turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DERVİŞİN FİKRİ VE ZİKRİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 OCAK 2017

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım konuştukça batıyor, battıkça da kendisini dinleyen il başkanlarını sevindirip güldürüyor. Çünkü Binali Yıldırım, CHP'ye yersiz mesnetsiz çatıp durarak, değişime ayak uyduramadığını söyleyip eleştiriyor. Tam da bu anlarda kendisini dinleyenler iyi bir söz duyduklarını sanarak alkışlı gülüşmelerle karşılık veriyorlar Binali Yıldırım'ın atıp tutmalarına. Bir de Binali Yıldırım'ın dinleyenleri iyi günler kapıda diyerek yaza kadar beklemelerini söylemesi yok mu komikliğin de komikliği. Çünkü bu iktidarın ömrü bitmiş, yazı görmesi bile bir mucize…

Hani derler ya; ayının kırk öyküsünün kırkı da ahlat üstüneymiş diye, işte o hesap Binali Yıldırım'ın hemen her konuşmasında gemicilikten verdiği örneklere rastlıyoruz. Eski konuşmalarında 'İki tane gemi kaptanı olmaz, iki gemi kaptanı gemiyi batırır" diyordu, bu kez de gemi süvarisinden söz ederek tek adam yönetiminin hikmetlerinden dem vurup durdu. Bu gemi örneği aslına bakarsanız kafamızı kurcalıyor. Kafamızı kurcalıyor, çünkü bir insanın gemi filosu sahibi nasıl olabileceğine 15 yıllık AKP yönetimindeki yolsuzlukları iyi bildiğimiz bu yolsuzluklarda Binali Yıldırım'ın da adı geçtiği için bu düşünce gelip gelip kafamızın içinde fink atıp duruyor.

Bu arada Doğu Afrika turuna çıkan Recep Tayyip Erdoğan'dan da ta oralarda anayasa değişikliği ile ilgili açıklamalar işitiyoruz. Mozambik Tanzanya ve Madagaskar gezisine çıkarken Sayın Recep Erdoğan, işten güçten söz etmiş, en önemlisi de Fethullahçıların ta buralara kadar sızdıklarından söz ederek onları uyaran açıklamalar yapmıştı. Sözlerine bir de anayasa değişikliğine 'EVET' denilmesini ekledi.

AKP ileri gelenlerini ve Recep Tayyip Erdoğan'ı dinleyince kesin kazanacaklarına dair özgüvenlerine doğrusu çok şaşırıyoruz. Çok şaşırıyoruz çünkü kamuoyu yoklamaları ve toplumun çeşitli kesimlerinden gelen tepkiler ölçüldüğünde AKP ve sarayın bu kez yenilgiye uğrayacağı kesin gibi. Bu gerçeklere karşın niye bu kadar yüksek özgüven içindeler işte bunu da bir iyi sorgulamak gerekir. Nitekim sorguluyoruz da. Sorguladığımızda da gördüğümüz gerçekler hiç de onların ileri sürdükleri sonuçlar gibi değil. Onların ki aslında basit hesaplara dayanıyor. Neymiş efendim, 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP %49,5 oy almışmış. Buna önemli bir fire verse de en az %6 MHP oylarını eklerseymişiz %56 olup çıkarlarmış. Hesap böyle yapılırsa diyeceğimiz yok. Ancak siyasette hesap böyle yapılamaz. İsterseniz benzer bir hesap da biz yapalım. AKP 7 Haziran 2015 seçimlerinde %42 oy aldı. Bu oya bir de %6'lık MHP oylarını eklerseniz en iyimser rakamlarla bu kez 'EVET' oyu %48'i ancak bulur.

Anayasa değişikliği oylamasında AKP ve sarayı daha da ürkütücü rakamlar bekliyor aslına bakarsanız. Bu rakamlar büyük olasılıkla da %42'leri ancak bulacak gibi gözüküyor. Ne var ki AKP'nin 7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya koyduğu şiddet mühendisliğini de hesaba katmadan edemeyiz. AKP yetkilileri ne diyorlar? "Eğer EVET oyu fazla çıkmazsa terör artar." Bu sözün sahibi tabiki de Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Numan Kurtulmuş. E peki, terör nasıl artacakmış Sayın Kurtulmuş, siz iktidarın başında değil misiniz, artacağını biliyorsunuz da niye önlemeye gelince eliniz ayağınız tutmuyor? Doğru, artar çünkü terör sizin iradenizle artıyor. 7 Haziran seçimleri sonrasında terör eylemleri onca arttığına göre nasıl arttığını siz bilmeyeceksiniz de biz mi bileğiz?

Fikriniz ve zikriniz ne olursa olsun, muradınız da Derviş'in muradını geçemeyecek, bu kez alacak yenilgiyi kıçüstü oturacaksınız. Sonrasında terör artarsa ki siz öyle söylüyorsunuz, bu kez de terör batağında boğulup gideceksiniz. Çünkü sizi ayakta tutacak ne ekonomi var ne demokrasi işliyor ne adalet söz konusu ne demokratik hak ve özgürlükler kullanılabiliyor. Bu yüzden de istiyorsunuz ki bizim yönetimimiz padişah yetkileriyle donatılmış tek adam yönetimi olsun.

Oysa toplumun diğer yarısını hiç mi hiç hesaba kattığınız yok.

Bu yüzden de 'BIRAKINIZ GEÇSİNLERİ, BIRAKINIZ YAPSINLARI' oynuyorsunuz.

Ne yani, biz bostan korkuluğu muyuz, bizi çiğneyip geçeceğinizi ve istediğinizi yapacağınızı mı sanıyorsunuz?