turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DARBE MAĞDURLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 ŞUBAT 2017

Sade inananlar için hiçbir diyeceğim yoktur. Ancak şu dinci imancı kesim yok mu bunları yavuz hırsız örneğindeki hırsıza bile pabucunu ters giydirirler. Ele atmadıkları ne bir kurum kalmıştır ne de keyfi davranışlarının sınırı söz konusudur. Yazılı ve görsel basını ele geçirmek için kurulan kumpaslar hepimizin gözleri önünde cereyan etmektedir. Yöntemleri ya yazılı ve görsel basını 'Havuz Medyası' örneği ele geçirmektedirler ya da teslim olmaya zorlayarak el koyma yoluna gitmektedirler.

Öteden beri uğraştıkları bizlerin de zaman zaman merkez medya diye söz ettiğimiz ancak merkez medyalığı kalmamış olan Aydın Doğan'a ait yazılı ve görsel basını susturmak için iktidar çevreleri ve onun destekçileri büyük bir çaba içindedirler. Yöntemleri bilinen yöntemler olmasına karşın yine de yığınlara olup bitenleri yutturmakta bayağı becerililer. Bildiğiniz gibi AKP iktidarı Aydın Doğan ile uzun zamandır uğraşmaktadır. Öyle ki bu yüzden Doğan Grubu'na vergi cezası bile kesilmiştir. Böylesine yüksek bir tutarın vergi cezası olarak kesilmesi ise hiç kuşku yok ki, hangi gruba böyle bir yaptırıma kalkışılsa ayakta kalması kolay değildir. Burada bir konuyu daha atlamadan geçmemek gerek.

Bildiğiniz gibi Doğan Grubu'na vergi cezası kesildiğinde Recep Tayyip Erdoğan bu cezayı savunmuş, yıllar önce Amerika'da adı sanı çok bilinen Al Capone'ye de ABD'de vergi cezası kesmiştir bundan ne var diyerek sorulan sorulara yanıt vermiştir. Ne var ki burada söylenecek söz şudur; Doğan Grubu kapitalist sistemde olağan ve saygın görülen bir iş adamıdır. Al Capone ise gelirini gayrimeşru olarak elde etmiş bir mafya lideridir.

Yalnız burada göz ardı edilen bir şey vardır. AKP iktidarı ve sarayın Doğan Grubu'na karşı çekilen operasyonda başarılı olduğu da bir gerçektir. Çünkü Doğan Medya Grubu'nda pek çok gazeteci işten atılmış, AKP ve doğrudan Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyen kişiler yönetim katına getirilip oturtulmuşlardır. Bu saatten sonra da Doğan Grubu'nun ister yazılı ister görsel basınında iktidarın bilgisi ve de oluru olmadan önemli sayılacak herhangi bir haberin yayınlanmasının da olanağı kalmamıştır.

Hepinizin bildiği gibi Hürriyet'te Hande Fırat 'Karargah Rahatsız' haberini yapmıştır. Böyle bir haber yapılıyorsa iktidarın ve de sarayın haberinin olmamasının olanağı yoktur. Yani diyebiliriz ki, sözü edilen haber sözünü ettiğimiz kesimlerin bilgisi dahilinde yapılmıştır ve de AKP ve saray iktidarı bu haberden kendi yararına yani anayasa değişikliği oylamasında nasıl 'EVET' oylarını arttırırımın hesabını yaptığı için bu haber bilinçli olarak yapılmıştır. Nitekim haberin sonrasında tartışmalar büyük boyutlar kazanmış, AKP ve saray meddahları harekete geçerek Aydın Doğan için neler söylemektedirler neler. Kimileri o kadar ileri gitmişlerdir ki, Aydın Doğan'a 'karargah yalatmaktan' bile söz eden laflar savurmaktadırlar.

İktidar çevreleri ise hemen tartışmaya dahil olmuşlar, her biri darbe karşıtı bir kağnı laf ederek bir kez daha yığınların gözünü boyayarak mağduru oynayıp 'EVET' oyunun arttırmanın hesabını yapmaktadırlar. Darbe sonuçlarından yarar umanlar gibi adresi belirsiz sözler ederek sağa sola sataşıp durmaktadırlar. Ancak darbeden her dönemde mağdur olmayan bir kesim vardır ki o da bu din alıp din satan kesimlerdir. Ayrıca 15 Temmuz tarihinde Fethullahçıların darbe girişimi niyeyse AKP ve saray iktidarını mağdur etmemiş kendilerine bir 'Allah'ın lütfu' olarak görülmemiş bir yarar sağlamıştır. Bütün bu gerçeklere karşın yine de bu iktidar mağdurları oynayıp sonuç almaya kalkışmaktadır.

12 Mart, 12 Eylül faşist darbeleri de dahil bunları değil mağdur etmek tersine daha da bir gümrahlaşıp serpilmelerini sağlamıştır. Bugün sözünü ettiğimiz iktidarı tabiki de parlamenter sistem kesmemektedir. Bu yüzden de halk oylamasından 'EVET' çıkarmak için her yola kolaylıkla başvurmaktadırlar. Son barzani ziyaretinde bile takınılan kimi tutum ve davranışlar Kürt kökenli yurttaşlarımızın oylarını almaya yöneliktir. Sözde Bahçeli hassasiyetini bile gözetmemiş olan bu iktidarın attığı her adım ülkemizi karanlığa sürükleyecek adımlardır.

Dün Yunanistan küçük küçük adalara bayrağını dikerken hiç sesini çıkarmayan bu iktidar son olarak Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın da olduğu bir Kardak turistik gezisi yapmış, sonrasında ise alttan alta başlatılan ve yukarı doğru çekilen kontrollü gerginlik havaları ile milliyetçilere mesaj verilme yoluna gidilmiştir. Eğer Bahçeli Beka olayını doğru anlamış olsaydı ülkeyi beka sorunu ile karşı karşıya bırakmış bir iktidarı desteklemek için Beka sorunu uydurmasına kalkışmazdı. Kalkışmazdı çünkü dünde bugün de eğer ortaya bir beka sorunu çıkmışsa bilinmeli ki bu sorunu yaratan iktidarın ta kendisidir. Üstelik beka sorunu üzerinden anayasa değişikliğine 'EVET' denilmesi için oyun içinde olan bir iktidarın tutum ve davranışları ancak ve ancak 'HAYIR' denilerek etkisiz hale getirilebilir.

Yoksa böyle giderse bu ülke daha çok beka sorunu yaşayacak demektir.