turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


'EVET'ÇİLER TOZUTTU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 MART 2017

Devletin olanakları ve OHAL'i arkalarına alan AKP ve saray hiçbir konuda sınır tanımadığı gibi anayasa halkoylaması için yapılan propaganda da sınır tanımıyor. AKP ve saray iktidarı; Recep Tayyip Erdoğan'ın şiir okuyup ceza aldığı şiirde olduğu gibi minareleri süngü, kubbeleri miğfer, camileri kışla, camilere ibadete gidenleri de asker yapma deneyimi içindeler. Camilere asılan 'EVET' propaganda afişleri yetmemiş olacak ki bu kez de cami avlusuna masalar attırıp ses tesisatı kurarak Sağlık Bakanı Recep Akdağ Trabzon'da alıyor eline mikrofonu ve başlıyor propaganda yapmaya.

Ülkenin içine düşürüldüğü tehlike yetmiyormuş gibi tek adamın hükümranlığına anayasa kılıfı giydirmek isteyenlerin sınır tanımaz uygulamalarına halkımız tanık oldukça bunlardan daha da sıkı sıyrılmasına karşın, bunlar yine de bir yolunu bulup halkoylamasında 'EVET' sonucu çıkarmak istiyorlar. Tabi bütün bunları yaparken de bütün diktatörlük rejimlerinin düştüğü komiklikten de yakalarını bir türlü kurtaramıyorlar.

Sinop'ta konuşan Başbakan Binali Yıldırım aynı anda Bartın'da kurulan sistemle dev ekrandan Bartınlılara da seslenmeyi ihmal etmiyor. Sizin anlayacağınız ülkenin bütün kaynakları bu savruk iktidarın emrinde ve bu diktatörlük heveslilerine hizmet ediyor. Hani sormak isteriz; bu propagandayı yapan AKP Genel Merkezi'ne bu işin faturası nedir bilmek istiyoruz. Bu konuda saray zaten her türlü denetimin dışında kalıyor. Oh ne âlâ adamlar hiçbir riske girmeksizin bizi yine bizim olanaklarımızla köleleştirmek istiyorlar. İşin komik yanı da şu. Hani Başbakan Binali Yıldırım Bartın'da da konuşacak ya güvenlik güçleri olağanüstü tedbirler almışlar. Yüksek binaların tepelerinde keskin nişancılar ellerinde silahlar olası bir tehlikeyi savuşturmak için parmakları tetikte bekliyorlar. Oysa Bartınlıların karşısında dev ekranın dışında korunacak kimse yok.

Bildiğiniz gibi iktidarın hiçbir ferdi öyle halkın içine karışarak halkla teması göze alamıyorlar. Yanlarında bir koruma ordusu ile ancak çıkabilme yürekliliği gösteriyorlar. Bir yerden bir yere gitmeleri de uzun konvoylarla oluyor.

Yollar kesiliyor, araçlar bir telaş içinde sağı solu neredeyse taciz edercesine geçip gidiyorlar. Kısaca söylemek gerekirse 'EVET' oylaması için su gibi para harcıyorlar da hiçbir merci bunlara bu değirmenin suyu nereden geliyor diye soramıyor. Soramıyor çünkü bu tür denetimleri yapan kurumlar etkisiz hale getirilmiş durumda.

Eh bunların görüntüsü bu iken 'HAYIR' çalışmaları yapanların durumu ne alemde bir de ona bakalım. CHP dahil; 'HAYIR' çalışması yürüten her kuruluş ve kişi ne yapıyorsa kendi olanaklarıyla ve kendi ceplerinden yapıyorlar. Haydi, bunu geçtik diyelim, özgürce çalışmalarını yürütmelerinin olanağı var mı? Elbette ki yok. 'HAYIR' çalışması yapanlar hemen her yerde engellemelerle karşılaşıyorlar. Güvenlik güçleri engel üstüne engel çıkarırken de "emir kuluyuz' ne yapalım demeyi de ihmal etmiyorlar. Daha da üstlerine gidilirse pat OHAL'e sarılıp hop dur orda memlekette OHAL var diyebiliyorlar.

Bunları da geçtik; acaba 'EVET'i savunanların halkı ikna edecek bir tek sözleri var mı? Kesinlikle yok. Yok, çünkü getirmek istedikleri anayasa ile amaçlanan şey demokrasinin D'sinden bile söz etmeyi engelleyici nitelikte. Yargı bağımsız değil, tepeden tırnağa her şeye bir kişi karar verip uyguluyor. Bütün makamlara o atama yapabildiği gibi onları istediği zamanda görevinden alabiliyor. Meclis devre dışı, adı var kendisi yok yani. Gerçek sayı 550'den 600'e çıkarılmış ama işlevi de elinden alınıvermiş. Bir kişinin iradesi ülkenin tümünün iradesine egemen kılınmış. Bakan çıkaramıyor. Gensoru veremiyor, hatta bakanlarla yüzsüze gelmesi bile söz konusu değil. Yazılı soru sorabilecek ama irade olarak bakanlara karşı hiçbir yaptırımı da yok.

Sizin anlayacağınız padişahlık sisteminden bile öte bir anlayışla yönetilmek isteniyoruz. Bu durumda da 'EVET'çiler çıkıp da getirdikleri anayasayı nasıl savunabilecekler ki? İş böyle olunca da AKP ve saray çevresi de savunamadığı için yalan ve iftiraya başvurmayı en çıkar yol olarak görüyor ve 'EVET' çıkmazsa yok terör artarmış, 'HAYIR' oyu vermek isteyenler teröristmiş, eğer 'EVET' çıkarsaymış Türkiye uçacakmış falan filan kısacası her bir sözü yalan olan düşüncelerle gözümüzün içine bakıla bakıla karalama ve kandırma kampanyası yürütülüyor. Camileri de bu işe alet etmeyi unutmayan bu kesimlerin Türkiye'yi getirdiği bataklık işte bütün çıplaklığı ile önümüzde. Bu durumda sizlere deniyor ki; "EVET' deyin padişahlık gelsin, işin aşın yoksa yok sende aç dolaş, perişan yaşa. Hani işi iyice zıvanadan çıkaranlar 16 Nisan tarihinde 'EVET' çıkacağına dair hadislerin olduğu uydurmasını bile yapabiliyorlar.

Sonuç; bunları ağzından çıkan her söz yalan, getirmek istedikleri düzen ise tek kişinin egemenliğini savunan padişahlık, krallık, diktatörlük. Varın gerisini siz düşünün. Ya 'HAYIR' deyip her türlü hak ve özgürlüklerimizi elimizden almak isteyenlere geçit vermeyeceksiniz ya da 'EVET' diyerek köle halkasını boynunuza geçirmeyi kabul edeceksiniz.

Bizim inancımız odur ki bu halk bu dayatmaya ve göz boyamaya geçit vermez, 'HAYIR' diyerek gönderir ve tozutanlara hak ettikleri dersi verir.

Unutmayın, 43 gün var, 'HAYIR'a devam…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA