turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 MART 2017

Ne yazsak az, ne konuşsak yetersiz. Ülkemizde ve dünyada yaşananlara bakınca insanın umutsuzluğa kapılmaması için bir neden yok. Yeryüzünün insanları kıstırılmış, ezilmiş, insan yerine konulmamışlar. Dört bir yanı yemişlerle dolu dünyanın ballı incirlerinden bile tatmadan insanlar ölüp gitmişler. Kadınlarsa iki kez ezilip iki kez akıl almaz eza ve cefaya katlanmak zorunda kalmışlardır.

Yeryüzüne her gün yeni yeni sömürü ve zulmü pompalayan kapitalist/emperyalist sistem insanlığın dünyadan bir haber yaşaması ve olup bitenleri anlamaması için her türlü gericiliğe ve insanlık dışı uygulamalara ortam hazırlayıp insanoğlunun boynuna geçirivermiş boyunduruğu. Bu gerçek senaryoda ise kadınlar kat kat fazlasını görmüşler zulmün de zalimliğin de acısını.

Gerçekler bu denli ortadayken nasıl olmaktadır da kapitalist/emperyalist dünyanın zalimleri timsah gözyaşı döküp kadınlarla ilgili aslı astarı olmayan sadece ve sadece kandırmaya yönelik cilalı sözlerin peşinde bayrak açıp kadınların duygularına seslenir olmuşlar gerçekten de düşündürücüdür. Düşündürücüdür diyorsam da bir gerçeği de görmemezlikten elbette ki gelemeyiz. Sosyalistler tarih sahnesine çıktıktan sonradır ki kadınlarla ilgili gerçeklerin ne olduğunu bir bir ortaya koymuşlar, koymakla da kalmayıp kadınların hak ve özgürlükleri ile ilgili geniş alanlar açmak için her türlü özveriyi göstermişlerdir. Bundan sonradır ki kadınlar sosyalistlerin girişimleriyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kendileri için bir çıkış noktası kabul etmişler ve de mücadeleye atılarak dünyanın çarkını iyiden, güzelden yana çevirmek için sahnede yerlerini almışlardır.

Bu korku nedeniyledir ki kapitalist/emperyalist dünyanın egemenleri kadınları ağızlarına alır olmuşlar ve kadınlara istemeseler de demokratik hak ve özgürlüklerinin bir bölümünü vermek zorunda kalmışlardır. Bugün dünyanın dört bir yanında kadınlar konuşuluyor ve onların hak ve özgürlüklerinden söz ediliyorsa bunda Clara Zetkin'in, Rosa Luxemburg'un, Behice Boranların emekleri vardır. Hiç kuşkusuz bu emekler biz komünistler tarafından hiçbir zaman unutulmayacaktır.

Gelelim ülkemize. Ülkemizde kadınlarımızın durumu genel anlamda içler acısıdır. Bugüne kadar sağ iktidarların özellikle de dini hasletleri yüzünden kadınlar sürekli olarak aşağılanmışlar ve de hor görülmüşlerdir. Bu yüzdendir ki, bir şiddet olayında yaşam hakkı elinden alınmış olan kadınlarımızın yargı önünde doğru dürüst "adalet yerini buldu" diyeceğimiz bir kararına bile tanık olmadık. Gerici ve sağ iktidarlar sürekli olarak kadınları aşağılayıp kadınlarla ilgili akıl almaz düzmeceleri dine dayandırarak propaganda ettiler. Hiçbir zaman kadınlarla erkeklerin eşit olmayacağını söyleyen ve bu işin fıtratında var diyen Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin başına Başbakan, Cumhurbaşkanı oldu. Tarikatlar, cemaatler sürekli olarak kadınları aşağılayan düşünceler ileri sürüp toplumda öyle bir karanlık yarattılar ki bir türlü kadın cinayetlerinin önüne geçilemez oldu. Hele de AKP iktidarı ile birlikte öyle bir ortam oluştu ki erkekler kadınlara daha rahat şiddet uygular oldular, daha kolay kadınları katlettiler.

2016 yılı içinde bu yüzden tamı tamına 367 kadın şiddete uğrayıp katledildi. Küçücük kızlarımız cemaat yurtlarına doldurularak beyinleri yıkandı, tecavüzlere uğradı. Denetimsizlikten ve keyfilikten bu çocuklarımız yangınlarda yaşamlarını yitirdiler. Türkiye öyle bir karanlık günlerin öngününe geldi dayandı ki bir adım ötesi kadınlar için gerçekten de cehennem diyeceğimiz bir uçurumun en uç noktası. İktidarlar geceli gündüzlü kadınların başına nasıl türbanı geçiririz diye konuşup yasal zeminini hazırladılar da bir gün olsun kadınların çektiklerinin gerçek nedeni üzerinde durup sorunların üzerine yürümediler. Onlar için varsa da yoksa da türbandı, kadınların kapatılıp sosyal yaşamdan çekilip alınmalarıydı.

Bir başka deyişle AKP iktidarı kadınlara cehennemi sunan bir iktidar olarak tamı tamına 15 yıldır iktidar koltuğunda oturuyor.

Şimdi sözünü ettiğimiz AKP ve saray iktidarı için bütün bunlar yetmemiş olacak ki, anayasa değişikliği ile ülke cehenneme çevrilmek, temel hak ve özgürlüklerini kullanamaz olsunlar, bir kişinin egemenliği altında birer kul olup çıksınlar isteniyor. Böyle bir sistemde de kuşkunuz olmasın ki kadınlar çok daha ağır eza ve cefa çekeceklerdir.

Bugün AKP ve sarayın anayasasının halk tarafından oylanmasına 39 gün kalmıştır. Kadınlarımızın büyük bir çoğunluğu gerçekleri gördükleri için hemen her yerde ayaktadırlar. Anayasa değişikliğine 'HAYIR' denilmesi için yollara düşmüşler, meydanlara çıkmışlardır. Görünen odur ki kadınları ayağa kalkan bir ülkeye boyun eğdirmenin hele de bir kişinin egemenliği ve buyruğu altına girmelerini sağlamanın olanağı yoktur. Bu yüzden kadınlarımız 'HAYIR' türküleri ve belgileriyle (Slogan) meydanları çınlatmaktadırlar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu yüzden önemlidir, yaşamsaldır.

Bizim ülkemizde ise çok daha önemli ve de çok daha yaşamsaldır. Çünkü kadınlarımız kendileri için, ülkeleri için yeryüzünün güzelleşmesi için ayaktalar.

Dolayısı ile kadınların ayakta olduğu bir ülkede güneşli günler görmemiz de iyice yakınlaşmış demektir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA