turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HER ŞEY ORTADA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 ŞUBAT 2017

15 yıldır iktidarda olan AKP iktidarı ile birlikte nasıl bir noktaya geldiğimizi hemen herkes görüyor. "önce ekmekler küçüldü" örneğinde olduğu gibi önce halkın aşı adım adım ellerinden alındı, ekmekleri küçüldü. Milyonlar yoksulluğun ve sefaletin içinde yaşamaya başladı. İktidar ülkeyi sadaka ekonomisi ile ayakta tutacağını düşünerek sosyal devlet olgusunu bütünüyle rafa kaldırıp yerine sanki birilerinin himmetiyle yoksullar yaşıyorlarmış gibi bir hava yaratılıp birilerine kul köle olma devri başlatıldı. Eskiden insanlar bir durum olduğunda "Allah devletimize zeval vermesin" derlerdi, şimdi ise birilerine kul köle haline getirildiler.

Ekmekler küçülünce ebette gerisi de gelecekti. İşi olanlar işlerini yitirdiler. Dolayısıyla da yaşamsal haklarını yitirenler direnç gösterdikleri için de baskı ve yıldırma yöntemleriyle karşılaştılar. Doğal olarak AKP iktidarı bu yöntemle de iktidarını sürdüremeyeceği için özgürlükleri her fırsatta bir bir budayarak özgürlükleri ortadan kaldırdı. Eksik geldiği noktada yapıp edeceklerini yasalar çıkararak yığınları susturma yolunu seçti. Gün geldi çıkarılan yasaların da halkın susturulmasına yetmediğini gördü ve bu kez de yasa masa tanımazlık gündeme geldi. Artık bu saatten sonra iktidar istediğini yapabilirdi, yaptı da. Gözaltılar, tutuklamalar birbirini izledi. Kimi patronlar tehdit edilip çalıştırdıkları kimselerin işten atılması sağlandı. Düşünün ki, yurttaşının onurluca yaşaması için yurttaşına iş bulmakla yükümlü olan devlet yurttaşının sürünmesi için devlet eliyle işinden olmasını sağladı. Topluma haber vermekle yükümlü olan gazeteciler başta olmak üzere toplum üzerinde etkili olan kişiler hedef seçildiler ve de susturulmaları için her yola başvuruldu.

Eğitim çağdaş eğitim olmaktan çıkarıldı. İş çığırından öylesine çıktı ki, ilkokul öğrencilerine okullarda birileri 'Namaz Ağacı' dağıtıp yanıtlarını ister oldular. Neymiş efendim; ailede namaz kılan var mıymış? Varsa bunlar kimlermiş.

Kılmayanlar niçin kılmıyorlarmış. Kılmaya başlamaları için çocuğun anne ve babalarını zorlaması yolunda dört haftalık bir ağaç dalı hazırlanmış ve eğer çocukların aileleri namaz kılmaya başlarlarsa ödüllendirilecekleri yönünde yönlendirimler yapılmış. Yani sizin anlayacağınız biri ya da birileri bu yöntemle çocukların aileleri hakkında bilgi edinmek gibi bir ajanlığa soyunmuş. Bizler zaten bunların zıvanadan çıktıklarını küçücük çocuklarımıza 'Çav Bella'dan esinlenen 'ca ca, ca, camiye' şarkısı yapmalarından biliyorduk amma velakin bu zırvaları eğitimin bir parçasıymış gibi çocuklarımızın ellerine tutuşturacak kadar ileri gideceklerini ise böylelikle görmüş olduk.

Diyanet İşleri Başkanlığı'na bile bu kadar da olmaz dedirten şeyler olduğu için açılan imam hatip okullarına karşı çıkan, bu tür yerler dine yönelimi arttırsa bile ahlaki seviyeyi düşüren konuma geldiği söylenilmek zorunda kalındı.

Eğitimin niteliğini bu denli aşağılara çeken bir iktidar döneminde üniversiteler serbest bırakılacak değildi ya, elbette üniversitelerin de başlarının bağlanması ve AKP iktidarına hizmet eder hale getirilmesi gerekirdi. Baskı ve yıldırma yöntemlerinin yetersiz kaldığı düşünülmüş olmalı ki, bir OHAL kararnamesi ile üniversite öğretim üyelerinin işine son veriliverdi. Kimi dünya çapında profesörlerimizin bile dünyanın saygın üniversitelerinde ders vermelerinin önünün kesilmesi için onlara yurtdışına çıkış yasağı kondu. Neymiş efendim bunlar teröristmiş ve hatta Fethullahçıymışlar bu yüzden de görevlerinden atıldıkları yetmiyormuş gibi bir de kendilerine yurtdışına çıkış yasağı konmuş.

Neyi ne kadar tartışırsak tartışalım bizce bir değeri yok. İktidarı ellerinde bulunduranlar devlet adına kendi yurttaşlarını kapının önüne koyarak açlığa mahkum etmek gibi kindar ve insani olmayan bir yolu seçiyorlarsa bu ülkenin yurttaşları olarak bizler de hiç kuşku yok ki hem çok yürekli olmalıyız hem de bu iktidarın getirmek istediği ne varsa üzerinde kırk kez düşünerek ipliğini pazara çıkarmalı ve karşı çıkmalıyız.

Yaşadıklarımızı bir bir gözden geçirdik ve gördük ki, ülkemizde işler gerçekten de kötüden de kötü. İktidar yaptırımlarını çok daha ileri götürmek ve kendi deyimleriyle yurttaşlarının bileğine pranga vurmak için bir anayasa değişikliğini meclisten geçirip halkın oyuna sundular. Hepimiz 16 Nisan günü sandık başına gidecek ve iktidarın anayasa değişikliğine ya 'EVET' ya da 'HAYIR' diyeceğiz. Eğer 'EVET' oyu fazla çıkar ve bu anayasa değişikliği gerçekleşirse buradan ilan ediyorum ki bu ülkenin insanları değil pranga ölümlerden ölüm beğenmelidir. Çünkü AKP ve saray iktidarının şiddeti ve yaptırımları bu kadar ağır olacaktır.

İşte bu yüzden, AKP ve saray iktidarı ile birlikte davranan Bahçeli'ye izin vermemeli ve bu değişikliğe ezici bir çoğunlukla 'HAYIR' demeliyiz.

Yoksa atı alan Üsküdar'ı geçmiş olur.

Biline…