turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GERÇEK YÜZLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 ŞUBAT 2017

AKP iktidara geldiği günden beri ne halk sözcüğünü ne demokrasiyi ne de "vesayet" sözcüğünü dilinden düşürmedi. Her fırsatta "milli irade"den söz ederek kendilerine muhalefet edenleri halka güvenmemekle suçlamakla kalmadı, halkın her şeyi bildiğini dile getirerek bazılarının halkı küçümsediği yönünde eleştiriler yaptı. Sizin anlayacağınız AKP iktidarı için de halktan yana olmak demek sadece ve sadece halk dalkavukluğu yapmak demekti ki bunlar da sapına kadar halk dalkavukluğu yaptılar.

Sağlık Bakanlığı sağlıkla ilgili afişler yaptırmış. Bu afişleri de otobüsler dahil her yere asmışlar. Yalnız afişi hazırlarken bir şey akıllarına gelmediği ve atladıkları için bunları bir telaş sarmış ki demeyin gitsin. Afişte 'HAYIR' sözcüğü geçiyor. Bunun üzerine Konya'da yöneticiler hemen bu afişlerin toplatılmasına karar vermişler. Oysa afişte yazılanlarla anayasa değişikliğine 'HAYIR' denilmesi arasında en küçük bir ilişki yok. Her fırsatta halkın her şeyi iyi bildiğini dile getirenlerin şimdi elifle merteği ayıramayacaklarını düşünüyor olmalılar ki bir anda halka güvenmekten vazgeçip Sağlık Bakanlığı'nın sağlıkla ilgili afişlerini Konya'da toplatıverdiler. Bu durumda AKP ve sarayın her fırsatta 'milli irade' deyip durmasının altı boş bir sırt sıvazlamadan öte bir şey değilmiş. Yani, yanisi şu; halk için söyledikleri sözler koskoca bir yalanmış.

'Demokrasi' palavralarına gelince; bu konuda en etkili sözleri eskiden Milli Eğitim Bakanlığı yapmış Ömer Dinçer söylemiş. Ömer Dinçer diyor ki; "biz iktidara gelmeden önce YÖK'e karşıydık, şimdi YÖK üyelerini kendimiz atıyoruz. Oysa öğretim üyeleri içinde en çok oy alanların atanması gerekirdi." vb.

Ömer Dinçer akademisyenlerden daha pek çok konulara kadar değinmiş ve son zamanlarda iktidarın attığı adımları bir bir eleştirmiş. Ömer Dinçer dediğiniz kişi sizce kim? Kim olacak Recep Tayyip Erdoğan'ın sağ kolu. Çok ilginç çok.

Bildiğiniz gibi AKP ve saray her fırsatta darbeleri eleştirir ve de darbelere karşı olduklarını söylerler. Ancak kendilerinin halleri 12 Eylül darbecileri ile öylesine benzeş ki insanın yaşları benzesin diyesi geliyor. Malum Kenan Evren yaşamının son deminde yargılandı, rütbesi söküldü ve de öbür tarafa rütbesiz asker olarak gitti.

Kenan Evren 1982 Anayasası'na 'EVET' denilmesi için çıkmış halkın karşısına propaganda yapıyor. 'HAYIR' oyu verecekleri kökü dışarda olmakla suçluyor ve onlar için 'HAİN' tanımlaması yapıyor. Seçilmiş Cumhurbaşkanı için de ilginç sözleri var. Neymiş efendim, halk seçilmiş cumhurbaşkanına değil de bir hakime ya da yargıya mı güvenecekmiş, böyle olur muymuş Allah aşkına?

AKP, saray ve Bahçeli ne diyor? 'HAYIR' oyu verecekleri hain olmakla suçluyor, 'HAYIR'cıları terörist olarak nitelendiriyor. Bunların yargı ile ilgili yaptıklarına baktığınız zaman ne görüyorsunuz? Kenan Evrenlerle tıpa tıp bir benzerlik.

Demek ki neymiş? Darbeyi her zaman eli silahlı olanlar yapmazmış. Koşullar denk düştüğünde ve de fırsat yakalandığında siviller de pekâlâ darbenin Allah'ını yaparlarmış. Dünyada Hitler başta sivil darbelerin de pek çok örneği olduğunu cümle alem bilir.

Her fırsatta 15 Temmuz darbesinin arkasına sığınan AKP ve saray iktidarının bu darbe girişimini Allah'ın lütfu olarak değerlendirmeleri elbette ki boşuna değildir. Çünkü bu darbe AKP ve saraya kendi sivil darbelerinin yolunu açmıştır. Bu iktidar ki, şimdi OHAL'i de arkalarına alıp yapmadıklarını bırakmıyorlar. KHK'larla ülkeyi toza dumana katan kararlar alıyorlar. Bir gün önce aynı imzalarla çıkardıkları kararnamelerin tersini bir gün sonra yine aynı imzalarla çıkarmaktan bile çekinmeyecek denli özensizler. Belki de paralel bir iktidar var da bizler göremiyoruzdur kim bilir?

"Vesayet" sözü eskimesine karşın hâlâ AKP iktidarı ve saray tarafından kullanılıyor. Oysa ortada vesayetinden söz edilecek bir tek kurum bile bırakılmamış. Bununla birlikte yavuz hırsız rolüne devam ediliyor. Şimdi de Recep Tayyip Erdoğan tarafından bir prangadır tutturulmuş gidiyor. Şimdiye kadar parlamenter sistem bunların bileğinde prangaymış. Anayasa değişikliğine 'EVET' denildiğinde bileklerindeki prangalardan kurtulacaklarmış. İnsanın kanı donuyor. AKP ve saray iktidarının yapıp ettiklerine bakıp da nasıl oluyor da prangadan söz ettiklerini doğrusu anlayamıyorsunuz. Bunların prangalı rejimi buysa bir de prangadan kurtulduklarında neler yapabileceklerini aklınız alıyorsa buyurun siz söyleyin.

Uzatmayalım; bunların GERÇEK YÜZLERİ bu. Bunların sözlerine kanıp da halkımızın kolay kolay 'EVET' demeyeceği ortaya çıktı. Şimdi 'HAYIR' oylarını arttırmanın tam da zamanı.'HAYIR' oyları öylesine artmalı ki yalanın da bir gün sonunun geleceğini yaşayarak görmeliler.

Yoksa bunlar daha çok ensemizde boza pişirirler çok.

Bilelim…