turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAŞERA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 ŞUBAT 2017

Bu ülkenin çocuklarının sayenizde başına az şey gelmedi. Tanrı dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar Müslüman olduğunuz için hedef gösterdiğiniz solcuların üstüne sürdünüz aklını çeldiğiniz halk çocuklarının. Onlara arabalarınzda silah taşıdınız. Çünkü akademisyen olduğunuz için nasıl olsa arabanızda arama yapılmayacağını düşünüyordunuz. Halkın çocuklarının eline halkın çocuklarının kanını bulaştırdınız. Emperyalist/kapitalist dünyanın kontrgerilla örgütünün oyuncağıydınız ama yaptığınız karanlık işleri ülke çocuklarına "vatanseverlik' ve 'milliyetçilik' diye yutturdunuz.

Sizlerden daha büyük Hıra Dağı kadar Müslüman olanlarla el ele verip Sovyetlere karşı emperyalist/kapitalist sistemin 'Yeşil Kuşak' rolünü kapar kapmaz komünizme karşı mücadele ediyoruz savıyla kırımlara giriştiniz. Çıkmaza giren kapitalizmin ülkemizde kendisini çıkmazdan kurtarması için 12 Eylül faşist darbesine ortam hazırladınız. Maraş'ta, Çorum'da, Malatya'da, Sivas'ta giriştiğiniz büyük boyutlu kışkırtıcı eylemler semeresini verdi ve Amerikancı generaller nihayetinde darbe yapıp bir günde sokaklarda yaşanan çatışmaları şıp diye kestikten ve ölümleri durdurduktan sonra darbecilerin yaptırımlarından sizler de yakanızı kurtaramadınız ve tıpkı savaştığınızı ileri sürdüğünüz solcularla aynı yazgıyı paylaştınız.

Artık lider kadrosu dahil, yakayı ele vermiş ülküdaşlarınızla birlikte içerdeydiniz. Lideriniz Türkeş; "fikriyatımız iktidarda biz içerdeyiz" diye serzenişte bulunduysa da yakanızı kurtarmanız kolay olmadı. Siz tepedekilere bir şey olmadı ama sokağa sürdüğünüz ve ellerini kana bulaştırdığınız genç ülkücüleriniz bir soldan, bir sağdan denilerek ipe gittiler. Ortalık yatışınca da salıverilip yine önemli mevkilerde görevler üstlendiniz. Malum bu ülkenin devlet tecrübelerinize gereksinimi olduğu söylendi.

Sovyetler ve Sosyalist Sistem yıkılmış sizin de döğüşeceğiniz Truva atı kalmadığı için işiniz de bitmişti bitmiş olmasına ya, emperyalist/kapitalist dünya duracak değildi ya saldırı ve savaş örgütü NATO'yu dağıtmadan daha da güçlendirerek devam ettirdiler. Tamam, artık sizlere hedef gösterecekleri komünizm yoktu ama onlar için düşman göstermekten kolay ne vardı, hemen kolları sıvadılar kendi elleriyle kurdukları bir sürü İslami kılık altında terör örgütlerini piyasaya sürüverdiler. Ta Çin Seddi'nden başlayan, Kuzey Afrika'ya ve Kafkaslara kadar geniş bir coğrafyayı da politikalarını yaşama geçirmek için kollarını sıvadılar. Buraya gelmeden önce ise Yugoslavya deneyi emperyalist/kapitalist dünya için küçük bir örnek olarak kullanıldı ve bölge kan ve gözyaşına boğularak Yugoslavya paramparça edildi.

Ortadoğu, Kuzey Afrika, Kafkaslar ve Çin Seddi'ne kadar geniş bir alanda emperyalizmin at koşturması için öncelikle ABD'nin bir dediğini iki etmeyecek olan bir iktidara gereksinimleri vardı, AKP bu gereksinimin en önemli projesi olarak iktidara getirildi. Afganistan, sonrasında Irak'ın işgali ve Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da yaşananlar gündeme geldi ve bu bölgede AKP iktidarına ve bu iktidarın başındaki kişi Recep Tayyip Erdoğan'a çok önemli roller verildi. Bu andan başlayarak da AKP iktidarı ciddi handikaplar yaşadı. En son 7 Haziran seçimlerinin yitirilmesi vardı ki AKP iktidarı bu handikapı da Devlet Bahçeli sayesinde aştı. Sonrasını biliyoruz, AKP yeniden şiddet politikasının ayarı ile tek başına iktidar oldu.

Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan ise yetkilerini aşan bir tutum içerisinde olduğu için başlangıçta bizzat Devlet Bahçeli tarafından ağır eleştirilere uğradı. Sonra bir gün hidayete mi erdi nedir; "fiili durum"un hukuka uydurulması gerektiğini söyleyen Bahçeli'nin akıl almaz sözlerini işittik. Bu çıkış üzerine de padişahlık yetkileriyle donatılmış ve tek kişinin tartışmasız diktatörlüğünü savunan bir anayasa AKP tarafından hazırlandı ve TBMM'den de geçirilerek halkoylamasına sunulmak için anayasa değişikliği onaylanmak üzere Erdoğan'ın önünde bekliyor.

Tabi, bütün bunlar olurken Bahçeli'ye karşı kendi partisi içinde neredeyse partisinin tamamına yakın bir muhalefet ortaya çıktı. Bahçeli ise bu muhalefeti bizzat AKP ve uyduruk yargı kararları ile aşarak partisinin başında ancak kalabildi. Şimdi ise bu anayasa değişikliği 'EVET' ya da 'HAYIR için halkın önüne götürülecek. Dolayısıyla da Bahçeli sahnede görünmeye başladı. Bahçeli'nin yüzü ekşi mi ekşi, sanki yüzüne un serpmişler gibi de bir görüntü içinde, görüntüsü bir haliyle de mumya gibi. Ama sözleri daha önce Recep Tayyip Erdoğan için nasıl okkalı sözlerse bu kez de 'HAYIR' diyecekler için de öylesine okkalı. Diğer sözlerinin önemi yok, zaten sırası geldiğinde de Bahçeli'yi her fırsatta eleştirdik. Ancak son sözlerine bu kadar uzun bir girişten sonra okkalı bir yanıt vermek farz oldu.

Ne diyor Bahçeli?

"Sandıktan ezici çoğunlukta 'EVET' oyu çıkacak, 'HAYIR'cılıar kaçacak delik arayacaklar."

Nasıl, Bahçeli; haşera tarifi yapıyor değil mi? Sayın Bahçeli, geç aynanın karşısına kendini bir seyreyle ki 'Haşera' kimmiş göreceksin. Eğer yine de kem küm edecek ülke insanlarını kandırmayı sürdüreceksen dön bir de dünden bugüne kat ettiğin yol haritana bak, bak ki Recep Tayyip Erdoğan'ı savunma noktasına nasıl gelinirmiş anlamakta zorlanma. Senin sözlerin bizlere sökmez. Dün Gezi gösterilerine katılanlar olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın gözünde 'Çapulcuyduk, bizler yine aynı yüreklilikle ülkesini ve insanlarını seven insanlarız, sizin gözünüzde de 'Haşera' olmuşuz farketmez.

Ne demişler; "Altın çamura düşmekle bir şey olmaz, altın yine altındır" Siz kendinize bakın olmaz mı?