turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


"KOMŞUNU DA AL GEL"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 ŞUBAT 2017

Bir sorun mu var, kolayı da var. Hemen bir toplantı düzenlersin sarayda, kimin ya da kimlerin sorunu varsa şıp diye çözersin olur biter. Kendi yandaşlarının 'Reis' diye hitap ettikleri kişi de bunu yapıyor. Saray'da hemen bir toplantı düzenliyor ve oraya çağrılı olanlara bir uzun konuşma yaptıktan sonra sorunlarını çözmüş olarak geri geldikleri yere yollayıveriyor. Turizmcilerle yapılan toplantı da aynısı oldu.

Turizmciler öteden beri iş yapamadıklarını ileri sürerek sızlanıp duruyorlardı. Hani sızlansalar ne gam da sızlanmaları cümle alemin dilindeydi. Bu yüzden de konu daha fazla tavsamaya bırakılamazdı. Recep Tayyip Erdoğan öyle de yaptı. Tıpkı muhtarları çağırdığı gibi turizmcileri saraya çağırdı ve maşallahı var sorunlarını da şıp diye çözüp hepsinin yüreğine su serpti.

Oysa turizmciler kendilerine nutuk çekilmesinden çok birikmiş olan sorunlarını anlatmak ve bir yol bulup geri bulundukları yerlere dönmek istiyorlardı ama ne dertlerini, ne isteklerini dile getiremeden kös kös geri dönmek zorunda kaldılar. Hani bunlara da yaranılmıyor niyeyse. Oysa Başbakan Binali öyle mi ya? Yaptıklarını bir bir sıralıyor, sonra insanların yine de söylenenleri anlamadıklarını düşünerek "gözünüze, dizinize dursun" diyerek öyle bir salvo atışı yapıyor ki kimsenin ne bir diyeceği kalıyor ne de bir şey diyecek kadar cesareti.

Oysa Recep Tayyip Erdoğan, sarayında turizmcileri konuk etmiş, bizde konuklara iyi davranılır. Bu yüzden Binali Yıldırım gibi hiç ağzını bozmadan turizmcilerin sorunlarını çözmek için kafa patlatıp bulduğu çareleri de turizmcilerle paylaşmak istiyor.

Gelelim Recep Tayyip Erdoğan'ın bulduğu çarelere:

Ben kendimi bildim bileli ne zaman ülkede ekonomik bir kriz söz konusu olsa iktidarların aklına hemen gurbetçiler gelir. Bu yüzden de gurbetçiler az soyulmadılar. Kimisi fabrika yapacağım dedi gurbetçilerin onca yıllık birikimlerini cebellezi etti, kimisi televizyonlar kurdu, kimisi paralara alıp ortalıktan tüyüverdi. Gurbetçilerimiz ise eli böğründe ortalıkta kalıverdiler. Paralarının ellerinden gittiğini öğrendiklerinde ise atı alan çoktan Üsküdar'ı geçtiği için yıkılmış bir şekilde çalışmak için gittikleri ülkelere gerisin geri dönmek zorunda kaldılar.

Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, İngiltere ve dahi öteki ülkelerde çok sayıda gurbetçimiz bulunuyormuş. Bunlar her yıl 50 bin kadar düğün yapıyorlarmış, öteki toplantıları da cabasıymış. Gurbetçilerimiz düğün ve derneklerini elin ülkesinde yapacakları yerde gelip kendi ülkemizde yaparsalarmış al sana turizmcilerin sorunu çözülüverirmiş. Bitmedi, bizim yabancı ülkelerde çalışan dış görevlilerimiz de çalışır çabalarsa o ülkenin vatandaşlarının tatillerinin bir kısmını bizim ülkemizde geçirmelerini de sağlayabilirlermiş. Ya bizim ülkemizde bulunan temsilciliklerden, yatırım yapan şirketlere kadar insanları ne güne duruyormuş. Onlarda pekala birlikte çalıştıkları şirketlerin insanlarını bizim ülkemizde tatil yapmaya ikna edebilirlermiş. Bir de bunların üstüne gurbetçilerimiz komşularını da alır ülkemize getirirseymiş, sorun morun kalmaz çözülürmüş.

Acaba Sayın Recep Tayyip Erdoğan gurbetçilerimizi ne sanıyor bilemedim. Karun kadar zengin olsalar ne işleri var gurbet ellerde değil mi? Otururlar kendi ülkemizde kendi işlerini yaparlar. Onlara bu ülke iş ve aş veremediği için o yurttaşlarımız gurbet ellere çıktılar. Haydi, yıllık izinlerini bir tatil yöresinde geçirmeleri neyse de düğün dernek işlerini nasıl olacakta bu gurbetçilerimiz ta oralardan gelip bir turizm yöresinde yapacaklar? Haydi, yapmayı akıllarından geçirsinler diyelim böyle bir düğün-dernek onlara kaça patlar hiç hesap ettiniz mi acaba? Evet, gurbetçilerimiz düğün yapıyorlar, ülkemizde yapanlar kendi memleketlerinde bir düğün salonunda yapıyorlar. Yurtdışında yapanlar ise benzer bir yöntemle ne kadar az para harcarlarsa o kadar iyi diyerek ona göre bütçelerini ayarlıyorlar. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan'ın önerdiği kampanya daha yolun başında havlu atıyor.

'Komşunu da al gel' projesinin de bir anlamı yok. Yok, çünkü yabancılar artık bizim ülkemize gelmek istemiyorlar. Çünkü ülkemizde hak ve özgürlüklerin yok edildiğini, terör eylemleri yüzünden yaşamlarının tehlikeye düşeceğini düşünüyorlar. Sözü uzatmayalım, ülkemizde ekonomik krizi AKP ve saray iktidarının iç, dış politikaları yarattı. Sorunları çözmek için demokrasinin tıkır tıkır işlediği, adaletin, özgürlüğün olduğu bir ülke yaratmak yerine dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir yönetim isteği ile diktatörlüğe yönelenlerin bir çözüm yaratabilecekleri dünyada görülmüş şey değildir. İşte bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan her şeyin çaresini ben biliyorum diye düşünmüş olsa ve de her kesimi sarayda toplayıp onlara bir fasıl nutuk çekse bile değişen hiçbir şey olmaz. Muhtar toplantısına gelen muhtarlar gibi turizmcilerimiz de saraya gelir, Erdoğan'ı dinler kös kös hiçbir sorunu çözülmeden gerisin geri evine döner. Hepsi bu.

Şimdi ise AKP ve saray iktidarı daha da sıkışmıştır. İşlerin bu kadar kötü gittiği ülkemizde çözüm olarak bula bula demokrasinin ortadan kaldırıldığı, hak ve özgürlüklerin kullanılamaz hale getirildiği, ekonominin çöktüğü ülkemizde bunlar ülkemizi daha da diktatörleşmeye götürecek bir anayasa değişikliği ile toplumun karşısına çıkmış bulunuyorlar. AKP ve saray iktidarının isteklerine 'EVET' denilmesi halinde hiçbir sorunumuz çözülmeyecek, göreceksiniz sayıları azalan turistler de bir daha gelmeyerek Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısına yanıt vermiş olacaklardır. Daha sayamayacağımız kadar çok nedenlerle bu anayasa değişikliğine 'HAYIR' diyoruz. Ey gurbetçi kardeşim, oy kullanmayı düşünmeyen bir gurbetçimizi de al yanına oy kullan ki bazıları sizi daha fazla yolunacak kaz yerine koymasınlar.

Bizden size bir öneri işte, yaparsınız yapmazsınız sizin bileceğiniz iş o kadar…