turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİZ HAYIR'A HAZIRIZ YA SİZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 OCAK 2017

AKP iktidara geldiği günden başlayarak attığı her adımı oldubittiye getirdi. Daha iktidarının ilk günlerinde ABD emperyalistlerinin Irak'ı işgal planlarına ortak olmak istedi ve meclisten savaş tezkeresi çıkarıp Türkiye'yi bataklığın içine itmek için öylesine hevesliydi ki olmadı, planları suya düştü. Daha tezkere meclisten bile geçmemişken Amerikan askerleri ülkeye girmeye başladılar. Irak'a girilmesi düşünülen sınır illerinde konuşlanma yerleri belirlendi. Araziler kiralanıp oldubitti ile Irak'a Türkiye üzerinden girilecekti ama TBMM'den savaş tezkeresi geçmedi. O sıralarda Recep Tayyip Erdoğan yasaklı olduğu için milletvekili seçilememiş, dolayısıyla da partisinin başında olmasına karşın başbakanlık koltuğuna oturamamıştı. Bununla birlikte AKP iktidarının aldığı her kararın belirleyicisi yine de Recep Tayyip Erdoğan'dı. Sonrasında hepimizin bildiği gibi Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık koltuğuna oturması için siyasi düzenleme gerçekleştirildi ve Recep Tayyip Erdoğan da böylece Siirt'ten milletvekili seçilip Başbakan koltuğuna oturdu.

Sonrasını hepimiz biliyoruz. ABD'nin bir dediği iki edilmedi. Irak'ı işgal eden ABD'ye kara, hava limanları açıldı, her türlü lojistik destek eksiksiz sunuldu. Zaten AKP'nin kuruluşu ve Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık koltuğuna oturması bir projeydi, işte bu projenin gereği olarak da Recep Tayyip Erdoğan ABD emperyalistlerinin bir dediğini iki etmeyen biri olarak emperyalistlerin gözünde değer gördü. Devamında ise emperyalist planların gereği olarak "Arap Baharı" adı altında Kuzey Afrika'dan Çin Seddi'ne kadar olan coğrafya karıştırıldı, bölgede özellikle de inanç farklılıkları öne çıkarılarak emperyalist proje tıkır tıkır işlemeye başladı. Recep Tayyip Erdoğan BOP Eşbaşkanı olarak tarih sahnesine çıktı. Artık bölgede emperyalistler istedikleri gibi kullanabilecekleri İslami terör örgütleri oluşturarak katliamlar başlattılar. Libya paramparça edildi. Kaddafi AKP iktidarının da yardımlarıyla linç edilerek öldürüldü.

Tunus'ta da aynı oyun oynandı, ancak Tunus; oynanan bu oyunu süreç içinde en az zararla kapatarak parçalanmaktan zor kurtuldu. Mısır benzer bir operasyonla karşı karşıya kaldı ve dinciler iktidar oldular. Daha sonra da Mursi, Sisi tarafından askeri bir darbe ile devrildi ve Mısır'da da yeni bir dönem başladı. Aynı oyun Yemen'de de sahneye konuldu. Suudi Arabistan'ın da yardımıyla Yemen'de kan dökülmeye başlandı. AKP iktidarı buraya da burnunu soktu. Yemen'E silah yüklü gemi bile gönderdi. Silahların yakalandığına tanık olduk. Benzer bir durum Bahreyn'de de yaşandı. Burada da Sünni azınlık Suudi Krallığı'nın yardımıyla muhalefeti ezdi.

Sıra Suriye'ye gelmişti. Suriye'nin çetin ceviz olduğunu emperyalistler bilmiyor değillerdi ancak bu kadarını da doğrusu tahmin edememişlerdi. Suriye'de El Kaide, El Nusra, Müslüman Kardeşler, IŞİD, ÖSO ve bilmem kaç tane ıvır zıvır terör örgütü harekete geçirildi. Bu örgütlerin hemen hepsi ile AKP iktidarı ilişki içindeydi, onlara her türlü lojistik destek sunduğu gibi silah yardımında da bulundu. Türkiye, dünyanın dört bir yanından gelen ipten kazıktan kopmuş kanlı katillerin geldiği ve Suriye'ye geçerek terör örgütlerinin safında savaştıkları yolgeçen hanına döndü. Bir yandan da Suriye'de bulunan Türkmenler desteklenip ayaklandırılarak Beşar Esad güçlerine karşı kullanıldı.

Özetle Suriye; insanlığın gördüğü en korkunç katliamlara sahne oldu. Bu korkunç suçların neredeyse tamamına emperyalistlerle birlikte davranan AKP iktidarı ortaklık etti. Ancak direnen Esad güçleri emperyalistlerin oyununu boşa çıkardığı gibi AKP iktidarının gördüğü Yeni Osmanlı düşlerini de toprağın derinliklerine gömdü. İsrail'i rahatlatması amaçlanan emperyalistlerin Suriye oyunu ise Rusya ve İran'ın eylemli desteği ile boşa çıkarılmakla kalmadı, denilebilir ki Suriye'de artık büyük ölçüde işin sonuna da gelinmiş oldu. Şimdi Astana'da gerçekleşen görüşmelere Suriye'ye bela olmuş bazı terör örgütleri AKP ve Saray iktidarının isteği ile katılmış bile olsalar bu görüşmelerden teröristlerin çıkarına bir sonuç elde edilemeyecektir. Bu uzun ve kahırlı mücadelede Suriye Merkezi Yönetimi son tahlilde başarılı çıkacak ve emperyalistlerin bir kez daha Suriye'de de burnu sürtülmüş olacaktır.

Bugün yanlış hesapların ve politikaların sonucu Türkiye Silahlı güçleri El Bab'ta bulunmaktadırlar. Adına 'Fırat Kalkanı' denilen bu harekat ne hazindir ki Fırat Kalkanı olmaktan çıkmış IŞİD'la mücadeleye dönüşmüştür. Bu yüzden de AKP ve saray şimdi ABD bize El Bab'ta yardım etmiyor diye sızlanmakta yandaş gazete ve televizyonlarda ABD'ye atıp tutmalar başlamıştır. Üzülerek söylemek isteriz ki bu hareket başlayalı sıklıkla askerlerimiz canlarını yitirmektedirler ancak AKP bunun sorumluluğunu üstüne almak şöyle dursun yaşamını yitiren askerlerimizin üstünden içeride politik sonuçlar almak hesabındadır.

İçeride durum belli. Terör devam ediyor, ekonomik kriz tavan yapmış durumda, demokrasi rafa kaldırılmış, hak ve özgürlükler ayaklar altında. İktidara kim muhalifse cezaevlerini boyluyor. OHAL altında yönetilen ülkemizde işçiler, emekçiler hak arayışında bile bulunamıyorlar. İşte bu koşullarda iktidar 18 maddelik anayasa değişikliğini 330 bandını aşarak TBMM'de kabul edilmesini sağlamış, Recep Tayyip Erdoğan'ın onayından sonra halk oylamasına sunulmak üzere gün ya da saatler sayıyoruz..

Bütün bu beceriksizliklerin ve halk düşmanı politikaların mimarı olan AKP ve saray iktidarının önümüze getirmek istediği değişiklik tek bir kişinin diktatörlüğüne onay verilmesi isteğinden başka bir şey değildir. Böylesine akıl almaz kötülüklere imza atmış bir iktidarın isteği olan anayasa değişikliğine kim evet diyebilir? Bir eli yağda, bir eli balda olanlar, dinciler, gericiler, şeriatçılar ve faşistler 'EVET' diyebilirler. Ancak 80 milyon halkın ezici bir çoğunluğunun AKP'nin getirdiği anayasa değişikliğinden hiçbir çıkarı yoktur. Bu durumda halk elbette kendi ipini çekecek değildir. Bu yüzden halk elbette açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, baskı ve zulme 'EVET' demeyecek, bu oyunu bozacak, 'HAYIR' diyerek halk düşmanlarının sevincini kursaklarında koyacaktır.

Bu yüzden BİZ HAYIR'A HAZIRIZ YA SİZ?