|
Hesaplaşma sözcüğü beni hep düşündürmüştür. Hesaplaşma nasıl yapılır? Karşı karşıya gelip kıyasıya bir dövüşten sonra mı insanlar hesaplaşmış sayılırlar yoksa hesaplaşmanın daha uygar biçimleri var mıdır? Kime sorsanız haklıdır ve karşısında bulunanlarla hesaplaşıp sorunu çözmek ister. Ne var ki, bir türlü de hesaplaşılamaz. Özellikle de politik anlamda hesaplaşmalardan söz ediyoruz daha çok. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’ne (TSİP) üyelik bağlarıyla bağlı olanlar 12 Eylül 1980 faşizminden sonra savaşımı bırakmamışlar, bu yüzden de ağır bedeller ödemişlerdir. Hemen kimseye bu ağır bedelleri ödemek zor gelmemiş olmasına karşın daha sonra Sovyetlerin yıkılmasına parelel olarak partide de benzer altüst oluşlar yaşanması sonrasında partililer bu geriye düşüş nedeniyle sorumlu yerlerde görev alan yöneticilerle hesaplaşmak istemişler, ne yazık ki, bu hesaplaşmayı bir türlü gerçekleştirememişlerdir. Parti yönetiminin büyük çoğunluğu parti sürekliliğini sürdürmek konusunda ayrılığa düşmüşler bir an önce partiyi terk ederek başka oluşumlara yamanıp hesap vermekten de kurtulmak yolunu seçmişlerdir. Bu yönde sürdürülen tartışma ayrılıkla sonuçlanmış, benim de başını çektiğim bir grup partili TSİP’i yeniden kurarak yollarına devam ederlerken parti yöneticilerinden ve üyelerinden daha ağırlıklı bir bölüm partiyi terk ederek SBP, BSP, ÖDP süreçlerine katılarak politik çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Ne yazık ki, bu çalışmaları sürdürenler için bizler hep düşman olarak görülmüş ve yok sayılmak istenmişizdir. Oysa partiyi terk edenlerin bizimle bir hesabı olmaması gerekirken bu hesap iki taraf için de kapanmamıştır. Bizim açımızdan kapanmamasının nedeni çok açıktır. Sözü geçen arkadaşlar partiye öğretisel ve örgütsel açıdan zarar vermekle kalmamışlar parti varlığını çok yönlü olarak gasp etmişlerdir. Kendilerine bunun hesabı sorulmak istenmişse de salt olumsuz şeyler yaşanmasın düşüncesiyle bu düşünceden vazgeçilmiştir. Dolayısı ile sözü geçen kişilerle biz bir anlamda her türlü hesabı kapatarak kendi yolumuza devam ettik. Ancak gittikleri yapılarda barınamayan bu kişiler (daha açık söylemek gerekirse havlu atanlar) ne yazık ki rahat durmamışlar; TSİP’lilik adı altında bir araya gelerek içkili yemekli toplantılarını devam ettirmişlerdir. Oysa TSİP’in sürdürücüleri olarak bizler canımızı dişimize takarak parti varlığını üstün bir çaba ile koruduk korumaya devam ediyoruz. Kendilerine “eski TSİP’li” yaftasını yapıştıran bu arkadaşlar gittikleri her yerde dikiş tutturamamışlar varlıklarını ahbap-çavuş yöntemiyle sürdürmeyi bir çıkar yol olarak düşünüp sözde devrimci çalışma yapıyormuş havasıyla yalanlarını gizlemeye çalışmışlardır. Kuşkusuz sözü geçen kişilerin nasıl davranacakları bizi çok da ilgilendirmemektedir. (Ancak bu arkadaşların TSİP adını kullanmamaları koşuluyla) Oysa dünün kaçkınları TSİP adını kullanmaktan büyük bir hoşnutluk duymakta çağrılarını da bu isim üzerinden yaparak bir araya gelmektedirler. Bizim bu olup bitenleri sineye çekiyor görünüşümüz öyle sanıyoruz ki, bunları fazlasıyla yüreklendirmiş görünüyor. Bu yüzden de kolaylıkla dün yıkmaya çalıştıkları TSİP’in adını kolaylıkla kullanabiliyorlar. Bu arkadaşlara sormak istiyoruz: Sizin hiç mi dün TSİP’i terk edenlere soru sormak aklınıza gelmiyor? Madem TSİP bu kadar iyiydi ve vazgeçilmezdi de neden girip çıkmadık yer bırakmadınız. Öğretisel olarak TSİP çizgisinin onca uzağına düşmenize karşın neden kendinizi TSİP’le örtüştürüyorsunuz? Biz devrimciler gerçekten de çok iyi niyetliyiz. Onca ihaneti kolaylıkla sinemize çeker otururuz ve onca ihanet etmişleri sayısız kez affederiz. Bu söylediklerim çok ağır gelebilir. Eğer ağırsa bu söylediklerimden kimler alınıyorsa öne çıkıp bize ve ahbap-çavuş çağrısı yapıp peşlerine düşürdükleri kimselere bu şeyi neden yediklerinin yanıtını vermeleri gerekmez mi? Haritası, pusulası bozuk olanların yönünün nereye çıkacağını tartışmak bile gerekmez. Yaşam hemen herkesi sayısız kez sınavdan geçirip otu çöpü birbirinden ayırıyor. Bu arkadaşlar TSİP’ten ayrıldıktan bu yana nerelerde mesai yapmaktadırlar ya da yapmayı düşünmektedirler? Her türlü naneyi yiyip yine de devrimci geçinenlerle birlikte davrananlar kimi nasıl kandırmayı düşünmektedirler? Gorbaçov’a biz karşı devrimci derken onu övenler, İşçi sınıfının sosyalist bir partiye gereksinimi var derken; “yok hayır sosyal demokrat bir parti yeterlidir” diyenler açıkçası öğretisel ve örgütsel olarak beyinlerinde sosyalizmi bitirmişler nasıl olmaktadır da hiç mi hiç yüzleri kızarmadan insanların önüne çıkabilmektedirler. Daha da önemlisi bir türlü TSİP’li olmayı bırakmaksızın böylesi girişimlerle kendilerini ifade etmeye çalışmaktadırlar? Öyle sanıyoruz ki, yaşam bu arkadaşlarla bizi bir kez daha karşılaştıracak gibi gözüküyor. Şu an TSİP’i sürdürenler her yönleriyle bilinen kişiliklere, bilinç ve kararlılığa sahip olanlardır. Eğer bizimle hesaplaşmayı düşünenler varsa ki TSİP adını kullandıkları sürece böyle düşündüklerini varsayıyoruz. Uyarıyoruz; biz buradayız. Biz var olduğumuz sürece siz asla olamayacaksınız yemekleriniz de piknikleriniz de nafile…
İLETİŞİM FORMU NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR
NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız. |