turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AK PARTİ DENSE NE OLUR AKP DENSE NE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 MART 2017

AKP'nin getirdiği anayasa halkoylamasına sunulacak ya gerçek anlamda yığınlara bu anayasanın özü anlatılması gerekirken şirin görünerek sonuç alınmaya çalışılması ne acı değil mi? Oysa AKP'nin kimseye ne şirin görünmek derdi var ne de attığı adımlardan geriye dönmesi olası. Onlar her fırsatta bildiklerini okuyorlar. Kimisi 'HAYIR' diyenlere ne yapacağız sorusunun arkasından tetiği basıyor cayır cayır ateş ediyor, kimisi 'HAYIR'cılara PKK'ya yapılan muamele yapılacak diye oturduğu savcı koltuğunun ne anlama geldiğini de bir kenara iterek yurttaşları yargı gücüyle tehdide yöneliyor.

En tepedeki muhterem ise hepsinden beter sözler söyleyerek; "HAYIR diyenlerin yeri çukur" deyip yurttaşların en az yarısını ölümle ve kırımla susturmaya çalışıyor. Bir kendini bilmez AKP'li çıkmış, Recep Tayyip Erdoğan'la boy boy resimler çektirmiş, AKP Genel Merkezi'nin önünde kasıla kasıla çektirdiği resim ortada, Sakarya Valisi Coş'u ziyaret edip geçmiş kameraların karşısına. (Siz Hüseyin Avni Coş kimdir biliyorsunuz elbette) Aynı kişi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sakarya'ya geldiğinde gişelerden geçerken orada bitip AKP'li olmadığını söyleyerek Kılıçdaroğlu'na provokatif sorular soruyor.

AKP'nin üst yöneticilerinin konuşmalarına baktığınız zaman görüyorsunuz ki her fırsatta CHP'yi ağızlarına dolamışlar ne teröristliğini bırakıyorlar ne de ülkeye vermiş olduğu zararları. Yani sizin anlayacağınız yalan bunların peynir ekmek gibi yedikleri nimete dönüşmüş. Ülkemizde gerginliğe dair ne var ve de yaşanıyorsa bu iktidarın başının altından çıkıyor. Yurttaşlar karşı karşıya gelecek denli kutuplaştırılmış, birçok yerleşim yerlerinde yurttaşlar birbirlerinin yüzüne bakmamak için gittikleri kahveleri bile değiştirmişler. Bazıları bu gidişten haklı olarak rahatsız. Bu yüzden de tansiyonun düşmesinden yana düşünceler ileri sürüyorlar. Bu düşünceleri ileri sürenler her ne hikmetse CHP'ye verip veriştirirken AKP'yi teğet geçmeye özen gösteriyorlar. Bugünlerde bu tartışmalara bir yenisi daha eklendi.

CHP'nin bundan böyle AKP'ye AKP deyemeyeceği, AK Parti diye hitap edeceği. AKP'liler bu konuyu ele alırken teşekkür edecekleri yerde bu yönde davranmayıp bakın akılları başlarına nasıl geldi bağlamında bir tutum sergiliyorlar. Yani açıkça söylememek gerekirse AKP'nin bu tür yaklaşımlarla yumuşayacağı falan yok. AKP ve saray iktidarı zaten gerginlik politikalarından beslenip bu politikalardan kan aldığını düşündüğü için yolunu milim bile değiştirmeksizin yoluna devam ediyor.

Gerçeklere gelince; hiç kuşku yok ki ülkemiz 16 yıllık AKP iktidarı ile bugüne kadar tanışmadığı ve de görmediği şeylerle karşılaştı. Yolsuzluk, çalma çırpma, adam kayırma, rüşvet, ihale yolsuzlukları, iç ve dış politikada çuvallama, ülkeyi beka sorunu ile karşı karşıya getirmek gibi sayılamayacak kadar çok ağır suçlar işledi. Demokratik yönde ilerlemenin önü kesilmekle kalmadı, her türlü hak ve özgürlüklere de son verildi. Ülke şimdilerde bunlar tarafından OHAL'le yönetiliyor. Hukuk bir daha dönmemek üzere bu iktidar tarafından tatile yollandı. Yargı bağımsızlığına son verildi ve yandaş bir yargı sistemi organize edildi, tıpkı Fethullahçılar örneğinde olduğu gibi. Ülke içerde ve dışarda barış ortamının dışına sürüklendi.

Bu politikaların sonucudur ki şimdi giderilmesi çok güç sorunlarla karşı karşıyayız. Ekonomi çökmüş durumda hemen her geçen gün yurttaşların sırtına yüklenen ağırlık daha da artıyor. Eğitim bitmiş, sağlık hizmetleri para ile verilir hale getirilmiş, ortalık pıtrak gibi biten özel hastanelerle doldurulmuş. Gün geldiğinde sağlık hizmetleri verilemez hale gelirse kimse ama kimse şaşırmamalıdır çünkü gidiş bu yöndedir.

Ülke varlıkları satılmış, savrulmuş tek tek yabancıların eline geçmiş. Borç batağında çırpınan ülkemizin geldiği nokta Osmanlının Duyunu Umumiyesi ile hiç ama hiç farklı değil. Bu yüzdendir ki iktidar tarafından oluşturulan Varlık Fonu'na bir kararname ile ülkemizin en önemli kuruluşları devredilivermiş. Yani ipoteklenmiş. Kimileri bunlar; yollar, tüneller, havaalanları yaptılar diyorlar ya bunların tamamı hazine garantisiyle ve Türkiye'nin soyulması üzerine inşa edilmiş.

Gelelim asıl önemli konuya; yatırım yapılabilir, ekonomi kurtarılabilir ancak ülke elden giderse bunların ne hiçbiri yapılabilir ne de yapmak için bir ortam söz konusudur. AKP ve saray anayasa değişikliğini halkın oyuna sundular. 15 Nisan günü halk oylaması yapılacak ya eğer hasbel kader bir 'EVET' çıkarsa Türkiye saraydan alınan ve millete verilen egemenliği yeniden saraya devretmiş olacak. Böylece de Türkiye hem içerde hem de dışarda saygınlığı kalmayan bir ülke olacak ve padişah yönetimi yeniden diriltilecektir.

Şimdi bütün bu olanların ve de olacakların mimarı konumundaki bir partiye sizler çıkıp AKP deseniz ne olur Ak Parti deseniz ne olur? İşin özü karşımızda capcanlı ve de bütün felaket haliyle karşımızda duran gerçeklerle yüz yüzeyken sonucu bu kafayla değiştirmemiz gerçekten de düşten öte bir şey değildir. Yapılması gereken şeyse ülkeyi bu hale getirenleri halkın gözünde açık hale getirmek ve yapmak istediklerini bir bir ortaya koyarak bunların önünün kesilmesidir. Bizler bu gerçekler ışığında ota ot, çöpe çöp deriz. Kimse bize zibili altın diye yutturamaz. Yutturmaya kalkanlara da iyi gözle bakmayız, bakamayız.

'HAYIR' diyoruz çünkü anayasa değişikliği bu ülkeye felaket getirecektir. AKP'ye AKP diyoruz çünkü Ak sözcüğü ile gün ve gece kadar birbirine zıt olan şeyi birbirine karıştırmayacak kadar aklımız başımızda bilincimiz yerindedir. Bilmem yeterince açık oldu mu?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA