turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


OHH NE ÂLÂ MEMLEKET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 OCAK 2017

Ne hukuk tanı, ne evrensel uygulamaları. Canın nasıl istiyorsa ülkeyi öyle yönet. Kimisini kapının önüne koy, kimisini bir özelliği olsun olmasın ülkenin başına bela yapıp yönetimde Ali kıran baş kesen yap. Sonra da meğer bunlar benim bildiğim gibi değilmiş deyip gözaltına alıp terör örgütü üyesiymiş diye içeri gönder.

Anımsıyor musunuz bir Adana Valisi vardı Hüseyin Avni Coş, sonra Sakarya Valisi mi oldu ne? İşte o kişi bir zamanlar bütün yurttaşları tehdit eder sesini kesmeye çalışırdı da AKP ve saray iktidarı onu eleştirenlere karşı sesini yükseltmekle kalmaz, terörist damgasıyla üstüne giderdi. Şimdi o muhterem de Fethullahçılıktan pasaportu iptal edilenler arasına girdi. Daha ne örneklerle karşılaşacağız kim bilir?

Bütün bu işlerin nasıl olduğuna şaşırıyorsanız şaşırmayın çünkü bu iktidarın böyle şeyler fıtratında var. Hani derler ya atalarımız ne ekersen onu biçersin diye, AKP ve saray iktidarı da özet olarak ektiğini biçiyor. Hani örnekler; bu iktidar için gerçekleri görmesine yarasa neyse, tam tersine AKP ve saray iktidarı benzer örnekleri yeniden yeniden üretip sahneye koyuyor. Bir bakıyorsunuz bilmem ne cemaati ve tarikatı bilmem ne bakanlığında kümelenmiş, yönetim onlardan soruluyor. Polise ve TSK'ya kadro mu alınacak, iktidar tarikat ve cemaatlerin amellerinden emin olduğu için onlara öncelik tanıyor. Bu gibiler de sonra gidip Rus Büyükelçisi Karlov'a suikast düzenliyor.

Ülke en basit konularda bile KHK'larla yönetilmek isteniyor. Birisi görevden mi alınacak, dayandır KHK'ya koy kapının önüne. Birisi yeniden mi dönecek işinin başına bakalım bu konuda KHK ne diyor ona göre davran göreve iade et ya da etme. Sanki ülkemizde yürürlükte olan yasa masa bırakılmamış da hepten tadil edilmiş.

Bakın şu Milli Eğitim Bakanlığı'na neler dönüyor neler? Eğitimin içine edilmiş. Sürekli müfredat değişikliği ile çocuklarımızın, anne ve balarının başları döndürülüyor. Her değişiklikte de aşama aşama dinci ve gerici eğitim biraz daha kök salıyor. Utanmazlık arlanmazlık öyle boyutlarda ki, çocuklara ağaç resmi olan kağıtlar verilmiş. Bu ağacın dallarında da sorular var. Sizin anlayacağınız anne ve babaların namaz kılıp kılmadıkları soruluyor. Sabah namazı kılınıyor muymuş falan filan. Çocuklar aileleri hakkında ilgililere bu yöntemle bilgi vermiş olacaklar sizin anlayacağınız. Kendilerine eğitimci denilen örümcekli kafalarsa akıllarınca aileleri fişleyip ona göre çocuklarımıza muamele çekecekler.

Şu utanmaz arlanmazlığa bakın bir. Eğer çocuklara verilen kağıdı çocuklar anne ve babamız ve dahi çocuklar namaz kılıyorlar diye doldurursalarmış kendilerine ödül verilecekmiş. Yani çocukları kullanarak anne ve babalara bir şekilde baskıya yönelen bir sulta söz konusu. AKP ve saray iktidarı ile birlikte ülke Milli Eğitimi bu hale getirildi. Onlara göre Milli Eğitim Bakanlığı gerici eğitimi yeterince uygulamada başarılı değil. Çünkü MEB'in üzerinde kamuoyu baskısı var. İşte bu yüzden AKP ve saray iktidarı durup dururken yasa çıkarıp Milli Eğitim Vakfı'nı kurmadı. Görevlileri atandı, bu vakfın bizim sırtımızdan toplanan vergilerden paraları ayrıldı. Bu vakıf eğitimde söz sahibi olacak. Söz sahibi derken dinci, gerici, şeriatçı ve faşizan eğitim anlayışı bu vakıf aracılığı ile gerçekleştirilecek. Kamunun tepkisi yüksek olduğunda da suç siyasetin üstünden alınıp vakıf yaptı ne yapalım denilerek bir savunma yöntemi geliştirilmiş olacaktır.

Sonuç olarak; Recep Tayyip Erdoğan Afrika ülkelerine geziye çıkmıştır. Hani bir soru sorarlar ya ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey nedir diye, Recep Tayyip Erdoğan da bu gezide yanına üç şeyin içinde sayılabilecek olan Eğitim Vakfı temsilcilerini almış. Bunlar ne yapacaklarmış bir bakalım. Bildiğiniz gibi bu ülkelere Fethullahçılar gitmiş okullar açmışlar. Bu vakıfta Fethullahçılarla mücadele görevi yapacakmış.

Mücadele edilecek yapı bugün Fethullahçılar olur yarın bir başka cemaat ya da tarikat. Ancak işin özü değişmez. Eğer siz eğitimi laik, demokratik ve bilimsel eğitim olmaktan çıkarırsanız ki AKP ve saray iktidarının yaptığı budur. Yarın Fethullahçılardan da tehlikeli başka bir dinci grup çıkar ve ülkenin başına bela olur. Yani orada burada bela arayıp durmanın bir anlamı da yok, gereği de. Ülkemizin başına anayasa değişikliği ile birlikte iyice denetlenemez hale gelecek olan Recep Tayyip Erdoğan'ın tek adam yönetimidir.

Bu yüzden de bizlerin önünde şu iki ayı aşkın bir süre içinde anayasa değişikliğine HAYIR çıkması için önemli bir görev vardır.

Çalışmalıyız, yetmez çok çalışmalıyız ve bu anayasa değişikliğine geçit vermemeliyiz derim, o kadar…