turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÜLKE BABALARININ ÇİFTLİĞİ OLDU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 MART 2017

Ülke ekonomik çıkmazın içine girmiş, yaşamsal tehlike ile karşı karşıyaymış dertleri bile değil. AKP ve saray iktidarı öyle bir tantana ve şaşa yönetimi oluşturmuş ki 11 uçaklık filoya erişmişler. 3 Adet de helikopterleri var. Bu uçakların yıllık gideri bile 25 milyon 9 yüz bin lirayı buluyor. Artık uçuş ve diğer giderleri varın siz hesap edin.

Bütün bu şaşa ve tantanaya karşın yurttaşın yaşam kalitesi düştükçe düşmekte, yığınlar açlığa ve yoksulluğu talim etmektedirler. Oysa bu denli yoksulluk içinde kıvranan yığınlar ise bölünmüş yollarla, havaalanlarıyla, tünellerle, köprüler vb şeylerle kandırılarak uyutulmak isteniyor. Salt bu kadar olsa neyse daha neler söz konusu neler. Ülkede iç barış bozulmuş, ülke dışarda tehlikeye düşürülmüş, askerlerimiz yabancı topraklarda hemen her gün kayıplar veriyor.

Demokratik hak ve özgürlüklerin kırıntısından bile söz edemez hale gelmişiz. Özel Harekat polisleri Dilek Doğan'ı kasten vurmuş, polisin çektiği görüntüler ve görüntülerde söz konusu olan konuşmalar kasten silinmiş, bilerek görevini kötüye kullanan kişi hem emniyetçe hem de yargı tarafında kurtarılmaya çalışılıyor. Bu yüzden görüntüler silinmiş ama jandarmaca kurtarılan görüntüler gerçekleri bir bir ortaya koyuyor. Savcı mütalaasında özel harekatçının suçunu taksirli suç kapsamına alarak para cezası ile kurtarılacak bir noktaya çekiyor sanığın alması muhtemel cezayı.

İktidar hepten haritayı, pusulayı şaşırmış muhalefeti bir kaşık suda boğmak için elinden gelen her şeyi yapabiliyor. Muhalefetin toplantıları basılıp engellenmek isteniyor. Sinan Oğan'ın ileri sürdüğüne göre kendisi kürsüde konuşurken saldıran kişi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın isteği ile salıverilmiş. Şimdilerde AKP'liden de AKP'li kesilen Bahçeli kendisine muhalefet edenlere karşı saldırı emri verebiliyor.

Gazeteciler eften püften nedenlerle tutuklanıyorlar ama aradan onca zaman geçmesine karşın haklarında iddianame bile hazırlanmış değil. Yani sizin anlayacağınız savcı dava açacak kanıttan yoksun olduğu için sanıkların içerde tutulmasına olanak sağlıyor. Bir iktidar düşünün ki yurttaşlarına kumpas kurarak onları faka bastırmaya çalışıyor ve de istediğini içeri atmak için gözü kara uygulamalardan çekinmiyor. Çekinmiyor çünkü yargı iktidar tarafından raptı zapt altına alınmış.

Başbakanından cumhurbaşkanına kadar herkes Kılıçdaroğlu'nun yanlışlıkla ağzından çıkan sözleri ağızlarına dolamışlar, Kılıçdaroğlu'nun yeni sistemde başbakan olmayacağından haberi bile yok diyerek akıllarınca eğleniyorlar. Oysa dönüp bir kendilerine baksalar nelere tanık olacaklar nelere. Başbakan koltuğunda oturan kişi bir konuşmasında "abidik-gubidik başbakanlardan söz edebiliyor. Recep Tayyip Erdoğan yeni anayasa değişikliğinde hiç böyle bir şey olmamasına karşı 100 bin imza toplandığında seçimlere gidilebileceğini bile söyleyerek gafın da Allah'ına imza atıyor.

Şu Almanya'da AKP'nin bakanlarına 'EVET' miting ve toplantıları yapmalarına izin verilmedi ya, Recep Tayyip dahil bakanlar Almanya'nın ne Naziliğini koydular ne de faşistliğini. Hep bir ağızdan demokrasi nerde demokrasi diye sorarlarken bir kez olsun akıllarına kendi ülkemizdeki uygulamalar gelmiyor niyeyse. Oysa muhalefet toplantıları basılıyor. Muhalefetin toplantılarının engellenmesi için bin bir yola başvuruluyor. Basın açıklamaları, bildiri dağıtmaları OHAL'e dayanılarak yasaklanıyor, kimi 'HAYIR'cılar bu yüzden gözaltına alınmış hatta tutuklanmışlar. 'HAYIR' oyu verenler teröristlikle suçlanarak teröriste yapılacak muamelenin aynısının onlara da yapılacağı sık sık dillendirilip tehditler savruluyor. Yani sözün özü işin haritası pusulası iyice elden kaçırılmış.

Aslında bu iktidarla ilgili ne yazsak ne söylesek az. Bir yandan Bahçeli'ye ülkenin bekası için 'EVET' oyu verilmesi söylettiriliyor. Diğer yandan da ülkenin bekasını tehlikeye sokacak her türlü adımlara bu iktidar tarafından göz yumuluyor. Bir düşünün Amerikalılar Menbiç'te PYD'lileri koruma altına almışlar ama diğer yandan da Diyarbakır'da kullanımlarına verilen hava üssü Amerikalılar tarafından büyütüldükçe büyütülüyor ama iktidarın bunlardan haberi bile yok.

İncirlik üssü yine öyle emperyalist güçler burasını babalarının çiftliği gibi kullanmaya devam ediyorlar. Bugüne kadar iktidardan bu konularla ilgili içi boş birkaç cart curt sözünden başka bir söz bile duymuş değiliz.

Sonuç; bu iktidar tarafından ülke gerçekten de beka sorunu ile karşı karşıya bırakılmış olup eğer 16 Nisan günü olabileceğine hiç olanak vermiyoruz ama olur da bir evet çıkarsa beka sorunu neymiş, ülke ne duruma düşermiş işte o zaman hepimiz gerçeklerle yüz yüze kalacak ve de geri dönüşü olmayan bir yola da girmiş olacağız.

İşte bunun için gecemizi gündüzümüze katıp AKP ve saray iktidarı ile birlikte Bahçeli'nin ipliğini pazarla çıkarmalı ve 17 Nisan sabahı 'HAYIR'ın bayrağını göndere çekip olası tehlikeleri bertaraf etmek için elimizden geleni yapmalıyız.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA