turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KARŞI ÇIKAN GAFİLLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 ŞUBAT 2017

Recep Tayyip Erdoğan'a dediğimiz gibi Gaziantep Valisi yasağı kaldırmakla kalmadı bir de kamu çalışanlarını da seferber ederek mitinge katılmaları sağlandı. Elbette bu kadarı yetmezdi Suriyeli göçmenlerin de mitingte boy göstermesi gerekirdi, o da yapıldı. Elazığ'da olduğu gibi Recep Tayyip Erdoğan bu mitingini de 'toplu açılış' adı altında milletin parasıyla gerçekleştirdi. Üstelik anayasa değişikliğini savunacak bir şey bulamadıkları için Erdoğan 'HAYIR'cılara, "yalan söylüyorlar" diyerek sözümona yanıt vermiş oldu.

Kafalarda bir değişiklik yok. Bu ülkenin insanlarının önüne hâlâ türban konusu getirilerek kandırılmak isteniyor. Neymiş efendim, yürütme yetkisi tek elde toplanmazsaymış işler yürümez çatışma olurmuş. Bir zamanlar Merkez Bankası'nın başına Mehmet Şimşek'i getirmek istemişmiş de Ahmet Necdez Sezer atama kararnamesini imzalamamış. Bunun üzerine Sezer'e diyesiymi ki, "siz onun kararnamesini eşi başörtülü diye imzalamıyorsunuz ama onun eşi yabancıdır, türbanlı da değildir. Hiç böyle olur muymuş, görüldüğü gibi yürütme çift başlı olarak işlerini yapamazmış."

Hani derler ya kışın kıyametin ortasında yalan söyleyeceksen hiç değil çırılçıplak söyleme. Bu sözleri söylüyor ya Erdoğan kesinlikle doğru değildir. Doğru değildir çünkü öyle olsaydı Ahmet Necdet Sezer, Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın da atanma kararnamesini imzalamazdı. Sizin anlayacağınız Recep Tayyip Erdoğan dahil bir dikta anyasasını savunacak durumda olmadıkları için halkın gözünün içine baka baka başka şeylerden medet umar hale geldiler.

Aynı teraneyi Başbakanlık koltuğunda oturan Binali Yıldırım'dan da dinlemeye devam ediyoruz. Aman efendim ne büyük sözler lutfediyor ve de bizleri ne güzel aydınlatıyorsunuz. Siz olmasaydınız vallahi de billahi de cahil kalacaktık. O da tutturmuş bir gemide iki kaptan olmayacağını söyleyerek yetkilerin bir tek Recep Tayyip Erdoğan'da toplanmasını savunuyor aklınca. Oysa adamın gemi filoları var, var olmasına da gemicilikten anladığı söylenemez. Öyle ya kendisi Erzincanlıdır, kaptan meselesini de ancak bu kadar bilmekte ve de sık sık bu sözü ağzına sakız edip söyleyip durmaktadır.

Madem böyle bir anayasa hazırladınız, bunları söyleyeceğinize ya çıkın madde madde bu değişiklikler ülke yararına şu şu iyilikleri getirir diyerek savunsanız ya savunabilirseniz. Savunamazsınız beyler savunamazsınız. Getirdiğiniz 18 maddelik anayasa değişikliğinin bir tanesinin bile cumhuriyetle yönetilen ve demokrasinin işlediği bir ülkede olamayacağını sizler de çok iyi bilmektesiniz. Eh tabi bu durumda; biz bu anayasayı çıkarırsak din devleti kuracak, bize muhalefet eden herkesi susturacağız da diyemeyeceğinize göre çıkıp ucuz ve altı boş sözlerle milleti kandırmanın en doğru yol olduğunu düşünüyorsunuz. Bu yüzden de 'HAYIR' oyu vereceklere "hain" diyor, 'HAYIR'cıları PKK'ya yapılacak muamele ile korkutmaya çalışıyorsunuz. Olmadı uçbeyi olarak kullandığınız bazı AKP'liler aracılığı ile yığınları içsavaşla tehdit etmekten de geri kalmıyorsunuz.

Gördüğünüz gibi bu kez baltayı taşa vurmuş durumdasınız. Eğer oyları sandıkta çalmakta dahil bir sürü Alicengiz oyunlarına başvurmazsanız asla 'HAYIR' oylarını geçemeyeceksiniz.

Ha evet, bir de sağınızda mırıltılarını duyduğumuz Bahçeli'nin MHP'si var. Artık elinde ne kalmış ne kadar MHP ise onlar da kalkmışlar Atatürk'le Recep Tayyip Erdoğan'ın resmini toplantı salonuna yanyana asıp bağırıp çağırıyorlar. Ne olacakmış, vatan için, millet için, Türklük için 'EVET' diyeceklermiş. Tabi deyin efendiler. Deyin ki dün Recep Tayyip Erdoğan için özellikle de 17-25 Aralık yolsuzlukları ile ilgili söylediğiniz sözleri Recep Tayyip Erdoğan hafızasından siliversin. Yoksa maazallah, Diyarbakır'da tam da sizleri kast ederek söylediği sözlere geri dönerse ne yaparsınız değil mi? Böcek gibi ezilirsiniz böcek. İşte o zaman Bahçeli yanında ne vatan, ne millet, ne de Türklük için sözlerini sarfedecek bir tek nefer bile bulamaz.

Ama ne gam bir kez ram olduğu saray kendisine "Devlet adamı" demiş ya; onlar da dımdızlak kaldığında Bahçeli'yi "devlet adamlığı" nişenesi ile taltif eder, Bahçeli de artık bu nişaneyi kimlere bırakırsa bırakır. Adam canım Bahçeli'nin nişaneyi kime bırakacağı bizi ne ilgilendirir, kime bırakırsa bıraksın. Sonunda nişanesi nasıl olsa paslı tenekedir o kadar.

Şunun şurasında sandığa 55 gün kaldı.

Memlekete hayrı dokunmayanların 'HAYIR' oyları ile selevatlanacakları günler de gelecek nasıl olsa.