turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KARMAKARIŞIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 ŞUBAT 2017

Bildiğiniz gibi Fethullahçı darbe girişimini bahane eden AKP ve saray iktidarı bu darbeyi Lütuf sayarak kendi sivil darbesini gerçekleştirme yolunda hayli önemli adımlar attı. OHAL ilan ettikten sonra ülkeyi KHK'larla yöneten iktidar hukuku hepten devre dışı bırakarak istediği gibi tasarruflarda bulunmaya devam etti. Anayasa'yı ve hukuku hiçe sayan Recep Tayyip Erdoğan'ın imdadına ise yine hepinizin yakından bildiği gibi Devlet Bahçeli yetişti. Bahçeli'nin, fiili duruma gönlü razı olmadığı için fiili duruma anayasanın uydurulması yönünde ilk harekete geçen o oldu. Bahçeli'nin bu tutumuna dehşet sevinen AKP ve saray iktidarı ise hemen harekete geçip tam anlamıyla bir diktatörlük anayasası hazırlayıp meclise sundu. Teklif mecliste geceli gündüzlü tartışılarak 330 bandı geçildi, halk oylamasına sunulmasına karar verildi. "Allah'ın izniyle" geçeceğinden umutlu olan Recep Tayyip Erdoğan ise mecliste kabul edilen anayasa değişikliğini onaylayıp derhal 'EVET' oyu verilmesi için harekete geçti. Devamında ise tartışmalar bütün ülkede hız kazandı.

Anayasa oylaması ile ilgili olarak kendisine mikrofon uzatılan Bahçeli arka arkaya bir zorba zırva laf etti ve "devlet için, cumhuriyet için, vatan için" 'EVET oyu kullanılması gerektiğini söyledi. Daha sonra 'HAYIR' oyu çıkarsa ne olur sorusuna ise öyle bir yanıt verdi ki bu sözler tam da Bahçeli'nin tıynetine yakışan sözlerdi. Bahçeli'ye göre; eğer 'HAYIR' oyu çıkarsaymış Türkiye karmakarışık olurmuş. Bahçeli acaba bu sözlerle neyi kasdetti diye sizlerin aklınıza da, benim aklıma gelen şeylere benzer şeyler gelmiştir kesin.

Şimdi bu soruyu Bahçeli'ye yöneltelim ve bizlerin "Türkiye karmakarışık olur" sözleriyle nasıl tehdit edildiğimizin altını kalın çizgilerle çizelim önce. Aslını sorarsanız bizler karanlık odakların böyle durumlarda nelere başvuracağını yaşamadık ya da bilmiyor değiliz. Bahçeli bu kendini bilmez tutumla demek istemiştir ki eğer 'HAYIR' oyu verirseniz sokağı kan gölüne çeviririm. İyisi mi siz 'EVET' oyu verip kurtulun.

Bahçeli'nin bu tehdidi bizlere söker mi?

Şurasını açıkça söylemek isterim ki, SÖKMEZ. Sökmez çünkü bizler Bahçeli'nin kafasından nelerin geçtiğini çok iyi biliriz. Hani kendi partisi içinden muhalefet edenlere karşı neler yapmaya kalkıştıysa Erdoğan'ı padişah yaptırmayacak olan bizlere karşı da aklınca yüz misli daha fazla şiddet uygulayacağını düşünüyor olmalı. Yakın süre önce MHP'ye yakınlığı ile bilinen sendikalar bunlar tarafından basılıp tehdit edildi ve kendilerine nasıl 'EVET' oyu vereceksiniz denildiyse sanıyoruz bizlere de aynı şekilde gözdağı vermeye yelteniyor olmalı Bahçeli. Ancak Bahçeli'nin unuttuğu bir şey var, Türkiye'nin yurttaşları olarak bizler öyle ite, çakala pabuç bırakacak değiliz. Birileri gelecek kargaşa çıkaracaklar ve canlarımıza kast edeceklerse elbette ki gelenlerin görecekleri de var der karşı koyarız. Çünkü karşı koymak bizim öz savunmamızdır.

Değerli yurttaşlar bir özdeyiş vardır bilirsiniz, "Görünen köy kılavuz istemez" diye. Sözünü ettiğimiz AKP ve saray iktidarına bakıp da kimsenin demokratik hak ve özgürlüklerini, aş, iş sahibi olup eşit yurttaşlık hakkını kullanabileceğini düşünebileceğini sanmıyorum. Hele de anayasa değişikliği geçerse ki siz ondan sonra görün manzara nasıl olurmuş. (Bu konuda Bahçeli ilk ipuçlarını verdi bile)

AKP ve saray iktidarının nelere kalkıştığını ve de kalkışabileceğini sürekli yazıyoruz. Bu yüzden de bugün sadece Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 330 akademisyen'in görevden alınışı ile ilgili yaşanan olayları gözümüzün önüne getirsek bile ülkemizi nelerin beklediğini çıkarmamız zor olmayacak. Polisin nasıl kendinden geçercesine zor kullandığını, ülkemizin övünç kaynağı akademisyenlerin nasıl yerlerde sürünüp gözaltına alınmaya çalışıldıklarını, CHP'nin milletvekillerine karşı polisin tutum ve davranışlarını gördükten sonra kafasında acaba bulanıklığı yaşayanların bile kafalarının içinin aydınlandığını düşünüyorum.

Çünkü bugüne kadar AKP ve saray önce bir adım atmış, tepkileri ölçüp biçtikten sonra da arkasını getirmekten asla vazgeçmemiştir. Dolayısıyla AKP ve saray çevresinden bu kadar da olmaz gibilerinden çıkan seslere fazla güvenilmemeli, bunların basbayağı da bu tür adımları kolaylıkla atacakları akıldan çıkarılmamalıdır. AKP kıvraklığına dönüşen her olayın arkasından bu işin içinde FETÖCÜLER var denilmesi ise öyle kabul edilecek bir mantık işleyişi falan değildir. Eğer öyleyse yani bu işin içinde de FETÖCÜLER varsa bu kararnamenin altına imza atan hükümet üyeleri, YÖK'ü atayan kimsenin FETÖCÜ olması gerekir ki bunların böyle olduklarından da aslına bakarsanız bizler kuşku duymuyoruz.

Dün, SBF'de oraya buraya itilip kakılan, yerlerde sürüklenen, bütün bunlara karşı insan onuruna yaraşır bir şeklide dimdik duran akademisyenler içinde tanıdıklarımız dostlarımız var. Sonra CHP milletvekillerini de tanıyor, biliyoruz. Öyle görünüyor ki AKP ve saray iktidarı büyük bir telaş içinde ne yaptığının gayet farkında olarak girişimlerde bulunuyor. Ancak sonucu değiştiremeyecekler, ülkemizin halkı korkutularak, yıldırılarak 'EVET' oyu vermeyecek tam tersine daha da bilenerek sandıkta %65'leri bulan bir 'HAYIR' oyu ile bizleri tehdit eden ve yaşam hakkımıza yönelik yaptırımlarda bulunacaklarını söylemekten çekinmeyenlere hak ettikleri dersi vereceklerdir.


İşte o zaman bakalım Bahçeli'nin dediği gibi "Türkiye karmakarışık" mı olacak yoksa özgürlük rüzgârlarının estiği bir ülke mi göreceğiz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA