turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EVET YOK!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 MART 2017

12 Eylül 2010 anayasa oylamasında ne diyordu Fethullah Gülen? "Mezardaki ölüleri de kaldırıp oy kullanmasını sağlayın." Şimdi aynısını AKP ve saray iktidarı yapıyor hem de yüz misli fazlasıyla. Bugünkü Sabah gazetesine bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Sabah gazetesi Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller, Alparslan Türkeş ve Muhsin Yazıcıoğlu gibi Çiller hariç yaşamını yitirmiş sağ görüşlü siyasetçileri birinci sayfasına taşımış ve "mevcut sistemden onlar da çok çekti" diyerek, onların da 'başkanlığı istediğini yazmış.

Bu konuda en çok konuşan kişi hiç kuşkusuz Turgut Özal olmuştur. Turgut Özal ise başkanlık sistemi olarak Amerika'daki sistemi örnek alarak başkanlığı savunmuş, bugün getirilen başkanlık anlayışıyla benzerliği söz konusu bile değildir. Diğerlerinin başkanlık konusundaki sözleri ise birer tevatürden ibarettir. Türkeş bile başkanlık sisteminden bir kez söz etmiş daha sonra ise düşüncesini değiştirerek parlamenter sistemi savunmuştur.

Ortada AKP ve saray iktidarının getirdiği başkanlık anlayışını savunan bir tek kişinin bile olmamasına karşın AKP ve sarayın 'EVET', 'HAYIR' oylamasında bu sağ görüşlü kimseleri imdada çağırması da neyin nesidir acaba? Gerçekler bütün çıplaklığı ile ortadadır. 'EVET'çiler her şeyi kullanarak getirdikleri padişahlık anayasasını kabul ettirmek istiyorlar. Bu yüzden de bunlarla Fethullah Gülen arasında küçücük bir fark bile bulmak çok zordur.

Ülkenin onca sorunu varken AKP ve sarayın ihtirasları yüzünden şimdi de Barzani'nin gelişiyle birlikte ortaya çıkan bayrak krizini konuşmaya başladık. İşin nereye varıp dayanacağını kestirmek gerçekten de zordur. Zordur diyoruz, çünkü Bahçeli yine bilinen kükremelerine başlamış, iktidara karşı biraz utangaçta olsa sineye çekilmesi zor sözler söylemiştir. Bununla birlikte Bahçeli; "yine de evet diyeceğim" diye sertliği ile örtüşmeyen havasını da devam ettirmiştir.

Şimdi olup bitenlere baktığımız zaman AKP ve sarayın ne pahasına olursa olsun anayasa oylamasından başarılı çıkmak isteyen bir tutum içinde olduğu görülmektedir. Bu yüzden de tıpkı Fethullah Gülen gibi bu iktidar da ölülerden medet umar hale gelmiştir. Çillerin dışında yukarıda isimlerini belirttiğim sağcı politikacılar bugün olmamalarına karşın onların sevenlerinin aklını çelmek için AKP ve saray bu yönde propagandaya başlamıştır.

Hiç kuşku yok ki, durup dururken çok da bir işe yaramayacağı belli olan Barzani'nin Türkiye'ye gelişini de manidar olarak kabul etmek gerekir. Bu konuda ileri sürülen bazı yorumların da hiç kuşku yok ki altı boş değildir. AKP ve saray Kürt kökenli seçmenlerin oyunu almak için yeni bir tezgah peşindedir. Bu yüzden de Barzani'ye bağımsız bir devlet yöneticisine gösterilen tavır gösterilmiş bu yolla Kürt kökenli yurttaşlarımızın oyunun alınabileceği düşünülmüştür.

Öyle sözü dolaştırmaya gerek yoktur. Eğer AKP ve saray Bahçeli'nin zıplamayacağını bilseler, geçmişte başlatıp sürdürdükleri Kürt sorunun çözümü ile ilgili her şeye yeni baştan dönmeye hiç düşünmeden karar verirlerdi. Bu yüzdendir ki AKP ve saray sorunu doğrudan ele almak yerine dolaylı bir yol izleyerek Kürt kökenli yurttaşların oylarını nasıl alabileceğinin hesabını yapmaktadır.

Demek oluyor ki AKP ve saray iktidarı getirdiği anayasa değişikliğinin kabul edilmesi için aklımıza ne geliyorsa yapmaktan çekinmeyecek ve hatta ülkenin geleceğini tehlikeye sokacak adımlar bile atabileceği gibi ülkeye ağır bedelleri olacak kimi adımlar atmaktan da çekinmeyecektir. Ancak kabul edelim ki AKP ve saraydaki durgunluk da gözle görülür bir haldedir. AKP'li bakanlar ve milletvekillerinin sahaya çıkıp halktan oy istemeye yüzleri bile yoktur. Bazı örneklerde gördüğümüz gibi bazı bakan ve milletvekilleri halkla temasları sırasında bozguna uğramakta, gittikleri yeri terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Mevlüt Çavuşoğlu'nun durumu buna en canlı örnektir. O mevlüt Çavuşoğlu ki bu yüzden AKP'li bakan ve milletvekillerine halkla birebir temastan kaçınmaları telkininde bulunmak zorunda kalmıştır.

Çünkü Mevlüt Çavuşoğlu biliyor ki birebir temaslarda ister bakan ister milletvekili olsun zora düşmekteler bu da 'EVET' oyu isteyen çevreleri panik havasına sokmaktadır. Zaten AKP ve saray çevresinde düşük olan moralin daha da düşeceği hesaplandığı için zevahirin kurtarılması en iyisidir diye düşünülmektedir.

Sonuç olarak AKP ve sarayın padişah anayasasının oylanmasına 45 gün kalmıştır. Kalan süre içinde görünen durum şudur; 'EVET' oyları yükselmek yerine daha da aşağılara inmekte, bu yüzden de 'EVET'çilerde büyük bir panik havası yaşanmaktadır.

EVET yok!

Bu çevrelerde panik var!

Panik var!

Panik varrrrrr!