayyip Erdoğan'a verilmiş olacak, böylece de gerici, dinci, şeriatçı ve faşist çevreler milletten, milletin iradesinden, onların elindeki mühürden söz etmek zahmetine de katlanmayacaklar ve dedikleri dedik, çaldıkları düdük bir yönetim anlayışıyla halkı esaret altında tutacaklardır.

Olan biten bundan ibarettir, ancak biz ilericiler, devrimciler ve sosyalistler de bu Alicengiz oyununa geçit vermeyeceğiz, bu padişahçı zihniyetin heveslerini kursaklarında koyacağız.

O kadar…