turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HALİNİZ HAL DEĞİL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 ŞUBAT 2017

Her biriniz bir başka alemsiniz. Neler yazıyor, neler söylüyorsunuz belirsiz. Bir başka deyişle çizmeyi iyice aşmışsınız yani. Bu arada çok da akıllı taraftarlara sahipsiniz. Bakın Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili Cevdet Kayafolu nasıl bir twit atmış ve "Sandıkta hayır diyecekler, PKK ile aynı muameleyi göze alıyorlar demektir. Küsmece yok." demiş.

Şimdi siz böyle bir twit atan bir savcının neler yapabileceğini hiç aklınıza getiriyor musunuz? Bu anlayışta biri Antalya ve yöresinde yurttaşlara tuzak kurmaz da ne yapar? Böylesi kişileri yargıya doldurup sonra da yargı sistemi hakkında eleştiri yapanlara karşı olmadık suçlamaları yapanlar acaba ne yaptıklarının biraz olsun farkında mıdırlar? Hoş zaten ülkenin birçok yerinde insanlar Fethullahçılıktan olmazsa PKK'dan ya tutuklanıyorlar ya da işlerine son veriliyor. Bunların içinde 330 akademisyen de yok mu?

Yargı AKP iktidarı ile birlikte ne hallere getirildi. Dün yargıda yurttaşlara Fethullahçı yargı mensupları kumpas kuruyorlardı, bugün ise AKP yandaşı olarak yargının çeşitli kademelerine getirilen kimseler kuruyor. Yani ortada değişen bir şey yok. Ha kel Ali, ha Ali kel.

Bakın, Mersin AKP Gençlik Kolları Başkanı Hasan Baki ne herzeler yumurtlamış: "Keşke olmasaydı" diyen Baki, "birisinin babasının ve kendisinin doğum yeri Selanik ise Selaniklidir. Kimse Türk, Atatürk demesin. Orijinal Yunanlı yani. Zaten benzemiyor Türke. Tarih yazıyor, İslam devrimi geliyor."

Bu nasıl bir insanlıktır, bu nasıl bir inanıştır ki, bu denli densizleşen insanlar her fırsatta dinin arkasına sığınıp Atatürk'le ilgili böylesine haddini bilmez sözler edebiliyorlar? Bu tür sözler ülkeye düşmanlık duyulmasının yanında aynı zamanda da nefret suçudur. Gördüğünüz gibi bu Hasan Baki gibilerden daha AKP içinde on binlerce insan var. Bu durumda da bunların attığı her adım ülkemiz ve ülke insanlarının hayrına olmayacağı çok açıktır çok.

Bir de Milli Eğitim Müdürü Zekeriya Çamlıbel diye birisi çıkmış o da diyor ki; Ya Osmanlı torunları olarak sahaya ineceğiz, ya 90 yıl daha sürüneceğiz."

Bu kişiye ne denebilir ki? Anlaşılan bu kişi de dini bütün biri olmalı ki cumhuriyete karşı bu denli nefret ve kin besliyor. Madem öyle yeri gelmişken yazalım, İzmir İşgal altındadır. Mondros Mütarekesi sonrası Osmanlı orduları silah bırakmıştır. Yunanlılar İzmir'e asker çıkarırlar. Aydın'a doğru ilerlerler. Bunun üzerine o zamanın Denizli Müftüsü çıkar bir konuşma yapar. Konuşması şu minval üzerinedir. Osmanlı Mondros Mütarekesi sonrasında silah bıraktı. İzmir işgal edildi, Yunan gelip Aydın'a dayandı. Denizli'ye de gelecekler. Tamam, silahımız yok, silahımız yoksa elimize ne geçirirsek, taş, sopa ile işgalcilere karşı koyacağız. Ben sizi direnişe çağırıyorum. Kuvayı milliyecilerle birlikte mücadeleye çağırıyorum diyor.

Bir müftünün ağzından bu sözleri aktardıktan sonra şimdi size soruyorum Zekeriya mısınız neysiniz? Torunu olduğunuzu söylediğiniz Osmanlının pürmelâli budur. Karşı çıktığınız cumhuriyeti kuranlar ise hem ülkeyi işgalden kurtarmışlardır hem de cumhuriyeti kurmuşlardır. Hani sürüneceğiz diyorsunuz ya sürünün Bay Zekeriya sürünün.

Bu örnekler sadece birkaç örnekten ibaret. Daha basına sızmayan bilmediğimiz ne örnekler vardır ne örnekler. Ancak öyle görünüyor ki, AKP ve saray iktidarı ile birlikte Bahçeli ve çevresi anayasa değişikliği için EVET - HAYIR oylaması yapılıncaya kadar kim bilir ne herzeler yumurtlayacakladır, bunları da nasıl olsa göreceğiz, duyacağız, okuyacağız.

Ancak onlara meydanı asla boş bırakmayacağız.

Halkımızın 'HAYIR' oyu vermesi için elimizden geleni yapacağız ve de sürünmek isteyenlere sürünme hakkı tanıyacağız.