turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


"PARANI DA AL GEL"

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 ŞUBAT 2017

AKP ve saray iktidarı ne çok para düşkünüymüş. Attıkları her adımda hizmet değil, kazanç önde tutuluyor. Bu yüzden de hastalanmış yurttaşlara bile yaptıkları Şehir Hastaneleri için 'Paranı da Al Gel' muamelesi çekiyorlar. Karşınızda her türlü Alicengiz oyunlarının daniskasını bilen bir iktidar var. Yap, işlet, devret anlayışıyla Mersin'e bir 'Şehir Hastanesi' yapıldı. Açılışı ise AKP ve saray iktidarının anayasa değişikliği propagandasına 'EVET' denilmesi için bir fırsata çevrildi. Bu hastane özü itibariyle tam anlamıyla bir vurgun anlayışı ile yaşama geçirildi. Daha önce köprü, tünel, metro, havaalanı vb tesislerde nasıl bir yol izlendiyse bu hastanenin yapımında da aynı yol izlenerek hazine garantisi ile yük yurttaşların omuzlarına bindiriliverdi. Daha önce bu işin nasıl bir soygun anlayışı olduğunu dile getirdik, ancak bir kez daha dile getirmemizin herhangi bir mahsuru yok.

Örneğin köprüler yapılırken ilgili firmaya denildi ki, biz size 40 bir araç geçişini garanti ediyoruz. Ödemeyi de dolar üzerinden yapacağız. Ödeme hem yüksek tutuldu hem de öyle bir sayı verildi ki bu sayıda aracı da garanti ediyoruz denildi. Ödemelerin fahiş fiyatlarla olması bir yana sözü edilen araç sayısını bulmazsa ödemenin de yine 40 bin araç üzerinden hazineden karşılanacağı garantisiyle tam anlamıyla bir soygun düzeni kurulmuş oldu. AKP iktidarının övünerek dile getirdiği diğer tesislerde de aynı yol izlendi. Ancak AKP ve sarayın daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan'ın 'hayalim' dediği şehir hastanelerinin ilki Mersin'de açıldı ve yine aynı yol izlendi.

Yani sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarı bu hastaneyi yapanlara bilmem ne kadar hastanın garantisini verdiği gibi tutturulamayan sayının da açık kalan kısmının hazineden ödenmesi garantisini verdi. Yandaş gazetelerin Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasa değişikliğine 'EVET' denilmesi için "SAHAYA İNDİ" başlığı ile verdiği haber aslında sahaya değil, Mersin'de açılan 'Şehir Hastanesi'nin açılış yerine gittiği şeklinde anlaşılmalıdır. İşte burada hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Binali Yıldırım atıp tutmakla kalmıyor, bu ülkenin 80 milyon yurttaşından da gerçeği bilinçli şekilde saklayarak bizlere aslında 5 yıldızlı otel hizmeti verecek ve yurttaşın soyulmasına dayalı bir hizmeti çağ atlamak diye yutturuyorlar.

Hastane alanına getirilen yığma topluluğa konuşan Recep Tayyip Erdoğan'ın sorduğu soruyu bile doğru dürüst anlamamış olan kalabalık her şeye 'EVET' dediği için yanlış bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından düzeltilerek oradakilere yinelenen sözler yeniden söylettiriliyor. Maşallahlı 'EVET' kampanyasında getirilmek istenen sistem öyle bir sistemmiş ki her derde deva imiş gibi anlatılıyor. Oysa bu anayasa değişikliği halk oylamasından geçtiği andan itibaren ülkemizin hiçbir sorunu çözülmeyecek aksine daha da ağırlaşacağı gibi üstüne üstlük bir de padişah yetkileriyle donatılmış, diktatörlüğün daniskası olan 'Türk Tipi' bir başkanlık sistemimiz olacaktır. Hani bunlar rejim mejim değişikliği olmayacak diyorlar ya, yapılan değişiklikle bal gibi de rejim değişikliği olacaktır. Bu gerçeği Osmanlı Hanedanı bilmem kaçıncı Mehmet'in 5. Göbekten torunu Nilhan Osmanoğlu kavrıyor da cumhuriyetin yurttaşları kavrayamıyorsa gerçekten de utanıp sıkılmak gerekir.

Geçerken bir de bu Nilhan Osmanoğlu'nun ne işle iştigal ettiğine bakalım. Sözüm ona bu Hanımefendi Osmanlı patenti altında ülkemizde çeşitli ürünler pazarlayarak dünyalık ediniyormuş. Osmanlı parfümünden tutun da Osmanlı motifleriyle süslü aklınıza ne gelirse satarak cukkasını dolduruyormuş. Hani bunlar tam zamanıdır diye düşünüyor olmalılar ki TC malı olan bazı taşınmazlara da Osmanlı mülküdür diye sahip çıkmaya ve dava açmaya bile hazırlandıklarını söylüyorlar. Ülkeyi yabancılara peşkeş çekip İngiliz gemileriyle kapağı dışarıya atan bu sülalenin Cumhuriyet Türkiye'sinden hiç ama hiçbir alacağı da olamaz, hakkı da. Ne ki padişahçılığı isteyen bir AKP ve saray iktidarı olduğunu düşündükleri için bu kadar pervasızlaşmış bulunuyorlar.

Bakın bunların aklınıza hangi icraatı geliyorsa hepsi alavereli dalavereli işlerden ibaret. Hani Nisan ayı içinde halk oylaması olacak ya birçok eşyaya vergi indirimi getirdiler. ÖTV'yi sözüm ona kaldırdılar. Üstelik evlenenlere de gereksinmelerini karşılamaları için birçok kolaylık sağlanacakmış. Esnafa da 50 bin liraya kadar kredi sözü veriyorlar. Artık bu kredilerin nasıl ve hangi koşullarda verileceği ise çok da belli değil. İktidar anayasa değişikliği oylamasında 'EVET' oyunun %50'yi geçmesi için bu tür köylü kurnazlığı yollarına başvuruyor.

Recep Tayyip Erdoğan anayasasına toplum sanki 'EVET' diyecek o kesin de ne var ki Erdoğan bu kadarla yetinmiyor. Sandığı patlatın çağrısı yapıyor. Sandık patlatmak düşününce aklımıza pek çok hile hurdayı getiriyor getirmesine de bir söz vardır halk arasında; "el mi yaman bey mi yaman" diye, işte bu sözün gereği olarak bizler kimseye sandık mandık patlattırmayacağız, AKP ve saray iktidarının anayasa değişiklik isteğini sandığa gömüp diktatörlük heveslilerinin heveslerini kursaklarında koyacağız. Sonra başka şeylere de yelteneceklerdir kesin. Ne var ki, onların bu yeltenmelerine de izin vermeyecek ve 15 yıldır halka cehennem hayatı yaşatmış ve çağdışı düşler gören ve padişahlık düşleriyle yatıp padişahlık düşleriyle kalkanlara fırsat vermeyecek ve geldikleri gibi iktidardan onları göndereceğiz.

'HAYIR' yönünde atılacak ilk adım göreceksiniz çok şeyin başlangıcı olacaktır.

Bir de küçük bir anımsatmada bulunalım; 'HAYIR' çalışması yapanlara karşı polis 'HAYIRLI davranışlarda bulunmuyor, baskılar, yıldırma girişimleri, gözaltılar oluyor.

Oysa 'EVET'çilere her yol mubah.

Ne var ki size bu yöntem de umar getirmeyecek, sandığa çıkmamak üzere gömüleceksiniz.