turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DAVUL-TOKMAK YA DA KUNDAKÇI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 ŞUBAT 2017

Bizler Recep Tayyip Erdoğan'ı Türk Tipi Başkan yapacak mıyız yapmayacak mıyız tartışırken Erdoğan nasıl bir başkan olacağını ilginç bir benzetmeyle açıkladı bile. Neymiş efendim, bundan böyle davul da, tokmak da bir kişinin elinde olacak, o kişi de bize ahenkli havalar çalacakmış. Hem bütün yetkilerin tek kişinin elinde toplanması demek; aynı zamanda da bazı kargaşaları ortadan kaldırır kavga dövüş çıkmasını engellermiş.

Peki, bir ne diyoruz?

Yetkilerin bir kişinin elinde toplanması tehlikelidir. Her şeyin bir kişiden sorulması ve de o bir kişinin istediği gibi kararlar alıp uygulaması içinden çıkılması olanaksız felaketler yaratabilir. Ülkeyi istediğinde kararnamelerle yönetebileceği gibi savaşa sokmak da dahil önüne geçilmesi olanaksız pek çok karara imza atabilecek, ülkede işlemeyen bir yargı sistemi sonucu ülke tam anlamıyla bir kargaşaya sürüklenip yargıdan umudunu kesen herkes kendi adaletini kendisi sağlamaya kalkışabilecektir. İşin daha da kötü yanı böyle bir yönetimde demokrasiden söz etmenin de olanağı olmadığından yurttaşlar demokratik hak ve özgürlüklerini kullanamaz hale; yani kul köle mertebesine düşerler ki işte bu yönetim şeklinin adı kim ne söylerse söylesin faşizmdir, diktatörlüktür, padişahlıktır.

Yapılan anayasa değişikliği bazılarının gözümüzün içine baka baka; "ülkenin bekası ile ilgilidir" demesi de öyle yenilip, yutulup, sindirilecek bir şey değildir. Çünkü ülkenin bekası söz konusuysa bunun için alınacak önlemler de mevcuttur. OHAL'den sıkıyönetime kadar başvurulacak yollar vardır. Diyelim ki bu da yetmedi ille de anayasa değişikliği gerekiyor, o zaman da kalkarsınız sözünü ettiğiniz değişikliği geçici anayasa maddesi olarak ilan edersiniz olur biter. Yani değerli yurttaşlar bu koskoca yalan olay ve olgulara Bahçeli'nin gözüyle bile bakılsa toz zerreciği kadar değeri yoktur. Ülkemizin geleceğini karartmaya yöneliktir. Bu konuda da Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve Bahçeli el ele vermiş bulunmaktadırlar.

15 yıllık AKP ve saray yönetiminde Türkiye'nin getirildiği nokta ortadadır. Anayasa değişikliği yapılmadan bugün böylesine büyük tehlikeleri yaşıyorsak, anayasa değişikliği gerçekleştiğinde kim bilir neler yaşayacağız akla getirmek bile tüyler ürperticidir. Gazeteciler içerdedir. Bugün birçok gazeteci niye içerdedirler bilmemektedirler. Çünkü onları neyle suçladıklarını iddia makamı daha kaleme bile almış değildir. Akademisyenlerin görevlerine son verilmiş, üniversitelerinin kapısının önüne konulmuşlardır. Hukukun işlediği bir ülkede hiçbir tasarruf bu denli hoyratça kullanılamaz. Diyelim kullanıldı, eğer ülkede bağımsız yargı söz konusuysa bu hoyratlığa izin vermez ve de kimse mağdur edilemez.

Ancak ülkemizde iktidar ne diyorsa o yapılmakta, yargı adalet dağıtan kurum olmaktan çıkarılmış bulunmaktadır. Bugün bile davul da, tokmak da sadece Recep Tayyip Erdoğan'ın elinde bulunduğu için yaşadıklarımız gerçekten de içler acısı bir durumdur. Hele bu fiili durum bir de yasal kılıfı ile işlemeye başlarsa siz o zaman görürsünüz Hanya'yı da, Konya'yı da. İşte o zaman Davulun da, tokmağın da kendi elinde olmasını isteyen kişi; bir davuluna, bir kasnağına vurduğu zaman bütün ülkecek ne oyunlar oynarız artık hep birlikte yaşar görürüz.

Mehmet Ali Aligül isimli bir külhan elinde benzin bidonu gitmiş Müjdat Gezen Kültür Merkezi'ni bir güzel kundaklamış. Polis biraz araştırmayla da kendisini yakalamış. Sonra yargı önüne çıkarılmış. Bir de ne görelim kundakçı yargılanmak üzere serbest bırakılmaz mı? Eh adam bu kadar rahatken, yargıç onu serbest bırakmışken duracak değil ya, o da incilerini başlamış döktürmeye. Neymiş, sarhoş falan değilmiş. Vatan, millet duygularıyla gidip yakmış Kültür Merkezi'ni. Bu kişinin elinde silahla çektirdiği resimleri de internetten paylaşmış olması cabası.

Şimdi biz kalksak, kundakçılık gibi çok ağır bir suçu işleyeni serbest bırakan yargıç için "sen nasıl yargıçsın, sen mi adalet dağıtacaksın hadi ordan" desek zülfüyare mi dokunmuş oluruz. Olsak da olmasak da söylüyoruz; "Sayın yargıç biz seni tanımayız, etmeyiz. Siz en iyisi gidin tıpkı 'Havuz Medyası' patronları gibi bir işe soyunup orada ne yaparsanız yapın ama yargıçlığı bırakın çünkü yargıçlık sizin işiniz değil.

Son söz; son zamanlarda PKK eylemleri ile ilgili yeniden tevatür laflar dolaşmaya başladı. PKK oylama tarihine doğru şiddet eylemlerini arttıracak, 'EVET' oylarının artmasına hizmet edecekmiş. Haziran seçimlerinin arkasından artan şiddet eylemleri kime hizmet etmişse yine tırmandırılacak şiddet eylemleri de ona hizmet edecekmiş. Viranşehir eylemini böyle okumak gerekirmiş. Hem bu tür eylemlere karşı olan HDP milletvekillerinin bazıları bilinçli bir şekilde içeri alınmış. Selahattin Demirtaş da bu isimlerden biriymiş. Derin devlet çoktan harekete geçmiş bile. Malum AKP iktidarı bu konuda bayağı mahirdir de…

Daha ne diyelim ki; eğer 'HAYIR' deyip bunları durdurmazsak bilelim ki bunlar ülkenin başına daha çok çorap örerler çok.