turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ALIN SİZE TÜRKİ CUMHURİYETLER'DEN BİR ÖRNEK DAHA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 ŞUBAT 2017

Dün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in eşini Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı yapması ile ilgili düşüncelerimizi yazmıştık. Bugün ise Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov ile ilgili düşüncelerimizi yazacağız.

Biliyorsunuz bunlar kendilerini öyle bir noktada görüyorlar ki kendilerinin dışında kalanlar tebaa ya da kul köle konumundalar. Bu yüzden de uluslararası ilişkilerde bu tür ülkeler sık sık komik duruma düşerler.

Geçen yıl Alman Başbakanı Merkel Türkmenistan'ı ziyaret etmiş ve iki lider basının önüne çıkmışlar ve tam o sırada Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov suyunu değiştirmiş, değiştirdikten sonra da "Almanlara güven olmaz" deyivermişti. Yarattığı şaşkınlık bir yana düştüğü komik durumu da belirtmemiz gerekir. Dünkü yazımızda da dile getirdiğimiz gibi diktatör yetkileriyle donatılmış yöneticilerin kimi zaman ülkelerinin başına felaketler açabilecekleri gibi sık sık da komik duruma düştüklerinden söz etmiştik.

İşte bu kez benzer bir duruma Türkmenistan'da da rastlamış olduk. Neymiş efendim Gurbanguli kitap yazmışmış. Bu yazdığı "Çay - melhem ve İlham" kitabı yazdığı 25. Kitabıymış. Nasıl bir kitap olduğunu sanırız kitabın isminden de anlamışsınızdır. Ancak benim dile getirmek istediğim şey tabiki de içeriği ile ilgili değildir. Daha çok Gurbanguli'nin kitabını alanların ne duruma düştükleri ile ilgilidir. Koca koca adamlar kitabı ellerine alır almaz öpüp öpüp başlarına koymaktadırlar. Bu ne büyük saygıdır diyeceğim ama kesinlikle bu tür hokkabazlıklar ve yalakalar duydukları saygıdan dolayı bu tür komiklikler yapmamaktadırlar. Ortaya çıkan görüntü daha çok tepedeki adamın ortaya saçtığı korkudan ileri gelmektedir. Korku duyulan kişilere böylesine içtenlikten yoksun yalakalıklar yapılır yapılmasına da en küçük bir ayak sürçmesinde ise tepesine binilip dalga geçilir. Çünkü bütün diktatörlerin yazgısı bence böyle bir sondur.

Yazdığı kitaba bakın bir. Çay hem yaralara merhemmiş hem de ilham verirmiş. Çocukluk düzeyinde bir yaklaşım. Ne derler? "Eller aya biz yaya." Türkmenistan halkını yaya bırakanlar kalkmışlar çayda ilham arıyor olmalılar. Vallahi ne diyeyim modern çağda ve bilimin insanlığı ileri taşıdığı günümüzde tek adamlık biz Türklere iyi gelmiyor. Her ne kadar bazıları bizim tarihimizde de tek adamlığın önemli yerinin olduğunu söylüyorlarsa da geçmiş tarihle bugünün koşulları aynı değil. Bir Hakan düşünün çevresine topladığı obasıyla, şunuyla bunuyla bir bütün olarak yaşamak zorunda. Düşmana birlikte karşı koyup birlikte saldıracaklar. Elde ettiklerini ise gereksinime göre paylaşacaklar ki Hakan'ın adaletsizliğinden kimse kuşku duymasın. Maazallah bir kuşku duyarsa ortada ne savaşacak kimse kalır ne de birlikte davranıp birlikte yazgılarını yazanlar. Sizin anlayacağınız tuzla buz olurlar.

Yeryüzünde üretim ilişkileri değişmiş. Barbarlık dönemi şu bu derken insanlık kapitalist üretim ilişkilerini yaşamaya başlamış. Kapitalizmin adaletsizliği ve demokraside yaya kalmasıyla da birlikte insanlık sosyalizm yolunda 1917 Büyük Ekim Devrimi'ni gerçekleştirmiş. Sosyalizm, insanlığın bir kurtuluş umudu olarak sahneye çıkmasıyla birlikte de kapitalist/emperyalist dünya sosyalizmin ve Sosyalist Sistem'in yıkılışı için her şeyi ama her şeyi denemiş. Başarmış da. Başarmış olmasına karşın da insanlığın kurtuluş isteğinin ateşini söndürememiş, bugün yeryüzünde milyonlarca insan sosyalizmi bir kurtuluş olarak görmekte ve uğruna mücadele etmektedir.

Böylesine hızlı değişimlerin yaşandığı bir dünyada ise her nasılsa bir coğrafya parçasında devlet olarak kalabilmeyi başaran Türki Cumhuriyetleri gibi ülkelerde yönetenler böylesine komik durumlara düşmektedirler ki bunlar için ne söylesek azdır, ne yazsak yetersizdir. Kendi halkına küçücük bir hayırları dokunmayanlar, halkın açlık ve sefalet içinde yüzmesi karşısında kılları bile kıpırdamayanların yaşamları peri masallarındaki yaşamlara taş çıkartıyor niyeyse.

Kendilerini bilmem ne sananlar şu olsun deniyor oluyor, bu olsun diyorlar o da oluyor. Özetle bir tantana, bir curcuna hali ki böyle bir ortamda Demokrasinin D'sinden bile söz edemezsiniz.

Önceki gün İlham Aliyev'in eşini Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Yapmasını FOX TV'de Fatih Portakal eleştirdiği için Azerbaycan'da FOX TV'nin kablolu yayınları durdurulmuş. Nasıl da bizdekine benziyor değil mi? Yöneticilerin hukuk mukuk tanıdıkları yok. Beğenmiyorlarsa bir şeyi halledin deniliyor hallediliyor. Hukuk nerede diye aklınıza geliyorsa gelmesin. Çünkü hukuku da bu tür diktatör kılıklılar kendilerine bağlamışlar. Yani hukuk dediğiniz şey prangalanmış.

Sözü uzatmanın yararı yok. Aslına bakarsanız olup bitenlerle ilgili çok bile söyledik. Çok söyledik çünkü bunlar bu eleştirileri bile hak etmeyecek düzeydeler o kadar. Bizim ülkemizde de onca demokrasi denemesinden sonra gelinen nokta ne yazık ki aynı. Recep Tayyip Erdoğan ne istiyorsa yapabiliyor. Hukukun işlerliği falan kalmadı. Baktılar Recep Tayyip Erdoğan'ı engellemesi gereken hukuk işlevsiz kalmış, hemen birileri harekete geçip "madem Recep Tayyip Erdoğan hukuku takmıyor, bari biz yaptıklarına hukuki kılıf uyduralım" dediler ve sözü edilen anayasa değişikliği hazırlandı. 52 gün sonra hazırlanan anayasa değişikliğini ret veya kabul etmek için sandık başına gideceğiz.

Gideceğiz de sandık başına gitmeden önce aklımızı bir berraklaştıralım. Bizde de İlham Aliyevler, Gurbanguliler isteyenler varsa onlar gidip 'EVET' desinler önemi yok.

İstemeyenlere gelince öyle çoğunluktayız ki 'HAYIR' konusunda kafamız çok duru çok.

'HAYIR' diyeceğiz ve İlham Aliyev, Gunbanguli anlayışına da komikliğine de ülkemizde geçit vermemiş olacağız o kadar…