turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMEK Kİ NEYMİŞ AHVAL?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 ŞUBAT 2017

Bildiğiniz gibi AKP ve sarayın marifetleriyle artık ekonomi dönmüyor. Üretim durdu, alışveriş olmadığı için esnaf kan ağlıyor. Bu durumda bile iktidarın bula bula bulduğu çare yurttaşların gözünü boyamak ve onları biraz daha borç batağına sokmak oluyor. Neymiş efendim özellikle beyaz eşya ve mobilyada vergi indirimlerine gidilmiş. Ancak indirilen vergi indiriminin arkasından da hemen %11'leri bulan zamlar yapılarak değişin bir şey olmadığı gibi indirime karşın yine de yapılan zam nedeniyle fiyatlar yukarılarda olacak.

İktidarın bu yöntemle yurttaşları borç batağına itmesi ise ayrıca konuşulması ve üzerinde durulması gereken bir Alicengiz oyunu. Hiç kuşku yok ki, iktidarın bu oyununa gelenler değişen bir şeyin olmadığını görecekler daha da ağır bir yükün altına girerek iktidarın uydurma yöntemlerine kanmalarının bedelini de ödemiş olacaklardır. İktidara yakın çevreler alınan bu kararlardan sonra içeride ticaretin canlanacağı ve 10 milyar TL gibi bir para döneceğinin hesabı içindeler. Böyle bir şey olur mu bilemiyorum ama olsa bile ekonominin bu tür pansuman yöntemlerle kurtulamayacağı kesin.

AKP iktidarının 15. Yılının içinde. İktidara geldiği günden bu yana kamu kurumlarını yabancılara sata sata bitirdiği için elinde satacak bir şey kalmamış durumda. Bu yüzden de oluşturulan 'Varlık Fonu'ndan medet umuluyor. İzlenen politikalar yüzünden ve özellikle de siyaseten yaratılan belirsizlikler nedeniyle ekonomi daha da bir çıkmaz yola girdiği için belki de iktidar son çare olarak elde bulunan tüm kamu kurumlarını yabancılara satmak ya da ne bileyim yatırım yapılsın düşüncesiyle sözü edilen bu kurumlar ipotek gerçeğiyle karşı karşıya bulunuyor. Devredilen kuruluşlar T.C. Ziraat Bankası, Botaş, Türkiye Petrolleri, PTT, Borsa İstanbul, Türksat'taki Hazine hisseleri, Telekomünükasyon'un yüzde 6.68 oranındaki hissesi, Eti Maden ve Çay İşletmeleri oldu.

Atılan bu adımlar için iktidar çevreleri ve iktidara yakın olan kimseler ne derlerse desinler bu yeni bir özelleştirme hareketi ve de ülkenin onca yıllık kurumlarının peşkeş çekilmesinden ibarettir. Ayrıca bu kurumlar Varlık Fonu'na devredildi diye de kimsenin gelip Türkiye'de yatırım yapacağı falan da yoktur. Olsa bile bir anlamda ipotek olarak ortaya sürüleceği için bu kuruluşları yok pahasına yitirmemizin dışında bir yararı da olmayacaktır. Bu kadar zorluğun içinde sözü geçen bu kuruluşların alıcıları çıkabilir, bu da demektir ki T. C. Ziraat Bankası'nın da elden çıkmasıyla ülkemizdeki bankaların neredeyse tamamı yabancıların eline geçmiş olacağı için ileride Türkiye korkunç boyutlarda dış finans kuruluşlarının baskısıyla atılan bu adımların bedelini ödemekle karşı karşıya kalacaktır. Sözü edilen bazı kuruluşların stratejik önemine değinmiyorum bile. Değinmiyorum, çünkü AKP ve saray iktidarı döneminde Türkiye'nin stratejik öneme sahip hiçbir kuruluşu kalmış değildir. Hemen hemen bütün dünya için her şeyimiz aşikar hale gelmiştir.

Düşüncelerimizi doğrulayan açıklamalar ilgili bakanlardan gelmiştir bile. Yapılan açıklamalarda özelleştirmeye devam edileceği 10 milyarın üzerinde bir kazanç elde edileceği dile getirildi bile.

Ayrıca Varlık Fonu'na devretme olayı ülkemizde yakıcı bir şekilde gündemde olan anayasa değişikliği için yapılacak olan halk oylaması dönemine de rastlamış olması elbette bir rastlantı değildir. Çünkü iktidar başka bir zamanda böyle bir adım atmış olsaydı hiç kuşku yok ki, muhalefet çevrelerinde ve ekonomi bilen çevrelerce çok tartışılacağını iyi bilmekteydi. Bu yüzden de böyle bir dönemde bu adımları atarak eleştirilerden de bir ölçüde de olsa yakayı sıyırmış oldu.

Burada bir önemli noktaya daha işaret etmekte yarar vardır. Bilindiği gibi iktidar pek çok konuda Sayıştay denetiminden rahatsızdır. Ve hatta bu rahatsızlığını kimi zaman direnerek, kimi zaman da ilgili belge ve bilgileri Sayıştay'a ulaştırmayarak denetimden kaçmaktadır. Varlık Fonu Sayıştay'ın denetimi dışındadır. Sözü edilen kurumlar bu fona aktarıldıktan sonra da denetimin dışında kalacağı için orada ne biçim fırıldaklar dönmüş olduğunu da kimseler anlamayacaktır. Bir başka deyişle vurgunlar kolaylıkla gerçekleşecek, istenilen yabancı kuruluşa istenildiği fiyatlarla satılıp özelleştirmeleri de sağlanabilecektir.

AKP iktidarı OHAL altında hem siyaseti, hem de ekonomiyi uhdesi altına almıştır. OHAL'i dayanak yaparak kolaylıkla işler çevirmekte, kendileri dışında siyaseti kilitlemeye kalkarak dikensiz gül bahçesinde dolaşmak istemektedir. Ancak bu tür adımların sonu hayır getirmeyecek, hem ülke altından kalkamayacağı yüklerin altına sokulacak hem de siyasetin ülkemizde daha da diktatöryal tedbirlere başvurulacaktır.

Değerli yurttaşlar, görüldüğü gibi batakçı, vurguncu, üretim yapamayan, hazırı satıp savuran soyguncu bir iktidarla karşı karşıyayız. Eğer anayasa değişikliği halktan 'EVET' oyu alırsa bunları dizginlemenin ne olanağı kalacak ne de ülkemiz karşılaşacağı büyük tehlikelerden kurtulabilecektir. Bu yüzden de AKP ve saray iktidarının istediği anayasa değişikliğine 'HAYIR de, geçit verme! Geçit verme ki halkın sırtından egemenlik sürdürenler yolun bittiğini görsünler.

Geçit verme ki, padişah yetkileriyle donatılmış tek kişilik yönetime mahkum olma!