turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KIRK SÖZLERİ VAR HEPSİ DE YALAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 OCAK 2017

Recep Tayyip Erdoğan'ı dinleyince anayasa değişikliğine toplumun 'HAYIR' demesi bin kez daha haklılık kazanıyor. Adamlar demokrasi karşıtlığını olağan bir şey olarak görmeye ve yutturmaya başladılar. Neymiş efendim, "Fetöcüler bitirilinceye kadar OHAL" sürecekmiş. Bu söz ne anlama gelir diye soruyorsanız; yanıtı şudur; AKP ve saray iktidarı iktidarda kaldığı sürece ülkeyi OHAL'le yönetecektir. İktidarın gerçeği buyken bir de üstüne üstlük iki sözlerinden biri çağa ayak uydurmak olmuyor mu isyan etmemek için Kendimizi zor tutuyoruz. Öyle ya adamlar alışmışlar yasakla yönetmeye o yasak, bu yasak diyerek dikensiz gül bahçesi peşindeler.

Bakın, Recep Tayyip Erdoğan'ın sözüne ne demek istediğimizi anlamakta zorlanmayacaksınız. Muhterem; "OHAL'de sandık sorun olmaz" diyor. Bu sözü biraz açarsak; Sayın Erdoğan demek istiyor ki, OHAL altında anayasa değişikliği halk oylamasına giderse bizim şansımız çok daha yüksektir. Çünkü OHAL altında aleyhte propaganda yapacaklara istediğimiz gibi yasak koyar, olmadı terörist muamelesi yaparak sustururuz olur biter. Tek taraflı propaganda da yürüttük mü keyfimize demeyin gitsin, kazanacak olan vallahi de billahi de biz oluruz. Elbette demokrasinin D'sinden nasip almayanlar için OHAL koşullarında sandık niye sorun olsun değil mi?

Değerli yurttaşlar bu sözler bile bunların dilinin altındaki baklayı çıkardıklarında neyi murat ettiklerini bütün çıplaklığı ile göstermektedir. Bu yüzden de kırk sözlerinin kırkı da yalan üzerine kurulmuşsa burada bilinmeyen bir şey yok, çünkü demokrasi düşmanları ve diktatörlük heveslileri sürekli yalan söylemekle meşhurdurlar.
Devam ediyoruz.

Biliyorsunuz Silahlı kuvvetlerimiz Suriye'ye gireli 5 ayı geçti. Başlangıçta oraya da gireceğiz, burayı da alacağız gibi halka palavra kesen siyasi iktidarın yalanları gerçeklerle yüz yüze gelince işin rengi değişti. Hani bir söz vardır kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmazmış derler ya işte o hesap ÖSO gibi ne oldukları belirsiz katil sürüleri ile birlikte Suriye içlerine giren askerlerimiz daha ilk elde sorunlar yaşamaya başladı. Amerika'nın koruması altında olan PYD'nin kontrolde tuttuğu alanlara söylenenin tersine girilemedi. El Bab'a ise vardı dayandı ama yapılacak bir şey yok. Orasının bir bataklık olduğu kısa zamanda görüldü. Üstelik hemen her gün IŞİD saldırılarında askerlerimiz yaşamlarını yitirmeye başladılar. Kayıplara karşın bir başarının da gelmeyişi demek AKP ve saray iktidarının aleyhine olduğu için bu bataklıktan bir an önce çıkılması gerektiği düşünülmüş olmalı ki, Erdoğan demeci patlatıverdi.

"DAHA DERİNLERE İNMEMEK LAZIM."

Bölgede işler karışmaya başladı. Astana görüşmelerinden ise AKP ve saray iktidarı elbette istediğini alamayacaktı, bu yüzden de kısa süre içinde arayışlara girildi. Ne olacakmış; Suriye içinde güvenli bölge oluşturulmalıymış. İyi tamam da sizin güvenli bölgeden muradınız nedir bir açıklasanız da bilsek olmaz mı? Ama biz söyleyelim; AKP ve sarayın güvenli bölgeden kastı görünüşte Suriyelileri orada alıkoyup korumakmış gibi ancak öyle değil. AKP ve sarayın asıl isteği; giderek sıkışan terör örgütlerini burada korumaya almaktan ibarettir ki bu gerçeğin Suriye başta olmak üzeri İran ve Rusya tarafından görülmemesi olanaksız. Benzer düşünceleri Trump yönetimi de çok belirgin olmamakla birlikte dile getirmeye başladılar. Hani bugün PYD'nin kontrol ettiği bölgede ABD'nin 5000 kişilik hava üssünün de olduğunu düşünürsek oradaki gerçekliği daha iyi anlayacağız demektir.

İş böyle bir noktada olduğu için Recep Tayyip Erdoğan ve onun arkasında olanların tamamı ABD'ye onca atıp tuttular. Neredeyse ABD ile her türlü ilişkilerin kesilmesini bile savunanlar oldu. Bu yalan niyetlerden ise en çok Vatan Partililer ve Genel Başkanı Doğu Perinçek etkilendiği için AKP ile yakınlaşmak için neler uydurdular neler. Vatan Partililere bakarsan İncirlik Üssü'nden ABD'lilerin tam da gönderilme zamanıydı. Üstelik AKP ve saray iktidarı PKK'ya karşı savaş halinde olduğu için Amerika ile de savaş halinde sayılırdı. Ne yazık ki bu hava çok sürmedi. Recep Tayyip Erdoğan, ABD'nin Başkanı Trump ile ilk konunun "stratejik ortaklık" üzerine olacağını söylemesiyle de eski tartışmalara bir anda nokta konulmuş oldu. Artık, öyle görünüyor ki, Türkiye- ABD ilişkileri de başka bir düzlemde tartışılmaya başlanacak.

Sözü uzatmayalım; hangi konuya el atsanız koskocaman bir yalanla karşılaşıyorsunuz.

Çünkü AKP ve saray iktidarı yalan üzerine inşa edilmiş.

Bunların KIRK SÖZLERİ VAR, KIRKI DA YALAN…